B R Ü K S E L ’ D E N B A K I N C A
76
19
65
M. Haluk Nuray,
İKV Brüksel Temsilcisi
ŞANGHAY BEŞLİSİ ÇIKIŞININ
YARATTIĞI ÇAĞRIŞIMLAR:
GİTTİKÇE KÖŞEYE SIKIŞAN AB
Türkiye - AB ilişkileri açısından hayli sessiz geçen Ocak ayından sonra işler birden değişti ve geçen
yılın sonunda uç veren beklentilere hak verdirmek istermiş gibi, AB hızla gündemimize giriverdi.
Aynı şekilde, Avrupa da tekrar Türkiye’yi konuşmaya başladı. Bunun başlıca sebebi, Sayın
Başbakanımızın, Şubat aynın ilk günlerinde yaptığı “Şanghay Beşlisi” çıkışı oldu .
A
slında Sayın Başbakan önce bir televizyon prog-
ramında, daha sonra ziyaret ettiği iki AB ülke-
sinde verdiği demeçlerde ve dönüşünde de par-
ti grup toplantısında olmak üzere tam dört kez,
uzun uzun AB hakkında konuştu; birkaç kez de medya men-
suplarının konuya ilişkin sorularını cevaplandırdı.
Bu bir dizi beyanatla birçok mesaj vermesine ve
bilâhare, farklı noktalardaki ifadelerine bizzat açıklık ka-
zandırmasına rağmen, bir bakanlık, birkaç bakan ve çok sa-
yıda medya mensubu “
Başbakan ne demek istedi?
” sorusu-
na cevap vermek/aramak gayreti içine girdi. Çünkü zihin-
ler, bu kadar açıklama arasında Şanghay Beşlisi lafına takı-
lıp kaldı. Sanki hemen ertesi gün AB adaylığımızdan vazge-
çip Şanghay İş Birliği Örgütü’ne üye olacakmışız gibi bir te-
laşla konu tartışılmaya başlandı. İyi de oldu! Zaten siyasetçi-
ler böyle çarpıcı benzetmeler ve odaklanma noktaları bulma
işini herkesten iyi yapıyorlar. Bu defa da öyle oldu; uzun za-
mandır AB kelimesini değil dillerine, hayallerine dahi getir-
meyen kişi ve kesimler AB’yi konuşur oldu. Türkiye’nin AB yö-
nelimi; Avrupa’nın Türkiye için vazgeçilmezliği en yetkili kişi-
lerce bir kez daha teyit edildi. AB tarafında da benzer şekil-
de, Türkiye - AB ilişkilerinin, Komisyon ve Parlamento rapor-
larında yazılanlardan, bir türlü açılıp kapanamayan fasıllar-
dan daha öteye geçen, uzun vadeli başka boyutlarının oldu-
ğu -nihayet- akıllara geldi.
Bu kadar cazip bir konu bulunca, üzerinde yazmamak
olmaz. Ben de, bu çıkış ve onu takip eden tartışmaların, olay-
lara Brüksel’den bakan bendenizde ne çağrışımlar uyandırdı-
ğını sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
İKİ ESKİ İMPARATORLUK
AB’Yİ İKİ UÇTAN SIKIŞTIRIYOR
İlk aklıma gelen şu: AB sıkışıyor. Koca kıtanın batı
ucundan İngiltere Başbakanı David Cameron AB’yi sıkıştırı-
yor: “
İlişkimize yeni bir biçim verelim
” diyor. Dikkatle incele-
nirse Cameron“İngiltere’nin AB üyeliğini”değil“önümüzdeki
dönemde bu yeni ilişki modelini belirleyecek olan anlaşma-
yı” referanduma götürmekten söz ediyor. Aslında bu nokta-
dan sonra ne olacağı hiç açık değil. Eğer yeni sözleşme İngi-
liz halkı tarafından reddedilirse, ne olacak bilemiyoruz. Eski
anlaşmaya mı dönülür, yoksa bu defa da“AB üyeliği mi”refe-
randuma götürülür belli değil. Biraz pazarlık koksa da, “
de-
ğişmelisin
” diyor Cameron, AB’ye, “
Sadece bankalara ve bü-
yük şirketlere hizmet eder görüntüsünü yıkıp; daha demokra-
tik, şeffaf, hesap verebilir, kısaca halkın beğeneceği, benimse-
yeceği, evet diyeceği bir AB olmalısın
”mesajı veriyor.
1...,66,67,68,69,70,71,72,73,74,75 77,78,79,80