7
huna aykırı olduğunu ve haksız ve hukuksuz olduğunu
vurguladı. Daha sonra Gümrük Birliği’ne de detaylı olarak
değinen Kabaalioğlu, bugün Gümrük Birliği’ne ilişkin ya-
şadığımız STA’lar, vize, taşımacılık kotaları hakkında ge-
niş bilgi sundu.
Konferansta ayrıca, İKV Yürütme Kurulu Üyesi ve
Merkez Bankası eski başkanlarından
Yavuz Canevi
de
Avrupa’nın En Hızlı Büyüyen Ekonomisi Türkiye
”başlıklı bir
sunum gerçekleştirdi ve Türkiye’nin son on yılda gerçek-
leştirdiği ekonomik dönüşüm ve başarının canlı bir özeti-
ni çok dikkat çekici örneklerle sergiledi.
Konferansın diğer konuşmacıları arasında yer alan
Adalet Divanı Yargıcı
Miro Prek
ise sunumunda “
Ben, ül-
kem Slovenya’nın önce ortaklık sonra da üyelik müzakerele-
rine iştirak etmiş biri olarak, bu alandaki gelişmeleri sade-
ce mesleki değil kişisel bir ilgiyle de izliyorum. Ortaklık an-
laşmaları ve katılım anlaşmaları yapıları, rolleri, takvimle-
ri, amaçları, yasa sistemi içindeki yerleri, kurumsal yapıları
ve amaçladıkları entegrasyonun derinliği açısından büyük
farklılıklar gösterirler
” derken, Türkiye’nin katılım müza-
keresininse önceden bilinen diğer katılımlara göre farklı
biçimde cereyan ettiğinin altını çizdi. “
İkisi arasındaki or-
tak nokta, uluslararası hukuk alanında doğup AB hukuku
alanında uygulanmalarıdır
” sözleriyle devam eden Prek,
AB’nin 2004 sonrası genişlemelerinde (Hırvatistan ve Tür-
kiye), ‘koşulluluk’ ilkesi çerçevesinde getirilen kriterlerle,
daha katılım öncesi dönemde, ülkeler arsında farklılıklar
yaratan bir eğilim ortaya çıkmıştır. Katılım, çok büyük mik-
tarda dışarıda üretilmiş yasanın iç yasal düzene dâhil edil-
mesi / kabul edilmesidir. Bu durum, hem alan hem de veren
tarafta etki yaratır ama doğal olarak alan taraftaki etki çok
daha büyük olur. Bugün, daha katılımın ilk aşamasında, üç
binden fazla yasanın değişmesi gerekmektedir. Türkiye’nin
müzakere çerçevesindeki bazı hükümler, daha baştan onu
farklı bir hale getirme ihtimaline kapı açmıştır. Özellikle
Türkiye için değişmez ve sabit denilen AB ilkelerinden sapıl-
dığını görüyoruz
”diyerek sunumunu sonlandırdı.
Konferans bölümünün ikinci konuşmacısı
Prof.
Eleftheria Neframi
ise Ortaklık Anlaşması’nı, AB’nin göç
politikası çerçevesinde değerlendirdi. Neframi, Adalet
Divanı’nda bu güne kadar görülen 65’den fazla davanın
bir bölümüne referansla, Türk vatandaşlarının AB’de ka-
zandıkları hakları ele alırken, Ortaklık Anlaşması’nın 2(1)
Maddesi’ne göre anlaşmanın amacının, taraflar arasın-
daki ekonomik ve ticari ilişkilerin sürekli ve dengeli ola-
rak geliştirilmesi olduğunu ve bunun işçilerin serbest do-
laşımını da kapsadığını, bunun yanında göç mevzuatı-
nın amacının serbest dolaşım değil entegrasyon olduğu-
nu vurguladı.
