İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Şubat 2019

68 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ nenlerdenim. Ama şu uyarıyı da yapmış olayım: Bence, AB’nin arka odalarında bu yemek pişmeye başladı; yakında ko- kusu çıkar. Önümüzdeki yıllarda bu sözü giderek daha fazla duyacağımıza emin olabilirsiniz. Ankara Anlaşması’nın anlaşmada yer almayan zımni bir sonu vardır za- ten. Tam üyelik gerçekleşince antlaşma kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Hal böyleyken ve AB tarafının işin sonunu getirmemek (tam üyeliği engellemek) için elinde birçok enstrüman varken biz- zat temel antlaşmayı ortadan kaldırmayı düşünmesinin sebebi de bence bu duy- gusal boyutun farkında olmasıdır. Sade- ce rüyayı engellemek değil, bir daha aynı rüyanın görülmesini de engellemek. İşi kökünden kesip atmak. İddiaya girerim ki Ankara Anlaşması’nın yerine koymayı düşündükleri modelde tam üyeliğin izi bile olmayacaktır. Sorum Türkiye’nin bir AB politikası olup olmayacağı değil, dünyanın küçük, büyük her ülkesinin mutlaka bir AB po- litikası vardır, olmalıdır da. Ancak bun- ların çok azı üyelik hedefi etrafına örül- müştür. Çoğu ticari, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel başlıklar altında taraf- ların ihtiyaçlarını masaya getirip müza- kere ettiği ikili mekanizmalara dayanır. (ABD-AB, AB-Çin, AB-Hindistan Zirveleri bu tür ilişki modellerinin örnekleridir). Tam üyelik öngören modellerin farkı sa- dece AB ile ilgili ülke arasındaki ilişkileri düzenlemenin ötesinde, o ülkeyi dönüş- türecek (bir anlamda AB’ye benzetecek / onun gibi yapacak) dinamikler içerme- sidir. AB ile İlişkilerde Yeni bir Model Mümkün mü? Benimcevabımşu: Eğerburadakaste- dilen tam üyeliğe götürecek yeni bir me- kanizma ya da mevcut mekanizmaların yenilenerek güçlendirilmesini sağlamak ise tabii ki mümkün. Yazının başından beri eksiklik olarak saydığımne varsa on- ları giderecek bir yöntem tabii ki buluna- bilir. Eksiklikleri kısaca sıralayayım: Güven: Her şeyin başı. Eğer kar- şılıklı güven tesis edilemezse diğer tüm çabalar boşa gidecektir. Bu da ancak li- derler düzeyinde çözülebilecek bir mese- ledir. Ne yapılacak olursa olsun işe güven tesis edecek girişimlerle başlanmalıdır. İlk adım bu olmalıdır. Siyasi irade – ortak hedef: Burada • • kastettiğim ortak menfaat kavramının çok ötesinde, kısa, basitçe tanımlanan, insanların kolayca benimseyebileceği bir ortak amaçtır. Ortak menfaat alanlarının aksine burada kısa vadede zahmet ve külfet dahi söz konusu olabilir; faydalar daha uzun vadeye yayılarak ortaya çıka- bilir. Benimaçımdan bu ortak hedef “tam üyelik” dışında bir şey olmamalıdır. Ama tabii ki hedef de aynen güven gibi liderler düzeyinde belirlenecektir. Ama bu defa, güven konusundan farklı olarak, dolaylı da olsa halk da işin içinde olacaktır çün- kü toplumun benimsemeyeceği bir hede- fin yaşama şansı yoktur. Keşke bu konuda çıkma noktasında değilse başta bir refe- randum yapılsa. Biz bu planlar üzerinde düşünüyo- ruz ama asıl plan yapması gerekenler bu aralar çok meşgul. Bu yılın ilk yarısı bizde ve AB’de seçimlerle geçecek; yılın ikinci yarısında ise Avrupa Komisyonu- nun ve üst düzey yönetiminin yeniden şekillenmesini bekleyeceğiz. Bu şartlar altında yukarıda sıraladıklarımın bu yıl içinde yapılması imkânsız. Bu yılın he- defi olsa olsa çizginin daha da aşağı in- mesini engellemek olabilir. Kalanına da 2020’de bakılır artık. BRÜKSEL’DEN BAKINCA

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=