İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Şubat 2020

80 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ süreçteki söz hakkı artırılmıştır ama bu - nun özellikle aday ülkede bir toplumsal dönüşüm iradesine dönüşeceğinin hiç - bir garantisi yoktur. Çünkü “toplumsal değişimin” öznesi olan “toplum” (vatan - daş) yeni yöntemde de ön planda yok - tur. Oysa, siyasi iradeden sonra -hatta belki de önce- en önemli husus halkı değişime ikna etmek ona ulaşmaktır. Bu yeni belge işin nüvesindeki eksiklikleri gidermekten ziyade Fransa’nın itiraz - larını gidermek üzere hazırlanmış gibi geliyor bana. Yani, bana kalırsa Batı Balkan ülke - leri için geliştirilen (ve dergimizin diğer sayfalarında geniş biçimde açıklanan) yeni müzakere çerçevesi de eskisi gibi eksiklikler ile malûldür. Bu da çok ya - kında ortaya çıkacaktır. Eğer 2004 ge - nişleme dalgasında olduğu gibi, o yönde güçlü bir siyasi irade oluşursa belki “ka - tılım” gerçekleşebilir ama “toplumsal değişim” gereken ölçüde gerçekleşmiş olmayacaktır. Son bir soru: Acaba AB daha iyisini yapabilir mi? AB ne yazık ki son on yılda hiçbir ko - nuda atılım gerçekleştirecek bir enerji ve kararlı duruş sergileyemedi. Bu te - reddütlü duruşun dış politikadaki gös - tergelerinden birisi de hemen dibimizde ve yakın coğrafyamızda cereyan eden (Irak, Suriye, Filistin, Yemen, Libya) ce - reyan etmekte olan insani dramlara ve felâketlere utanç verici şekilde seyirci kalması. Orada öyle davranan AB’nin Türkiye’nin üyeliği konusunda da aynı şekilde davranmasını yadırgamamak gerek. Dolayısıyla iş başa düşecek. Tu - tumunun hatalı olduğunu, Almanya üze - rinden AB’ye kabul ettirmek için gayret göstermemiz gerekecek. Son soruya bir cevap: AB’yi bilmem ama biz yapabiliriz. Yapmalıyız! AB’nin tutumunun hatalı olduğunu, Almanya üzerinden AB’ye kabul ettirmek için gayret göstermemiz gerekecek. BRÜKSEL’DEN BAKINCA

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=