45
nı olarak başka arayışlar içerisine de giriyorsunuz.
”Ancak Baş-
bakan uyarıyor:“
(…) alternatif hazırlamadan böyle bir adım
atmak doğru değil.
Başbakan’ın bu sözleriyle, Türkiye’nin dünyadaki yeri-
ni ve geleceğini nerede gördüğü konusunda önemli ipuçla-
rı verdiği kesin. Ama acaba bu bir blöf mü, yoksa samimi bir
açıklama mı? Yoksa Başbakan Erdoğan, bir yanda Avrupa’ya
mesaj verirken, diğer yanda Doğu’ya göz mü kırpıyor? Veya
bunların hepsi sadece bir latifeden mi ibaret? İşte Türkiye’de
tükenen AB heyecanına can suyu katan tartışma da, bu so-
rular etrafında şekilleniyor.
Hiç şüphesiz Başbakan’ın Şanghay Beşlisi çıkışını, AB’nin
Türkiye’ye dönük olumsuz ve isteksiz tutumu karşısında bir
pazarlık kartı olarak görenlerin sayısı oldukça fazla. Bilindi-
ği üzere Türkiye-AB üyelik müzakereleri, son 2,5 yıldır ciddi
bir tıkanma yaşıyor. 2006 yılı Haziran ayında açılan ve geçi-
ci olarak müzakerelere kapatılan ilk başlığın ardından, sade-
ce 12 başlık müzakerelere açılabildi. Türkiye 2007’nin ilk ya-
rısında, Almanya’nın AB Dönem Başkanlığı sırasında müza-
kerelere açtığı üç başlığın ardından, her dönem başkanlığın-
da bir eksik başlık açar konuma geldi. Sonuç: 2008’de toplam
dört; 2009’da toplam iki ve 2010 yılında toplam bir başlık ile
bugünlere gelindi. Türkiye-AB üyelik müzakereleri sürecin-
de son başlığın açıldığı AB Dönem Başkanlığı’nın üzerinde,
tam beş Dönem Başkanlığı, yani 2,5 yıl geçti. Türkiye, tek-
nik süreçteki aksamalar kadar Türk vatandaşlarına yönelik
AB üye ülkeleri tarafından uygulanan vize sorunu, Gümrük
Birliği, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret an-
laşmaları, geri kabul anlaşması gibi konulara ilişkin sorun-
larla mücadele ediyor. Türk kamuoyunda, ülkenin AB üyeli-
ğine olan destek yüzde 30’lara, kimi araştırmalara göre ise
yüzde 19’lara kadar geriledi.
Bu noktada, Ferdinando Riccardi’nin sürmekte olan “
ya-
pay üyelik müzakereleri komedisine son verilmesi
” fikrini ha-
tırlatmadan geçemeyiz. Her ne kadar süreç durma noktası-
na gelmiş olsa da taraflar, süreç devam ediyormuş gibi dav-
ranmayı sürdürüyor. Hatırlayın, Avrupa Komisyonu, eskiden
heyecan yaratan 2012 Türkiye İlerleme Raporu’nu, yine 2012
yılının Ekim ayının ikinci haftası yayımladı. Raporda eleştiri-
nin dozu biraz daha fazlaydı veTürkiye-AB Karma Parlamento
Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre, “
AB sürecinde herhan-
gi bir ilerleme yokken bu rapora ilerleme raporu demek kan-
dırmaca
”demişti.TBMMAnayasa Komisyonu Başkanı Burhan
Kuzu ise ilerleme raporunu canlı yayında çöpe atmıştı.
İşte Başbakan da tepkisini, Şanghay Beşlisi kartı ile ma-
saya sürüyor. Ankara’nın, ilerlemeyen AB üyelik müzakerele-
ri sürecine olan tavrı ve rahatsızlığı, bu şekilde vücut buluyor.
İlgisiz Avrupalı yöneticileri bir şekilde sarsmak, süre-
cin bu şekilde ilerleyemeyeceğini hissettirmek
... Nite-
kim mesaj hemen alınıyor ve AB de tartışmaya bir anda ka-
tılıyor; çeşitli kurumlardan üst düzey yetkililer, Başbakan’ın
açıklamalarına yorum getiriyor.
