25
IPARD, AB’nin OrtakTarım Politikası, Kırsal Kalkınma Po-
litikası ve ilgili politikalarının uygulanması ve yönetimi için
uyum hazırlıklarını ve bu kapsamda politika geliştirmesini
desteklemeyi amaçlamaktadır.
Avrupa Komisyonu tarafından 25 Şubat 2008 tarihin-
de onaylanan Kırsal Kalkınma (IPARD) Programı; Türkiye’nin
katılım öncesi dönemdeki öncelikleri ve ihtiyaçlarını dikka-
te alarak, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için kapasi-
te oluşturmayı hedeflemekte, işletmeleri AB standartları-
na yükseltmeyi amaçlamaktadır. Ancak programın uygu-
lanmasından sorumlu Tarım ve Kırsal Kalkınma Kurumu
Başkanlığı’nın merkezde ve programın uygulanacağı iller-
de akreditasyon sürecinin uzaması, üç yıllık kayıp nedeniy-
le programın uygulanmasını zora sokmuştur. Bu nedenle ay-
rılan kaynağın tam olarak kullanılabilmesi için kaybolan bu
sürenin Avrupa Komisyonu tarafından telafi edilmesi gerek-
mektedir.
Program kapsamında akredite olmuş 20 il ve yeni akre-
dite olacak 22 ilde belirlenen üç tedbir için, tüzel kişiler veya
şirketler tarafından hazırlanacak projelere yüzde 50 hibe
desteği sağlanmaktadır. Söz konusu 20 il; Afyonkarahisar,
Amasya, Balıkesir, Çorum, Diyarbakır, Hatay, Isparta, Kahra-
manmaraş, Kars, Konya, Malatya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa,
Tokat,Trabzon,Yozgat, Erzurum, Ordu veVan’dır.Yeni eklene-
cek olan 22 il ise; Ağrı, Aksaray, Ankara, Ardahan, Aydın, Bur-
dur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Elazığ, Erzincan, Gire-
sun, Karaman, Kastamonu, Kütahya, Manisa, Mardin, Mer-
sin, Muş, Nevşehir ve Uşak’tır.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın henüz yeni ya-
pılandırmasını tamamlaması ile Tarım ve Kırsal Kalkınma-
yı Destekleme Kurumu tarafından IPARD projelerine başvu-
ru çağrıları yapılarak, proje başvuruları kabul edilmeye baş-
lanmıştır.
IPARD Programının kırsal kalkınmaya katkıları şu şekil-
de özetlenebilir:
●
ARD Programı; sürdürülebilirlik eşiğinin altında bulu-
nan yarı geçimlik tarımsal işletmelere destek vererek,
bu işletmelerin gelişmesini ve küçük ve orta ölçekli iş-
letmeler grubuna dâhil olmasını sağlayacaktır,
●
Üreticilerin örgütlenmelerini, pazarda daha iyi konum
sağlamalarını ve rekabet güçlerinin artmasını sağlaya-
caktır,
●
Tarım ve kırsal kalkınmayı desteklerken, ekonomik, sos-
yal, kültürel ve çevresel konuları içeren çok boyutlu bir
kalkınmaya katkıda bulunacaktır,
●
Yeni iş imkânlarının gelişmesine olanak sağlayarak, giz-
li işsizliğin ve göçün önlenmesine katkı sağlayacaktır,
●
Kırsal alanlarda yaşam koşullarının iyileşmesine katkıda
bulunacaktır,
●
Tarımsal ürün işleme sanayisindeki kapasite artırma-
ya yönelik yatırımlar aracılığıyla bölgesel dengesizlikle-
ri gidermeye yardımcı olacaktır,
●
Destekler aracılığıyla kırsal alanlardaki yatırımlar arta-
caktır.
Bununla birlikte, Türk tarımının AB ülkeleriyle rekabe-
te ulaşabilmesi için sadece AB’den gelen hibenin yeterli ol-
mayacağı açıktır. Türkiye de tarıma daha fazla kaynak ayır-
mak zorundadır.
Görülüyor ki, AB’ye girildiğinde avantajlardan yararlan-
mak ve dezavantajlı durumları asgariye indirmek üzere Tür-
kiye, tarımını tam üyelik şartlarına hazırlamak durumunda-
dır. Bu hususta öncelikle müktesebatın uyumlu hale getiril-
mesi, tarımsal kayıt ve istatistiklerin daha sağlıklı duruma
sokulması, ayrıca işletme yapılarımızın iyileştirilmesi ve ta-
rımın rekabetçi bir yapıya ulaştırılması yönündeki çalışmala-
ra hız verilmesi gerekmektedir. En öncelikli konumuz ise iş-
leyen, güncel bir çiftçi kayıt sistemi olmalıdır.
Diğer taraftan yapısal uyum açısından önemli bir konu
olan gizli işsizliğin azaltılması ve tarımda iş gücü verimlili-
ğinin artırılması da öncelikli hedefler arasında sayılmalıdır.
AB’nin kuruluş yıllarında ortaya konulan politikaların
hedefi olan, tarımda modernleşme suretiyle verimlilik, ka-
lite ve standartları geliştirme, üretici refahını artırma, önü-
müzdeki yıllarda da tarım politikamızın ana hedeflerinden
olmalıdır. Bunun için de AB ve ulusal imkânlarımızı seferber
etmeliyiz.