Background Image
Previous Page  19 / 92 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 19 / 92 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

17

oylarını artırdı. Bu eğilimlerin bir so-

nucu olarak, krizin etkilerini en fazla

hisseden ve yıllar geçse de ekonomik

durumunu düzeltemeyen Yunanis-

tan’da Syriza gibi bir partinin halkın

desteğini kazanması beklenen bir ge-

lişme oldu. AB yetkilileri, başlangıçta

bu gelişmeye olumlu yaklaşmadılar.

Büyük ölçüde AB’nin öngördüğü ve

ağır koşullar içeren kurtarma paketine

karşı çıkan Syriza, AB’nin Avro Alanı

için öngördüğü düzen ve kurallara da

karşı çıkıyordu. Son dönemlerde yaşa-

nan gelişmeler ışığında ortak bir yol

bulunmuş gibi görünse de bu durum,

AB’nin Ekonomik ve Parasal Birlik

kapsamında uygulamaya koyduğu ve

federal özellikler sergileyen sistemi

tehdit eder nitelikte.

AB oluşumunun artık Avrupa siya-

setinde önemli bir fay hattı oluşturdu-

ğunu görmek mümkün. Partiler, AB

yanlısı veya karşıtı olarak kendilerini

tanımlıyor. Bu da AB’nin giderek daha

fazla konuda söz sahibi olması ve yet-

kilerini artırmasının doğal bir sonucu

olarak ortaya çıkıyor. AB yetkilileri bu

değişen Avrupa siyasetinde, yaptıkları

teknik düzenlemelerin her zaman rıza

ile karşılanacağını varsayamazlar. Av-

rupalı seçmenin Avrupa bütünleşme-

sinin yönü ve aşamaları konusunda

ikna edilmesi gerekiyor. İleri aşama-

daki bir entegrasyon hareketi olan

AB’de, sürecin ilerleyebilmesi için

mutlaka demokratik katılım ve tem-

silin Avrupa düzeyinde güçlendiril-

mesi gerekiyor. Bu açıdan bakıldığın-

da, Syriza’nın Avrupalı karar alıcılara

önemli bir ders verdiğini söylemek

mümkün. Tsipras’ın tüm vaatlerini

yerine getirip getiremeyeceği, AB’den

beklediği tavizleri alıp alamayacağını

önümüzdeki dönemlerde daha net

olarak ortaya çıkacak. Ancak kesin

olan bir şey var: Yunan halkı Syriza’yı

seçerek önemli bir mesaj gönderdi ve

“Beni görün, sıkıntılarıma kulak ve-

rin” dedi. Bu çığlık kuşkusuz İspanya,

İtalya, Portekiz gibi birçok diğer AB

üyesi ülkeden de yükseliyor. AB’nin,

AB politikalarının sıradan vatandaş

üzerindeki etkilerine daha fazla önem

vermesi ve politikaların sosyal etkile-

rini ve sosyal adalet boyutunu daha

fazla dikkate alması gerekiyor.

Son olarak, Syriza’nın Yunanistan

siyasetine yeni bir enerji getirdiği su

götürmez bir gerçek; ancak kendi için-

de taşıdığı olası problemleri de göz

ardı etmemek gerekiyor. Yunanistan,

ekonomik kriz nedeniyle Avrupa içinde

“marjinalleşmiş” bir ülke haline geldi.

Bu noktada, ekonomik krizin etkileriy-

le başa çıkmaya çalışan bir ülkede Syri-

za’nın sert ve düzen karşıtı söylemleri

ülkeyi daha fazla marjinalleşmeye ite-

bilir. Umutların böylesine yükseltildiği

bir durumda, Syriza’nın verdiği sözleri

yerine getirememesinin Yunanistan ka-

muoyunda bir kez daha hayal kırıklığı

yaratacağı ve hâlihazırda marjinalleş-

miş bir ülkeyi daha da marjinalleştirme

tehlikesi ile karşı karşıya bırakacağı

unutulmamalı. Syriza’nın başarısız ol-

ması üzerine kurulu senaryo dikkate

alındığında, Yunanistan’da bir sonraki

seçimlerde aşırı sağın yükselişe geçme-

si şaşırtıcı olmayacaktır. Bu nedenle,

daha büyük bir hayal kırıklığı yaşa-

mamak için Syriza hükümetinin daha

ılımlı politikalar izleyip söylemleri ve

kapasitesi arasındaki dengeyi kurması

oldukça önem taşıyor.