Table of Contents Table of Contents
Previous Page  93 / 100 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 93 / 100 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

91

Hollanda’da yasal olarak faaliyet gös-

teren ve ağırlıklı olarak Hollanda’da üre-

tilen ilaçların satışını yapan bir eczane

olan Doc Morris, aynı zamanda internet

üzerinden de ilaç satışı yapıyor ve bu

kanal ile verilen siparişleri posta yolu ile

müşterilerine gönderiyor. Almanya sını-

rına yakınlığından ötürü, internet üze-

rinden yaptığı satışlarda Almanya’dan da

oldukça fazla sayıda müşterisinden sipa-

riş alıyor. Bununla birlikte ilaç üretimi ve

satışı ile ilgili dönemin Alman yasalarına

istinaden Almanya sınırları içerisinde re-

çeteli veya reçetesiz her türlü ilacın satışı

sadece eczanelerde yapılabilirken, posta

yolu ile satış gibi eczane dışı mecralarda

yapılan ilaç satışları kamu sağlığının ko-

runması gerekçesi ile yasaklanıyor.

Alman Eczacılar Birliği işbu yasağı ge-

rekçe göstermek suretiyle Doc Morris’in

internet üzerinden Alman tüketicilere

ilaç satışı yapmasını engellemek amacıy-

la, Alman yargısından Doc Morris’in ülke-

deki faaliyetlerinin durdurulmasını talep

eder. Yargılama sırasında Doc Morris,

internet üzerinden ilaç satışını engelle-

yen işbu Alman yasasının AB hukukunun

malların serbest dolaşımı hükümlerine

aykırı olduğu iddiasında bulunur. Zira

Doc Morris’e göre, her ne kadar Alman

hukuku prensipte diğer üye devletlerde

üretilen ilaçların Almanya’ya ihracına

ve ülkede satışına yasaklama getirmiyor

olsa da, internetten satış gibi etkin bir pa-

zarlama kanalını kapatmak suretiyle, yurt

dışında üretilen ilaçların Alman pazarına

erişimini güçleştiriyor ve böylece dolaylı

olarak fiiliyatta ilgili ürünlerin ihracatının

miktarını azaltmaktıyor. Davaya bakan

Alman mahkemesi, Doc Morris’in işbu

itirazı üzerine, iddia hakkında görüşünü

bildirmesi için konuyu ABAD’a iletir.

Davayı inceleyen ABAD, yargılama

sonrasında Doc Morris’i iddialarında

aşağıda da açıkladığımız üzere belli bir

noktaya kadar haklı bulur. ABAD’a göre

her ne kadar internetten reçeteli veya

reçetesiz ilaç satışının yasaklanması-

na sebebiyet veren düzenleme, Alman

eczacılar ve ilaç üreticileri için de ge-

çerli olsa, söz konusu sınırlama daha

çok Almanya dışında faaliyet gösteren

eczaneleri olumsuz yönde etkiliyor. Zira

internetten satış, hali hazırda zaten Al-

manya’da faaliyet gösteren ve ürünlerini

doğrudan tüketiciye mağazaları aracı-

lığıyla sunma şansına sahip eczaneler

için Alman pazarına erişimde sadece

ilave ve alternatif bir kanal olsa da, diğer

Üye Devletlerde bulunan eczaneler için

internet, Alman pazarına doğrudan eri-

şimde ve kendi ürünlerini Alman tüke-

ticiler ile buluşturmada çok daha etkili

bir yoldur. Başka bir deyişle ilgili yasak,

yerli muadillerine kıyasla başka bir üye

devlette üretilmiş ilaçların Alman paza-

rına girişini güçleştiriyor, satışını azaltı-

yor ve bu durum, dolaylı olarak yabancı

ilaçların ihracatı üzerinde olumsuz bir

etkiye sebep veriyor. Dolayısıyla ABAD’a

göre Alman yasası bu açıdan, AB huku-

kunun Üye Devletler arasında ithalatta

ve ihracatta miktar sınırlamaları ile mik-

tar sınırlamasıyla aynı etkiye sebebiyet

verecek her türlü Üye Devlet önlemini

yasaklayan hükmüne prensip itibari ile

aykırılık teşkil ediyor.

