İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
75
D
arbelere aşinayız. Hem de her
türüne. Sonuca ulaşmış veya
bu sonuncusu gibi akim kalmış
birçok kalkışma gördü Türk milleti.
Benim yaş grubumdaki Türk vatan-
daşları bunların hepsine, gençler daha
azına şahit oldu, etkilerini bizzat yaşadı,
anılar biriktirdi. Parçası olduğumuz
çağdaş dünyada kaç ülkenin vatanda-
şının darbe anıları kataloğu vardır ki?
Kendimden biliyorum.
Ben 27 Mayıs darbesini bir ilkokul
üçüncü sınıf öğrencisi olarak, rahmetli
beni en çok etkileyen, anneannemle
birlikte, geceleri radyoda Yassıada du-
ruşmalarını, onun hıçkırıkları ve yarı
kızgınlık içeren söylenmeleri eşliğinde
dinlemekti. Rahmetli Adnan Menderes’i
sever, mahkemedeki detaylı ve samimi
ifadeleri için çok kızar; sanki onu du-
yacakmış gibi “görmedim, duymadım,
bilmiyorum desene, bunların niyeti
kötü” diye kendi kendine söylenirdi.
Gazetelerdeki idam resimlerine ise yıl-
larca bakamadım. O dönemde maruz
kaldığımız tüm propagandaya rağmen
pederimin geçici bir görevle bulundu-
ğu Ankara’da yaşadım. Her gün okula
gitmek için yakınlarından geçtiğimiz
Cebeci’deki Siyasal Bilgiler Fakültesi
civarındaki gösteriler ve atlı polisin
müdahale sahneleri aklıma çakılmış,
birkaç da silah sesi duymuştum. Yaşıtım
olan oğlu ile birlikte bahçelerindeki
sarı ve kırmızı kirazları yiye yiye biti-
remediğimiz karşı komşumuz Muzaffer
Amca’nın resmini gazetelerde “ihtila-
lin güçlü yarbayı” olarak görmem de
yine aklımda kalan anılardan biri. Ama




