İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
17
lunduğunu belirten Panova, yolsuzlukla
mücadele ve vergi kaçakçılığı ile müca-
dele gibi alanlarda farklı platformların
işbirliği yapmasının oldukça önemli
olduğunu vurguladı. Avrupa Komisyo-
nu Türkiye Masası Sorumlusu Patrick
Pauet ise konuşmasında, Türkiye’deki
sivil toplumun sesinin C-20 süreciyle
daha iyi duyulduğunu ve C-20 Türki-
ye’nin kapsayıcılık ilkesiyle dünyanın
birçok ülkesindeki sivil toplumkuruluş-
larının sürece katkı vermesine destek
olduğunu ifade etti. Türkiye’de farklı
alanlarda çalışan sivil toplum kuruluş-
larının bu süreçte aktif rol oynamasının
Avrupa’daki Türkiye algısına oldukça
olumlu bir katkısının olduğunu belir-
ten Pauet, Türkiye’nin G-20 Dönem
Başkanlığı süresinde küresel sorunlara
çözüm bulmak için önemli çaba sarf
edildiğini sözlerine ekledi.
AP’de gerçekleştirilen kahvaltılı
çalışma toplantısının ardından, C-20
Türkiye Heyeti’nden İKV Yönetim
Kurulu Başkan Yardımcısı ve C-20
Yürütme Kurulu Başkanı Zeynep Bodur
Okyay, C-20 Türkiye Kapsayıcı Büyüme
Çalışma Grubu Başkanı ve İKV Genel
Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, C-20
Şerpası ve İKVGenel Sekreter Yardımcısı
Melih Özsöz, İKV Brüksel Temsilcisi M.
Haluk Nuray, C-20 Türkiye Sekretaryası
OxfamTürkiye DirektörüMeryemAslan
ve İKV Uzman Yardımcısı Büşra Çatır;
Avrupa Komisyonu Türkiye Masası
Sorumlusu Patrick Pauet ve AP Üyesi
ve AP Türkiye Raportörü Kati Piri ile bir
araya geldi. Yapılan görüşmelerde C-20
Heyeti, AB temsilcilerine Türkiye’nin
G-20 Dönem Başkanlığı sürecinde
C-20 Türkiye’nin öncelik alanlarına ve
politika önerilerine ilişkin bilgi verdi
■
İKV’nin ev sahipliğinde 7
Temmuz 2015 tarihinde
gerçekleşen basın
toplantısında, Soysal
Davası’nın avukatı Prof. Dr.
Rolf Gutmann ve Yeditepe
Üniversitesi Öğretim Üyesi
Av. Dr. Murat Uğur Aksoy,
Türk vatandaşlarının vizesiz
Avrupa serüvenine ilişkin
birtakım yeni bulguları basın
mensupları ile paylaştı.
Prof. Dr. Gutmann,
vizesiz Avrupa yolunda yeni bulgular paylaştı
Almanya’da yabancılar hukuku al -
nında çalışmalarını sürdüren Prof. Dr.
Gutmann, Türk vatandaşlarının, ticari
ilişkiler kapsamında Avrupa’da serbest
dolaşımına yönelik olarak Soysal Dava-
sı’nın kapıları açtığını, Demirkan Dava-
sı’nın da kapıları kapattığını hatırlattı.
Malların serbest dolaşımının, kişilerin
serbest dolaşımından bağımsız ele alı-
namayacağını ifade eden Gutmann, ko-
nunun son dönem ABAD kararlarının
ötesinde, yeni boyutlarla ele alınması
gerektiği mesajını verdi.
Bu çerçevede Gutmann, 1930 yılında
Türkiye ile Almanya arasında imzalanan
ve tüccarlara seyahat etme ve anlaşma
yapma serbestliği sağlayan ticaret anlaş-
masına ilişkin detayları basınmensupla-
rına aktardı. Gutmann’a göre, Lozan Ant-
laşması’nın ardından ticari izolasyondan
kurtulma hedefindeki Almanya, Türkiye
ile 1930 yılında Türkiye-Almanya Tica-
ret Anlaşması’nı imzaladı. Anlaşma’nın
8’inci maddesi, tüccarlara, imzacı diğer
ülkenin toprakları üzerinde serbestçe
dolaşma, mal alma ve mal satma özgür-
lüğü tanıyor. Gutmann, bu ikili anlaşma-
nın 8’inci maddesinin, içeriği açısından
bağlayıcı ve açık olduğunu öne sürdü.
Anlaşma’nın öne sürdüğü üzere, iki ülke
vatandaşı tüccarların, diğer ülkede ser-
bestçe ticaret yapabilmeleri için ülkele-
rindeki yetkili makamlardan yeterlilik
belgesi alması gerekiyor. Tüccarların,
anlaşmanın tarafı diğer ülkede ticari fa-
aliyetlerini sürdürebilmelerindeki temel
ölçüt kendi ülkelerinde vergi borçlarının
bulunmaması. 1930 yılında imzalanan
ilgili ticaret anlaşması, 2’nci Dünya Sa-
vaşı’nın ardından Almanya tarafından
geçerli kabul edildi ve 1952 yılında da
güncellendi.
Gutmann, AB’nin temellerinin söz-
leşmelere sadakate dayandığının, 1930
tarihli Türkiye-Almanya Ticaret Anlaş-
ması’nın da AB tarafından korunmuş
anlaşmalar arasında yer aldığının altını
çizdi. Bu konuda iplerin Türklerin elinde
olduğunu vurgulayan Gutmann, Türk
iş dünyasını, Anlaşma’nın “D Eki”nde
öne sürülen belgeleri düzenleyip, yetkili
makamlara yeterlilik belgesi için baş-
vuruda bulunmaya çağırdı. Gutmann,
basınmensupları tarafından Türkiye-AB
ilişkilerinde, bu anlaşmanın neden daha
önce gündeme getirilmediği yönündeki
soruya, “Bu anlaşma, AB hukuku an-
laşması değildir, Türkiye ve Almanya
arasında imzalanmış ikili anlaşmadır”
şeklinde yanıt verdi.




