29
Türkiye’nin AB ülkelerine tekstil ürünleri ihracatı, 2012
yılının ilk 11 aylık döneminde, 2011 yılının aynı dönemine
göre yüzde 7,7 oranında gerilemiş ve 3,2 milyar dolar ola-
rak gerçeklemiştir. Bu dönemde, hazır giyim ve konfeksiyon
ürünleri ihracatı ise yüzde 5,8 oranında gerileyerek 11,1 mil-
yar dolar değerinde kaydedilmiştir. İhracatın gerilemesinde
AB ülkelerindeki mali krizin etkisiyle yaşanan talep daralma-
sı etkili olmuştur.
Tekstilde AB ülkeleri içinde 2’nci ve 3’üncü büyük pazar
durumundaki İtalya ve Almanya’ya ihracatta yaşanan yüzde
16,1 ve yüzde 13,2’lik ihracat düşüşleri ihracatın negatif sey-
rinde etkili olurken, hazır giyim ve konfeksiyonda ise ihraca-
tın dörtte birinin gerçekleştirildiği Almanya ve 4’üncü pazar
durumundaki Fransa’ya ihracatta yüzde 20’lere varan düşüş-
ler ihracatın seyrinde belirleyici olmuştur.
Diğer taraftan, 2012 yılı itibarıyla AB’nin tekstil ithala-
tına ve diğer tedarikçilerin durumuna bakıldığında, 2011 yı-
lında 16,2 milyar avro değerinde gerçekleşen tekstil ürünleri
ithalatının 2012 yılının ilk sekiz aylık döneminde yüzde 10,8
oranında gerilediği görülmektedir. AB’nin tekstil ürünleri it-
halatında yüzde 16,2’lik payıyla Çin’den sonra ikinci büyük
tedarikçi konumunda olan Türkiye’den yapılan ithalat ise bu
dönemde, yüzde 8,2 ile yüzde 10,8 olarak kaydedilen AB ül-
kelerinin toplam tekstil ürünleri ithalatı gerileme oranından
daha düşük bir oranda gerilemiştir. Bu nedenle, AB’nin diğer
tedarikçileriyle karşılaştırıldığında, Türkiye’nin pazardaki pa-
yının yükseldiği ve özellikle Hindistan ve Pakistan gibi bazı
tedarikçilere göre, güçlü bir performans sergilediği görül-
mektedir. AB’nin hazır giyim ve konfeksiyon ürünleri ithalatı
ise bu dönemde yüzde 5,5 oranında gerilemiş ve 49,3 milyar
avro olarak kaydedilmiştir. AB’nin hazır giyim ve konfeksiyon
ürünleri ithalatında yine ikinci büyük tedarikçi olan Türk ha-
zır giyim ve konfeksiyon sektörü, değer bazında ithalatta ge-
rileme kaydetmesine karşın 2012 yılında pazardaki payını
artırabilmiştir. AB’nin hazır giyim ve konfeksiyon ürünleri it-
halatında 2011 yılını yüzde 12,3 oranında pazar payı ile biti-
ren sektörümüz, pazarın daralmasına rağmen pazardaki pa-
yını yüzde 12,6’ya çıkarmıştır.
Bugün Türk tekstil sektörü, AB pazarında kaliteli ve uy-
gun fiyatlı ürünleriyle diğer birçok tedarikçi arasında fark
edilmektedir. AB pazarında 2011 yılında 2,6 milyar avro ve
2012 Ocak-Ağustos döneminde ise 1,6 milyar avro toplam
tekstil ürünleri ithalat değeri ile sektör, 2000 yılında sadece
yüzde 9,8 olan pazardaki payını bu süreçte yüzde 16,2’ye ka-
dar yükseltmiştir. Artan üretim maliyetleri, Çin ve diğer As-
yalı ülkelerin AB pazarındaki avantajını yitirmesine yol açar-
ken, Türk tekstil ve konfeksiyon üreticileri, rakiplerine göre
oldukça yüksek olan ve sürekli artan birim fiyatlarına kar-
şın AB pazarındaki payını artırabilmektedir. Tekstil sektörün-
de, belirli ürün gruplarında, özellikle dokuma ve örme ku-
maşta Türkiye, AB’nin tekstil ürünleri ithalatında ortalama-
nın çok üzerinde birim fiyatlarla ürün ihraç edebilmektedir.