Bununla birlikte, Cam Filmi Kararı’n-

da bahsettiğimiz ve bu yazının girişinde

de hatırlattığımız üzere malların serbest

dolaşımı prensibi mutlak olmayıp, Üye

Devletler makul ve hukuka uygun bir

gerekçe öne sürmek suretiyle söz konusu

prensibin kapsamı dışına çıkabiliyor. Al-

man yasasının gerekçesi olarak öne sürü-

len kamu sağlığının korunması kuşkusuz

hukuka uygun bir gerekçe olarak kabul

edilmeli. Keza AB hukukunda, malların

serbest dolaşımının istisnaları arasında

kamu sağlığının korunması açıkça yer

alıyor. Yargılama sırasında ABAD bu ko-

nuya da değinmekle birlikte, reçeteli ve

reçetesiz ilaçların satışı noktasında bir

ayrıma gitti. ABAD’a göre, Almanya en

azından reçeteli ilaçların internetten sa-

tışı hususunda kamu sağlığı çekincesinde

haklıdır. Zira reçeteli ilaçların kullanımın

sağlık açısından yaratacağı olası riskler

göz önünde bulundurulduğunda, ecza-

cının söz konusu ilacın satışını yaparken

mutlaka reçeteyi görmesi, fiziken incele-

mek suretiyle reçetenin gerçekliğinden

ve ilacın reçetede ismi yazan hastaya veya

hastayı temsile yetkili bir yakınına teslim

edildiğinden emin olması gerekiyor. Do-

layısı ile reçeteli olarak satışı yapılabilen

ilaçlar noktasında ABAD, Alman yasasının

hukuka uygunluk sebepleri içerisinde

kaldığına hükmeder. Fakat reçetesiz ilaç-

ların satışı hususunda ise farklı bir kanıya

varır. ABAD’a göre kamu sağlığı gerekçesi

reçetesiz ilaçların satışı noktasında ma-

kul bir savunma değildir. Zira tüketici

zaten eczanede dahi olsa reçetesiz ilaç-

lara sadece bedelini ödemek suretiyle

kolayca erişebiliyor. Ayrıca ilacın tüketici

tarafından doğru bir biçimde kullanılma-

sına yardımcı olacak ve tüketiciyi yön-

lendirecek her türlü bilgi, ilacın satışının

yapıldığı internet sitesinde de tüketicin

hizmetine kolayca sunulabiliyor. Dolayısı

ile reçeteli ilaçlardan farklı olarak, reçe-

tesiz ilaçların internetten veya doğrudan

eczaneden temin edilmesi arasında kamu

sağlığı açısından bir fark bulunmuyor.

Sonuç olarak ABAD malların serbest

dolaşımının ihlali noktasında internetten

satışın yasaklanmasını, Doc Morris’in

ileri sürmüş olduğu gibi pazara giriş

engeli olarak değerlendirmek suretiyle

Hollandalı eczacıyı haklı buldu. Diğer

yandan ise reçeteli ilaçların satışı açısın-

dan kamu sağlığının korunmasının daha

etkin bir yarar olduğuna hükmetmek

suretiyle de Alman yasasının, kapsam

açısından kısmen AB hukukuna aykırılık

taşıdığına kanaat getirdi. Yargılamanın

sonuçlanmasından kısa bir süre sonra

Alman Hükümeti, ABAD’ın kararına uy-

gun olarak ilaç üretimi ve satışı ile ilgili

mevzuatında değişikliğe gitti ve reçete-

siz ilaçların internet kanalı ile satışına

olanak tanıyan düzenlemeyi yürürlüğe

soktu. Önceki yazılarımızda da sıklıkla

belirttiğimiz gibi burada da tekrar ha-

tırlatmakta fayda var; her ne kadar Doc

Morris Davası’nda ABAD’ın almış olduğu

karar özelde Almanmevzuatı ile ilgili olsa

da, söz konusu karar aynı zamanda, AB

hukuk sisteminin bir gereği olarak, AB

üyesi diğer devletler için de bağlayıcıdır

ve emsal niteliği taşıyor.