Kahve arasından sonra gerçekleştirilen panel bö-
lümünde ise çok değerli üç uzman
Prof. Marc Maresceau,
Prof. Nanette Neuwahl ve Prof. Aleidus Woltjer
, Ortaklık
Anlaşması’nı Adalet Divanı kararları çerçevesinde değer-
lendirdi. Panelin sonunda ise
Prof. Herwig Hofmann
ko-
nuşmaları özetledi ve canlı bir soru-cevap bölümü ger-
çekleştirildi.
Bir dış politika aracı olarak vize serbestliği stratejisi ile AB, bir yanda kendi
iç ve dış güvenliğini teminat altına alırken, diğer yanda komşu ülkelerdeki de-
mokratikleşme süreçlerini doğrudan etkileme yolunu seçiyor. AB, genişleme
sürecinde aday ülkelere uyguladığı “koşulluluk”mekanizmasının bir benzeri-
ni, bu yeni stratejisinde uygularken, kuralları AB tarafından önceden belirlen-
miş bir süreç karşılığında, komşu ülke vatandaşlarına uygulanan vizenin önce
kademeli olarak kolaylaştırılması, sonrasında da kalkması şeklinde işleyen bu
süreç, AB’nin dış politikada uyguladığı önemli bir araç haline geliyor. Bu araç,
AB’nin komşuluk politikasının gücünü açık bir şekilde ortaya koyarken, AB’ye
yumuşak ve normatif pazarlık gücü de kazandırıyor.
Bununla birlikte, AB üyesi ülkelere girişte Türk vatandaşlarına uygulanan
vize zorunluluğunun ortaya çıkarttığı ciddi sorunlar, İKV tarafından uzun sü-
reden bu yana gündeme getiriliyor. Türkiye gibi 1963 yılından itibaren AB ile
ortaklık ilişkisi içinde olan, 1999 yılından beri aday ve 2005 yılından beri ka-
tılımmüzakerelerini yürüten bir ülkenin vatandaşlarına vize uygulanması, AB
bütünleşmesinin ruhuna aykırıdır. İKV olarak, son derece haksız bulduğumuz
ve ortaklık hukukuna aykırı olduğunu düşündüğümüz vize uygulaması kap-
samında, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz çalışmalara bir yenisini ekliyoruz:
“Batı Balkan Ülkelerinde Vize Serbestliği Süreci: Vize Kolaylaştırma, Geri Kabul,
Yol Haritası ve Vize Serbestliği”
başlıklı bu yeni yayın, Türkiye’ye vize serbestli-
ğine yönelik yol haritasının verilmesi ile birlikte yaşanacak yeni tartışmalarda,
ciddi bir başvuru kaynağı oluşturması için hazırlandı.
İKV Araştırma Müdürü Melih Özsöz
tarafından hazırlanan bu kapsamlı ça-
lışma, beş Batı Balkan ülkesinin yanı sıra Kosova, Doğu Ortaklığı ülkeleri ve
Rusya ile yürütülen vize serbestliği süreçlerine, pratik ve kolay anlaşılan bir
üslup ile ışık tutuyor.
“Batı Balkan Ülkelerinde Vize Serbestliği Süreci: Vize Kolaylaştırma, Geri
Kabul, Yol Haritası ve Vize Serbestliği”
başlıklı yayın ile ilgili ayrıntılı bilgi için
İnternet adresi ziyaret edilebilir.
İKV’DEN YENİ YAYIN
BATI BALKAN ÜLKELERİNDE
VİZE SERBESTLİĞİ SÜRECİ:
VİZE KOLAYLAȘTIRMA, GERİ KABUL,
YOL HARİTASI VE VİZE SERBESTLİĞİ
9
1
6
5
İktisadi Kalkınma Vakfı Yayınları
Yayın No: 261
2
0
1
3
A
N
K
A
R
A
A
N
L
A
Ş
M
A
S
I
N
I
N
5
0
.
Y
I
L
I
1,2,3,4,5,6 8,9,10,11,12,13,14,15,16,17,...80