Bu anlamda Türk tekstil sektörü, katma değeri yüksek ürün-
lerle gelişmiş ülkelerden yapılan ithalata benzer bir eğilim
göstermektedir.
Türkiye’nin birim fiyatlarının, AB’nin hazır giyim ve kon-
feksiyon ürünleri ithalatındaki ortalama birim fiyatların çok
üzerinde olması, Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektö-
rünün katma değer yaratma konusunda diğer rakiplerine
göre çok ileri bir konumda olduğunu kanıtlamaktadır. Örne-
ğin, örme giyimde Türkiye’nin AB pazarındaki birim fiyatları
AB’nin ortalama birim fiyatından yüzde 75 ve Çin’in birim fi-
yatından ise yüzde 71 daha yüksektir. Bu oranlar dokuma gi-
yim için sırasıyla yüzde 67 ve yüzde 57 olarak gösterilebilir.
Kaliteli ve yaratıcı ürünleriyle AB pazarında etkin olma-
yı hedefleyen Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü, bu anlam-
da, 2012 yılında pazarda yaşanan daralmadan etkilenme-
den ihracatını artırmayı ve AB’li tekstil iş çevreleri ile iş birli-
ği faaliyetlerine 2013 yılında da devam etmeyi hedeflemek-
tedir. Ancak, AB ile ticari ilişkilerin sürekli artan yoğunluğu-
na karşın, AB’ninTürk tekstil ve konfeksiyon sektörlerinin ta-
leplerini dikkate almaksızın değişen ticaret politikaları, bu
pazardaki rekabet avantajlarımızı erozyona uğratacak ni-
teliktedir. AB’nin Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün bu
pazarda zaman içinde kazandığı kazanımları tehlikeye ata-
bilecek politikalarının başında, üçüncü ülkelerle imzalanan
yeni nesil serbest ticaret anlaşmaları ve tercihli ticaret dü-
zenlemeleri gelmektedir. Dünya Ticaret Örgütü Doha Kal-
kınma Turu’nun çok taraflı bir anlaşma ile sonuçlanmama-
sı, AB’yi birçok ülke ile STAmüzakeresine iterken,Türkiye’nin
bu sürecin dışında kalması sektörümüzün AB pazarındaki
rekabetçiliği açısından endişe vericidir.
AB ile ilişkilerde yaşanan bir diğer sıkıntı ise AB’nin ser-
best ticaret anlaşmaları imzalama sürecinde Türkiye’nin söz
sahibi olmamasıdır. AB’nin Türkiye’yi sürece dâhil etmeden,
Güney Kore gibi rekabetçi tekstil sektörleri bulunan ülkeler-
le imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları, Türk tekstil sektö-
rünü olumsuz etkilemektedir. Türk tekstil sektörü, AB’nin
imzaladığı ve müzakeresini yürüttüğü bu STA’ların dışın-
da kalırken, bir taraftan da bu anlaşmalarda yer alan men-
şe kurallarının hafifletilmesi nedeniyle AB pazarındaki reka-
bet gücünü yitirmektedir. AB’nin Türk tekstil ve konfeksiyon
sektörünü olumsuz etkileyebilecek liberal ticaret politikala-
rının bir diğer örneği olarak 2014 yılında yürürlüğe girecek
yeni genelleştirilmiş tercihler sisteminde yapılan değişiklik-
lerle daha fazla ülkenin sistemden yararlanma olanağının
getirilmesidir. AB ile uzun yıllar içinde gelişen iş ilişkileri sa-
yesinde, kaliteli ürünleri, insan ve çevre sağlığını gözeterek
üretebilme ve AB pazarının yanı sıra tüm diğer dünya pazar-
larına sunabilme kabiliyetine sahip olan Türk tekstil ve kon-
feksiyon sektörü, AB pazarında yaşanan gelişmeler sonucu
oluşan rekabet baskılarına tedarik zincirinin bir üst halkası-
na tırmanarak cevap vermektedir.
Bu çerçevede, üretim yapısını sürekli canlı ve dinamik
tutarak Türkiye’nin kalkınmasına katkıda bulunan Türk teks-
til ve konfeksiyon sektörü, 2013 yılında, AB ile yaşanan so-
runların çözüme ulaşması konusunda yeni adımların atıl-
masını desteklemekte ve Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde
yaşanan sıkıntılarla ilgili karşılıklı çıkarların korunması te-
melinde ilişkilerin devam etmesini umut etmektedir.