İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
21
Türkiye’nin Katılım
Müzakereleri için “Anahtar”
Kıbrıs
Kıbrıs meselesi, AB’nin Annan Pla-
nı’nın onay sürecini ve -Türkiye’nin
tüm itirazlarına rağmen gayri hukuki
şekilde gerçekleşen- GKRY’nin üyelik
sürecini doğru şekilde yönetememesi
nedeniyle Türkiye’nin AB ile yürüt-
tüğü katılım müzakerelerinde büyük
bir engel teşkil ediyor. Ekim ayında
10’uncu yılını geride bırakmaya ha-
zırlandığımız katılım müzakereleri
sürecinin istenilen hızda ilerleyeme-
mesinin altında yatan en önemli ne-
denler arasında müzakere fasıllarının
tamamının geçici olarak kapatılması-
nın ve müzakereye konu 35 fasıldan
14’ünün Kıbrıs meselesiyle bağlantılı
olarak AB Konseyi tarafından
5
veya
GKRY tarafından
6
tek yanlı olarak blo-
ke edilmiş olması yatıyor.
Bilindiği üzere, AB’nin koşulluluk
politikasını asimetrik şekilde uygula-
ması nedeniyle Annan Planı’na ilişkin
gerçekleştirilecek referandumun so-
nucundan bağımsız bir şekilde Birli-
ğe üyeliği garantileyen GKRY, Annan
Planı’na “hayır” demesine karşılık,
1 Mayıs 2004 tarihinde Ada’nın “tek
resmi temsilcisi” sıfatıyla tek yanlı bir
şekilde Birliğe katıldı. Üyelikten itiba-
ren GKRY’nin AB’deki konumunu, Tür-
kiye’ye Kıbrıs meselesi ile ilgili baskı
uygulamak amacıyla kullandığını ve
bu alandaki dış politika önceliklerini
AB platformuna yansıtmada başarılı
olduğunu söyleyebiliriz.
Bu açıdan bakıldığında, Kıbrıs
meselesinin çözülmesinin Türkiye ile
AB arasında durma noktasına gelen
katılım müzakereleri sürecinde bir
katalizör görevi göreceği açık. İki top-
lumlu, iki kesimli bir Birleşik Kıbrıs
Federasyonu’nun
7
AB içerisinde yer
alması ile Türkiye’nin AB üyelik mü-
zakerelerindeki blokajların da ortadan
kalkması öngörülüyor. Bunun yanında,
Türkiye karşıtı Avrupalı bazı siyasetçi-
ler tarafından Türkiye’nin AB üyeliği
aleyhinde kullanılmaya hazır bir ma-
zeret görevi gören Kıbrıs meselesi de
böylece ortadan kalkmış olacak.
Kıbrıs’ta Çözüm Fırsatı
Kaçırılmamalı
Aynı kuşağın mensupları oldukla-
rını ve yaşadıkları acıları gelecekte-
ki nesillere aktarmamak için Kıbrıs
meselesini çözmedeki kararlılıklarını
her fırsatta vurgulayan iki liderin ya-
kaladığı sinerji geleceğe dair umut
veriyor. Ada’nın her iki tarafındaki
toplumların farklı nedenlerle de olsa
çözümsüzlükten bıkmış olmaları ve
Ada’nın her iki tarafında da hayatı
zorlaştıran ekonomik sorunlar, BM
arabuluculuğundaki görüşmelerin son
turunda bir sonuca varılmasını daha
da elzem kılan etkenler olarak öne
çıkıyor. Görüşmelerin aynı kararlılıkla
sürdürülmesi ve uluslararası camia
tarafından desteklenmesi halinde Kıb-
rıs’ta çözüm bu yıl mümkün.
Kıbrıs’ta taraflar arasında oluşan
olumlu ortam değerlendirilemez ve
Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik
müzakereler bir kez daha çıkmaza
girerse Kıbrıs’ta federal çözüm şansı
daha da zayıflayacaktır. Bu senaryo-
nun gerçekleşmesi, 1977 ve 1979 Do-
ruk Anlaşmaları’ndan bu yana masada
olan iki toplumlu federal çözümün
rafa kalkmasına ve Ada’da kırk yılı
aşkın süren bölünmüşlüğün daimi
hale gelmesine yol açabilir. Brüksel
merkezli Uluslararası Kriz Grubu’nun
raporunda
8
belirttiğine göre fede-
ral çatı altına birleşmek Ada’da her
iki taraf için de ilk tercih olmamasına
karşın, ikinci en iyi seçenek olarak
öne çıkıyor. Buna karşılık iki taraf-
taki kamuoylarında bunun hayata
geçirilebileceğine dair beklentileri
giderek zayıflıyor. “Kıbrıs İnisiyatifi
2015” isimli sivil toplum örgütünün
bulgularına göre, 2004 yılında Annan
Planı’na “evet” diyen buna karşılık
uluslararası camiadan haksız şekilde
tecrit edilmekte olan Kıbrıs Türk top-
lumunun yüzde 65’i çözümü destek-
lediği ve bunun çok önemli olduğunu
düşündüğü, buna karşılık yüzde 70’lik
bir kesim çözümün gerçekleşeceğine
inanmadığı görülüyor
9
. Bu nedenle
mevcut müzakere turunda yakalanan
ivmenin sürdürülmesi ve Avrupa’daki
en eski dondurulmuş ihtilaflardan biri
olan Kıbrıs meselesine bir çözüm bu-
lunması hayati önem taşıyor
■




