İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
67
Ceza miktarının astronomik duru-
munu vurgulamak için Avrupa Komisyo-
nu’nun benzer sebeplerle verdiği ikinci
en yüksek para cezasını hatırlamak ge-
rekiyor; Komisyon, 2012 yılında AB’deki
televizyon ve bilgisayar ekran parçaları
üreticilerinin oluşturduğu bir kartele
toplamda 1.4 milyar avro tutarında ceza
öngörmüştü. Son rekor, öncekinin 2 katı.
Bu da aslında Avrupa Komisyonu’nun
son dönemde AB müktesebatı ile reka-
bet politikalarını geliştirme ve uygulama
yönündeki artan hevesini gözler önüne
seriyor. ABD yargı sisteminin aksine, AB
müktesebatı, kartel oluşturmaya bir ha-
pis cezası öngörmüyor. Dolayısıyla artan
para cezaları ile caydırıcılığı azami oran-
lara çekme stratejisi önem kazanıyor.
Sayılarla ifade etmek gerekirse, 1990 ile
1994 yılları arasında AB’de ortaya çıka-
rılan kartellere verilen ceza toplamda
540 milyon avro tutarındayken, 2010
ile 2014 tarihleri arasında bu mikta-
rın 8.7 milyar avroya çıktığı görülüyor.
Öte yandan, cezanın doğru olmadığını
öne süren ve cezanın azaltılmasını talep
eden her şirketin temyize ABAD’a baş-
vurma hakkı baki.
Peki Komisyon Bu
Kararıyla Tam Olarak Hangi
Hukuksuzluğu Cezalandırıyor?
Avrupa’da mal ticaretinin önemli
bir unsurunu oluşturan Avrupa otoban-
larındaki 30 milyondan fazla kamyon
üreticisinin, tam olarak neden tarihin
en büyük rekabet hukuku cezasıyla karşı
karşıya olduğuna derinlemesine bakmak
önemli. İlk olarak ve en önemlisi, kam-
yon üreticilerinin Vestager’i bu kadar
sinirlendiren, rekabete aykırı durum
yaratan faaliyetleri, fiyatların belirlen-
mesi aşamasında ortaya çıkıyor. Gerçek-
leştirilen soruşturmaların ve ifşaların
ardından görüldüğü üzere, bahsi geçen
şirketler, ürünlerin fabrikadan çıkış fiya-
tını, yani herhangi bir ülke iç pazarında
veya yerel pazarda fiyatlandırılmadan,
ekmaliyet eklenmeden önce düzenlenen
fiyatı belirlerken ortak hareket ediyor.
Dolayısıyla bu durum şüphesiz rekabet
hukukuna aykırılık teşkil ediyor. Ulusla-
rarası basına yansıyan haberlerde, kartel
toplantılarının 1997-2004 yılları ara-
sında üst düzey yöneticiler seviyesinde
ve zaman zaman ise ticaret fuarlarında
gerçekleştiği, 2004 yılından itibaren
ise elektronik ortama taşındığını öne
sürülüyor.
Avrupa tarihinin en yüksek kartel
cezasının tek sebebi fiyatlandırmadaki
hukuksuzluk değil. Küresel konjonk-
türde çok popüler ve kritik bir mese-
le; çevrenin korunması meselesi de
soruşturma kapsamına alındı. Katı AB
emisyon standartlarıyla uyumlu emis-
yon teknolojilerinin, kamyonlar için ne
zaman uygulamaya koyulacağı ve bu
yeni teknolojinin tüketiciye yansıyacak
maliyetini de kartel üyeleri ortak bir tu-
tumla belirlemiş. Çevre kirliliğine ilişkin
bu meselede kamyon üretim devlerinin
tutumu, Volkswagen’in geçtiğimiz dö-
nemde çevre kirliliğinin önlenmesine
ilişkin testlerde hile yaptığına ilişkin
otomotiv sektörüne bomba gibi düşen
skandalı akla getiriyor ve belki de taşlar
bir nebze daha yerine oturuyor.
AB rekabet hukuku, kartelleri ve
diğer rekabeti kısıtlayıcı iş anlaşma-
larını yasaklıyor. AB üyelerinin ulusal
yargı mekanizmalarında da Avrupa
Komisyonu’nun rekabet hukukuna
aykırılık kararları kanıt niteliği teşkil
ediyor. Bu çerçevede Komisyon, ihlali
gerçekleştiren tarafları, dünya çapın-
da toplam cirolarının yüzde 10’unu
aşmayacak oranlarda para cezalarına
mahkûm edebiliyor. Öte yandan AB
yargı, sivil toplum ve yolsuzlukla mü-
cadele çevrelerinde gittikçe daha fazla
popüler hale gelen bir fenomen reka-
bet hukukunda da öne çıkıyor: muhbir
(
whistleblower
).
Otomotiv Kartelinde
Bir Muhbir: MAN
Uzun yıllar devam eden ve belki de
AB’nin en usta projeci, operasyoncuları-
nın yürüttüğü bu büyük kartel nasıl ifşa
oldu? Burada, hukukun, muhbir meka-
nizmasını ödüllendirdiği nadir örnek-
lerden biriyle karşı karşıyayız. Süreci
rekabet otoriteleriyle paylaşan ve eğer
ifşa etmeseydi belki de en yüksek cezay-
la karşı karşıya kalacak olan MAN, işbir-
liği sebebiyle cezadan muaf tutuluyor.
Volvo, Daimler ve Iveco ise kartel ortaya
çıktıktan sonra suçu kabul ettikleri ve
Komisyon ile işbirliğine gittikleri için
belli oranlarda ceza indirimi aldı.
Nihayetinde bu kamyon devlerinin
her birinin Türkiye’de de yüksek ha-
cimlerdeki işlerin parçası olduğu dü-
şünüldüğünde, AB’deki her büyük çaplı
gelişmenin aslında Türkiye’de de yankı
bulduğunu, Türkiye-AB ilişkilerinin ta-
raflarının iç içe geçen bir yapıya sahip
olduğunu zaman zaman böyle örneklerle
hatırlamak gerek.
■




