İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Temmuz 2019
77 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ meye hazırdır. Komisyona ve EEAS’a ( European External Action Service – AB Dış İşleri Bakanlığı olarak düşünebi- liriz) önlem seçeneklerini hazırlayıp sunma talimatı verilmiştir” ifadeleri ile GKRY’nin rolüne dikkat çekmiştir. Kom- şuluk Politikası ve Genişleme Müzakere- lerinden Sorumlu Komisyon Üyesi Hahn ise gazetecilere verdiği çeşitli mülakat- larda yaptırımların kapsamına -resmi bir karar olmasa da- açıklık getirmiştir: Fonların tamamen kesilmesi ya da Ankara ile üst seviye diyaloğa son verilmesi. Görüldüğü üzere, bu defaki karar- da son yıllarda mutat hale gelmiş olan demokrasi, hukukun üstünlüğü, adalet sisteminin işleyişi ve temel haklarla ilgili eleştirilerin dışında yeni bir unsur yer alıyor, hem de tehditkâr bir dille: Doğu Akdeniz. GKRY ile ilgili olarak hemen her kararda yer alan klasik cümlenin yerini bu paragraf almış durumda. AB’nin tutumundaki bu değişikliği pekönemsemeyebilirdikeğerABD’ninve Fransa’nın bölgeye ilişkin benzer tutum- ları ve Mısır-İsrail-Yunanistan ve GKRY dörtlüsünün ittifakı olmasaydı. Hepsini bir arada düşününce önümüzdeki çözül- mesi şart ve ama çözüm bulması çok zor bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Uzmanlık alanımın epey dı- şında olan konu bu hale gelince enerji ve dış ilişkiler konusunun uzmanları ile ko- nuşarak neler yapılabileceği konusunda bilgi derlemeye çalıştım. Öğrendiklerimi aşağıda kısaca özetleyeyim. Nasıl olsa bu konu gündemden kolay düşmeyecek. Biraz ön bilgi konuyu daha iyi izleyip an- lamamıza yardımcı olacaktır. Doğu Akdeniz Sorunu Tüm bu olan bitenler, yazılıp çizilen- ler Türkiye’de şöyle bir algı yaratmış du- rumda: “ Doğu Akdeniz’de bize karşı bir kumpaskuruluyor,cepheleroluşturuluyor. Bunun arkasında, bizi Güneydoğu’dan, Ege ve Akdeniz’den kuşatmak, yeni dünya düzeninde artan gücümüzü dizginlemek isteyen ABD var. Bölgenin enerji kaynak- larından yararlanmamız ve jeopolitik nü- fuz sahamız daraltılmak isteniyor ”. 1 Biz de karşılık olarak bir yandan kıta sahanlığında enerji sondajlarına ağır- lık verirken bir yandan da bölgede ak- tif olan uluslararası petrol ve doğal gaz şirketlerini kara listeye almakla tehdit ediyoruz. Bu doğru bir teşhis ve doğru karşılık mıdır bilemiyorum ama küresel dengele- rin yeniden kurgulanmasından kaynak- lanan bir vakıa ile karşı karşıya olduğu- muzu biliyorum. Vakıayı önce anlamak sonra da uyum sağlamak gerektiğini de biliyoruz. Uyum sağlamak derken olayla- rın akışına teslimolmayı kastetmiyorum, tamaksinedoğruöngörüdebulunmamız, hamle inisiyatifini almamız, iyi düşünül- müş stratejiler geliştirmemiz ve etkili karşı ittifaklar oluşturmamız gerekiyor. Ancak global değişime karşı koymamızın mümkün olmadığını; tek başımıza deği- şimi etkileme gücümüzün ise son derece sınırlı olduğunu unutmadan.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=