77
Doğu uçta da bir başka büyük ülkenin, Türkiye’nin
Başbakanı benzer bir taleple sıkıştırıyor AB’yi: O da “
İlişki-
mize yeni bir biçim verelim
” talebinde bulunuyor. Haklı da.
Mevcut ilişki modelinin (ve arkasındaki zihniyetin) elli yılda
ilişkimizi nereye getirdiği ortada. Halen üzerinde bulundu-
ğumuz yolun sonunun tam üyelik olmadığı, her geçen gün
daha fazla anlaşılıyor. İlişkilerimizin bizi tam üyeliğe götü-
recek yola oturtulması ve yolun sonuna ulaşmamızı sağla-
yacak ortak siyasi iradenin ve metodun kuşkuya yer bırak-
mayacak netlikte ortaya koyulmasını talep etmek hakkı-
mızdır. Başbakanımızın yaptığı tam da budur. O da “
değiş-
melisin
”diyor AB’ye;“
Gücünün ve zenginliğinin asıl kaynağını
teşkil eden, kuruluş aşamasındaki o saf değerlere geri dönüp,
Türkiye’ye kucak açmalısın.
Şu anki görüntüye göre,Türkiye’nin 2010’lu yılların so-
nunda üye olabilmesi tamamen AB’nin üyeliğin önüne yığ-
dığı yapay ve anlamsız “kimlik engellerini” kaldırmasına; bir
anlamda “icazet vermesine” bağlı. Ancak yine bugün itiba-
rıyla görüyoruz ki, AB hantallaşmış. AB siyasi mekanizması,
Türkiye hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verecek viz-
yon ve cesarete sahip değil.
Peki, hep böyle mi kalacak? Türkiye olarak daha ne
kadar bekleyeceğiz? İktidar değişiklikleri yoluyla orta veya
uzun vadede bu yapının değişmesini ya da mevcut dengele-
ri sarsıp altüst edecek olağanüstü bir gelişmenin patlak ver-
mesini beklemek, sürecin tamamen kontrolümüz dışına çık-
ması anlamına gelir. Oysa biz, küresel bir oyuncu, yani “be-
lirleyen” olmak iddiasındayız. Bu iddiayı ortaya koyan, ken-
disine güvenen hiçbir ülke, böylesine önemli bir politika ala-
nını sadece karşı tarafın inisiyatifine (icazetine) ya da olay-
ların doğal akışına (yani tesadüflere) terk edemez. Türk hal-
kı, sonu ve sonucu belirsiz bir süreci ilânihaye kabul edemez.
TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ AVRUPA’DADIR
O zaman ne yapacağız? Bazı AB ülkeleri isteksiz duru-
yor diye AB’den vaz mı geçeceğiz? Alternatiflere mi yönele-
ceğiz? Örneğin, Şanghay İş Birliği Örgütü’ne mi üye olacağız?
Tabii ki hayır! Dünyanın değişik coğrafyalarında ortaya çıkan
yeni güç ve cazibe merkezlerine rağmen, Türkiye’nin gelece-
ği Avrupa’dadır. Sıradan bir vatandaş olarak dileğim, AB’nin
hedefimiz olmayı sürdürmesidir.
Bunu sadece bizim için değil, AB’nin iyiliği için de is-
tiyorum. AB’yi harekete geçirecek, dönüştürecek, değiştire-
cek ve atılım yapmasını sağlayacak olan taze kan Türkiye’dir.
Hiç bir AB ülkesi (ve tabii Türkiye) tek başına geleceğin dün-
yasında stratejik ağırlık sahibi olamayacağına göre, bir araya
gelip enerjilerimizi birleştirmekten başka çaremiz yok. Ama
sorun, bunu nasıl yapacağımızda... Acaba şu andaki aldat-
macayı bırakıp bir samimiyet ve kararlılık dönemi başlatabi-
lirsek işe yarar mı? Şanghay Beşlisi çıkışı, bu kapıyı açacak ki-
lit olur mu? Türkiye ve AB’de samimi ve iyi niyetli bir yüzleş-
meye gidecek cesaret var mı?
DIŞARIDA YÜZLEŞMEDEN ÖNCE
İÇERİDE UZLAŞMA
Dışarıda yüzleşme derken, şöyle bir durumu kastedi-
yorum: Tarafların eteklerindeki taşları döktükleri, birbirleri-
ne gerçeği söyledikleri bir samimiyet ve kararlılık süreci son-
rasında, AB tarafından müzakere sürecinin önündeki yapay
engellerin bir an önce kaldırılması; Türk kamuoyunun “her
şeyi yapsak da bizi üye yapmazlar” inanışını kıracak somut
mesajlar verilmesi; Türkiye tarafından ise reform iradesinin
canlandırılması ve AB projesine, toplumsal içeriğinin iade
edilmesi…Ancak bu sayede mevcut tıkanıklığın giderilme-
sinin mümkün olacağı inancındayım.
Ama dışarıda yüzleşmeye güçlü oturmanın olmazsa
olmaz şartı, içeride uzlaşma sağlayarak işe başlamaktır. İçe-
ride uzlaşma derken de AB’nin yeniden toplumsal değişim
projesinin merkezine oturtulması ve bunu sağlayacak ve ko-
laylaştıracak, tüm siyasi sistemimizin üzerinde mutabık ka-
Türkiye’nin Şanghay İş
Birliği Örgütü’ne Diyalog
Ortağı statüsündeki
başvurusu, son kez 11
Mayıs 2012 tarihinde
Pekin’de düzenlenen
Şanghay İş Birliği Örgütü
Dışişleri Bakanları
Toplantısı’nda da
ele alınmış ve ilgili
başvurumuz, 6-7 Haziran
2012 tarihlerinde Pekin’de
düzenlenen Şanghay
İş Birliği Örgütü Devlet
Başkanları Zirvesi’nde
onaylanmıştı.
1...,67,68,69,70,71,72,73,74,75,76 78,79,80