İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
23
olduğunu söylerken , Almanya SDP’den
Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel,
Türkiye’nin AB’ye katılımının 10-20 yıl
daha mümkün olmayacağını söyledi
15
.
Darbe girişimi sonrasında Türki-
ye’nin üyelik müzakerelerinin gelece-
ğine ilişkin tartışmaların yanında, AB
çevrelerinin üzerinde durduğu bir diğer
konu, vize serbestliği ve Mart ayında
yapılan mülteci uzlaşısı oldu. AB genel-
likle vize konusunda Türkiye’nin tüm
kriterleri yerine getirme şartından taviz
verilmeyeceğini vurgularken, mülteci
anlaşmasının devam etmesi konusunda
oldukça hassastı. Almanya Başbakan
Yardımcısı Sigmar Gabriel, iki konunun
birbiriyle alakalı olmadığını ve bu ko-
nunun bir şantaj malzemesi olmama-
sı gerektiğini hatırlatırken, Komisyon
Başkanı Juncker Türkiye’nin vize ser-
bestliği için koşulları yerine getirme-
sinin şart olduğunu vurguladı. AB’nin
bu tutumuna karşı, gerek Cumhurbaş-
kanı Erdoğan, gerekse Dışişleri Bakanı
Çavuşoğlu ve AB Bakanı Çelik, birçok
defa AB’nin vize konusunda sözünü
yerine getirmesi gerektiği aksi takdirde
Türkiye’nin mülteci anlaşmasını dur-
duracağını açıklamıştı
16
. İki taraf ara-
sındaki bu farklılığın nasıl çözümlene-
ceği önümüzdeki günlerde belli olacak.
Ancak mülteci anlaşmasının AB için
kritik önemi dikkate alınırsa, Türkiye
ile uzlaşmaya açık olacağı, yetkililer
arasındaki teknik bazı görüşmeler son-
rasında bir gecikmeyle de olsa vize ser-
bestliğinin sağlanacağı öngörülebilir.
Avrupa Konseyi Genel
Sekreteri Jagland’ın Ziyareti
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer
yetkililerin darbe sonrasında Batı’ya
yönelik sitemlerini gideren tek önemli
ziyaret, Avrupa Konseyi Genel Sekre-
teri Thorbjorn Jagland’ın ziyareti oldu.
Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi oldu-
ğu dikkate alınırsa, bu ziyaretin önemi
ve gerekliliği daha fazla anlaşılabilir.
Türkiye’nin 13 Nisan 1950’de 13’üncü
üye olarak katıldığı ve bugün 47 Avru-
pa ülkesini barındıran Avrupa Konse-
yi özellikle demokrasi, insan hakları
ve temel özgürlükler açısından Avru-
pa değerlerini temsil eden bir örgüt.
Türkiye 1987 yılından beri Avrupa Kon-
seyi bünyesindeki Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’ne bireysel başvuru hak-
kını da tanımış durumda. Dolayısıyla,
Türkiye henüz AB üyesi olamasa da,
Avrupa Konseyi üyesi olarak, Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olma-
sı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkeme-
si’ne bireysel başvuru hakkını tanıması,
geniş Avrupa içinde yerini çoktan almış
olduğunu ve Avrupa Konseyi’nin tem-
sil ettiği ve gözetimini yaptığı Avrupa
insan hakları rejiminin bir parçası ol-
duğunu ortaya koyuyor. Türkiye’nin Av-
rupa Konseyi üyesi olarak yükümlülük-
lerini yerine getirmemesi, Avrupa’dan
dışlanması anlamına gelir ki bu Türki-
ye’nin siyasi ve ekonomik olarak göze
alabileceği bir durum değildir. Benzer
şekilde, Avrupa için de, Türkiye’nin bu
şekilde dışlanması rasyonel bir seçim
olmayacaktır.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri
Jagland, Türkiye’nin geçirmekte olduğu
bu zor dönemde yapmış olduğu ziya-
ret ve gerçekleştirdiği görüşmeler ile
Türkiye’ye güçlü bir destek vermiş oldu.
Jagland, ziyaretinde diğer Avrupalı
yetkililer ve liderlere Türkiye’yi anla-
maya çalışmaları ve daha fazla destek
olmaları çağrısında bulunurken, aynı
zamanda insan hakları ve temel özgür-
lüklere saygı ile ilgili hatırlatmalarda
bulunmayı da ihmal etmedi. Jagland
Avrupa Konseyi adına bir özeleştiride
de bulundu ve Ergenekon ve Balyoz
gibi sonradan asılsız oldukları ortaya
çıkan ve büyük ölçüde Gülen örgütü
tarafından sahte deliller ve iddianame-
ler üzerinden oluşturulduğu anlaşılan
davalardaki hukuksuzluklara zama-
nında Avrupa tarafından yeterli tep-
ki gösterilmediğini belirtti
17
. Jagland,
Türkiye’deki gibi bir darbe girişimi
herhangi bir Avrupa ülkesinde olsa,
mutlaka benzer önlemlerin alınacağını
da vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan,
hükümet yetkilileri ve muhalefet parti
liderleri ile görüşen Jagland, Avrupa
Konseyi’nin üst düzey temsilcisi olarak,
OHAL döneminde alınan kararların Av-
rupa Konseyi standartlarında olması ve
darbe girişimi ile ilgili soruşturmaların
yürütülmesinde Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi içtihadına uygun davranıl-
ması konusunda uyarılarda bulundu.
TBMM’nin bombalanan ve hasar gören
bazı bölümlerini gezen Jagland, dar-
beye karşı da güçlü bir mesaj vererek,
yönetimin sadece meşru seçimler ile el
değiştirmesi gerektiği vurgusunda bu-
lundu ve bunun yanında darbeciler ile
mücadele ederken hukukun üstünlüğü
ilkesine bağlı kalınması gerektiğini ha-
tırlattı. Jagland, “Erdoğan ve hükümet
yetkilileriyle yaptığımız bütün görüş-
melerde; çalışmalarınızın, yapılan her
işin, Avrupa Konseyi ilkeleri ve AİHM
içtihatlarına en uygun şekilde yerine
getirilmesi için bizim üstümüze düşen
ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu
belirttik. Şu aşamada daha fazla şey
anlamak ve öğrenmek istiyoruz” dedi
18
.
Jagland’ın ziyareti Avrupa’dan gelen tek
üst düzey ziyaret olması ve Türkiye’ye
Avrupa’nın bir parçası olduğunu hatır-
latması açısından önemliydi. Ziyaret
sonrasında vatandaşı olduğu Norveç’te
bir televizyon kanalına yaptığı açık-
lamada “Türkiye Avrupa ile yollarını
ayırmaya karar verebilir” yönündeki
sözleri ise, Türkiye’nin kritik bir döne-
meçte olduğuna dair izlenimini gözler
önüne serdi
19
.
Türkiye’nin AB’li Geleceği
Açısından Çıkarımlar:
Tüm bu açıklamaların ve Türkiye’de
tepkiyle karşılanan söylemlerin son-
rasında AB’nin Türkiye’ye bakışını şu
şekilde özetleyebiliriz:
1- İdam cezası konusu ilişkilerde kır-
mızı çizgiyi oluşturmaktadır. Türki-
ye’de idam cezasının geri getirilme-
si AB ile ilişkileri derinden sarsar ve