Tabii Şanghay Beşlisi çıkışını, sadece taktiksel bir hesa-
bın ötesinde görenler de var. Başka bir deyişle Şanghay Beş-
lisi ile ilgili açıklamaları, samimi bir irade beyanı olarak al-
gılayanlar… Bakın, Şanghay Beşlisi çıkışı öncesinde, geçti-
ğimiz Ocak ayı ortasında Gaziantep Üniversitesi’nde yaptı-
ğı konuşmada Başbakan Erdoğan neler söylüyor: “
(…) Batı
güçlü bir Türkiye istemiyor. Türkiye güçlendikçe, Batı ne yapa-
cağını şaşırıyor. 36 milyar dolar ihracatı varken, Türkiye’nin şu
anda 152 milyar dolar ihracatı var. Pastayı paylaşıyorsunuz.
Bunu Batı ister mi? İstemez (…) Bugün doğu ve güneyimiz-
deki ülkelerle çok sıkı ilişkiler geliştirmenin neticelerini, aslında
biz alıyoruz. 36 milyar dolardan aldığımız ihracat, 2012 sonu
itibarıyla 152 milyar dolara ulaştı. En büyük ihracat pazarı-
mız durumundaki Avrupa’ya satışlarımız, bölgede etkili olan
kriz sebebiyle eksilirken, başta Orta Doğu, Asya, Afrika olmak
üzere yeni pazarlar sayesinde ihracatta rekorlar kaydettik. Dün
bizi bu ülkelerle ilişki tesis ettiğimiz için itham edenler, bugün
ortaya çıkan ihracat rakamları karşısında mahcubiyet içinde
suskun kalıyorlar.
22
Malum canlı yayında da, Erdoğan’ın Şanghay İş Birliği
Örgütü’nü“
daha iyi, çok daha güçlü
”olarak nitelendirmesi de
önemli. Tabii bir de “
(…) ortak değerlerimizin olduğu ülke-
lerle bir arada olma şansını yakalarız
” açıklaması da… İşte
tüm bunlar birleştiğinde, ister istemez akıllara Şanghay Beş-
lisi fikri,“samimi bir açıklama mı?”sorusunu getiriyor.
BURADA BİTMEZ…
Şanghay Beşlisi tartışmasının burada bitmeyeceği açık.
Hatta Başbakan Erdoğan’ın Brüksel ziyaretinde konunun
bolca gündeme geleceği de. Ancak bu polemiğin gösterdiği
şu: Kim ne derse desin; isteyen desteklesin, isteyen destek-
lemesin, isteyen spekülatif bulsun, isteyen blöf olarak algı-
lasın, isteyen samimi bir irade beyanı…Ancak Başbakan’ın
kışkırtıcı fikri, her iki tarafta da zihinlere “Türkiye’nin AB ile
müzakere eden bir ülke” olduğu gerçeğini bir tokat gibi ha-
tırlattı. Unutulan AB gündemi, yepyeni bir tartışma ile filiz-
lendi. AB, bir şekilde köşe yazarlarının yazılarına, siyasetçile-
rin konuşmalarına, tartışmaların odağına yerleşti. Belki de
bu polemiğin Türkiye’nin AB serüvenine en fazla katkı sağ-
layan yanı, bu oldu.
Bu tartışmalar hiç şüphesiz, elli yıla yaklaşanTürkiye-AB
ilişkilerine yepyeni bir çeşni; ancak bir yerde gerçeğin ve ol-
ması gerekenin malumu, kabulü: Her ne olursa olsun, hiçbir
alternatif Türkiye’nin AB sürecinin yerini alamayacaktır. Tüm
zorluklara rağmen Türkiye, AB üyeliği ısrarından vazgeçme-
melidir.
“Başbakan’ın kışkırtıcı fikri, her iki tarafta da zihinlere ‘Türkiye’nin AB ile müzakere eden bir
ülke’ olduğu gerçeğini bir tokat gibi hatırlattı. Unutulan AB gündemi, yepyeni bir tartışma ile
filizlendi. AB, bir şekilde köşe yazarlarının yazılarına, siyasetçilerin konuşmalarına, tartışmaların
odağına yerleşti. ”
22
Milliyet, 19 Ocak 2013,
/
basbakan-erdogan-turkiye-
guclendikce-bati-ne-yapacagini-
sasiriyor/siyaset/siyasetde-
tay/19.01.2013/1657684/de-
fault.htm
1...,35,36,37,38,39,40,41,42,43,44 46,47,48,49,50,51,52,53,54,55,...80