İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
77
üzerine, daha darbe girişiminin ilk
anlarından itibaren olayları uzaktan
da olsa izlemeye, anlamlandırmaya
çalıştık. Yaşananlar henüz çok sıcak.
Herkesin anıları taze. Arkadaşlarımın,
dostlarımın çoğu olayları bizzat yaşadı.
Bu nedenle, o gece ne oldu konusuna
hiç değinmeyeceğim. Medyamızda “o
gece” tüm detayları ile enine boyuna
sergileniyor, tartışılıyor. Mahkeme sü-
recinde gerçekler daha net biçimde
ortaya çıkacak; geriye dönük bir he-
saplaşma yaşanacak. Bu noktaya na-
sıl geldik sorusunun cevabı çok daha
doğru olarak verilecek. Ama aklıma
geldikçe hala tüylerimi ürperten şu so-
runun cevabını belki asla tam olarak
veremeyeceğiz: Eğer darbe girişimi ba-
şarılı olsaydı bugün nasıl bir Türkiye’de
yaşıyor olacaktık?
Bu soruyu herkes kendine sormuş
ve cevabından hiç memnun kalmamış
olmalı ki o gece Türk halkı sokaklara
inerek darbecilere direndi, egemenliği-
ni, ne oldukları belirsiz bu gruba teslim
etmeyi reddetti. Bence bu reddedişte
son yıllarda yakın çevremizdeki ülke-
lerde yaşanan “baharların” acı sonuçları
mutlaka rol oynamış olmalı diye düşü-
nüyorum. Halkımız birkaç senedir hayli
kalabalık bir Suriyeli göçmen grubunu,
ülkenin her yerinde misafir ediyor. Bu
insanların çektiği acılara bire bir şa-
hitlik ediyor. Bir ülkenin, çok kısa bir
süre içinde bu hallere düşebileceğini,
aileleriyle evlerinde normal yaşantıla-
rını sürdüren insanların bir gün sonra
yaban ellerinde sokaklarda dilenir du-
ruma gelebileceğini biliyor, öğrendi.
Bence vatandaşlar o gece biraz da böyle
olmayı, bu duruma düşmeyi reddetti.
15 Temmuz darbe girişimini hafı-
zamdaki eski darbelerin hatırlattıkları
ile karşılaştırınca şu farkları görüyo-
rum.
• Halk 27 Mayıs darbesinde olduğu
gibi sessiz kalmadı, 12 Eylül’de-
ki gibi apolitik bir tutum içinde
beklemedi, demokratik yollar-
dan seçilmiş hükümetin devril-
mesine izin vermedi. Bir an bile
Avrupa Birliği yolu tekrar açıldı. Güm-
rük Birliği, adaylık ve nihayet müza-
kerelerin başladığını gördük. Kişi başı
gelirimiz 10 bin dolar düzeyine çıktı.
Artık darbe günleri geride kaldı diye
düşünüyorduk. Gerçi arada, post mo-
dern darbe, elektronik darbe gibi ga-
riplikler yaşadık ama en azından si-
lahlı kalkışmanın artık olmayacağına
toplum olarak inanmıştık. Zaten teori
ne diyordu? Gelir düzeyi 10 bin doları
aşan ülkelerde darbe olmaz! Ama sos-
yal bilimlerde gerçek hayatın teori ile
örtüşmediğini, son gerçek darbeden 35
yıl sonra, yaşadığımız acı tecrübe ile bir
kez daha öğrendik.
15 Temmuz’u Yaşamak
Ben o geceyi yurtdışında yaşadım.
Genelkurmay binası civarında ikamet
eden bir arkadaşımdan gelen mesaj
Yurtdışında devlet bursuyla yüksek
lisans yapmak için başvuru yapmaya
hazırlanıyordum. Darbenin nasıl bir
şey olduğunu bu defa da bir yetişkin
olarak yaşadım. 12 Eylül sabahı erken-
den, karşı komşumuzun nikâh törenine
gitme planları yaparak uyanmış ancak
sokağa çıkma yasağı olduğunu öğrenin-
ce, balkonda gelinliği ile oturan kızcağız
ile birbirimize el sallayıp acı acı gülüş-
müştük. Bu darbeden sonra normale
dönüş sürecini hem siyasi hem de eko-
nomi alanlarında daha yakından izleme
şansım oldu. Tarıma dayalı kapalı bir
ekonomiden yola çıkıp, sanayiye dayalı
açık bir ekonomiye dönüşümümüzü,
içeriden, bu kararların alınıp uygulan-
dığı merkezlerin çok yakınından izleme
ve uygulamaya kendimce katkıda bu-
lunma şansım oldu.
Bu normalleşme süreci sonunda




