Table of Contents Table of Contents
Previous Page  82 / 84 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 82 / 84 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

80

BRÜKSEL’DEN BAKINCA

lirlik, iyi yönetişim, kurumsal kalite,

hukukun üstünlüğü, özgürlükler gibi

olmazsa olmaz koşulların üretim bi-

rimlerini çevrelemiş ve donanımımızı

destekliyor olması da gerekiyor. İşte

bu noktada da AB devreye giriyor. Uy-

gun atmosfer diye isimlendirdiğim

hususların tümü AB üyelik koşulları

değil mi?

Yalnız Değiliz

Bir noktada, gerekli şartları yerine

getiriyor olmanız da yetmiyor. Çünkü

ulaşmak istediğimiz şey kendi kendimi-

ze “ol” deyince, ya da “oluna” denince

olmuyor. Bir de ikna etmemiz gereken

“başkaları” var.

Daha önce de söyledim, bu dona-

nımla –deyim yerindeyse- yükte ağır

pahada hafif mallar üretip yakın çev-

remize satabiliyoruz. Daha fazlası için

inovasyon, onun için de teknoloji trans-

feri yapmamız gerek (çünkü kendimiz

üretemiyoruz). Bu da doğrudan yaban-

cı yatırım demek. Öte yandan, dünyada

fikri ve sınai mülkiyet haklarının trans-

feri giderek güçleşiyor. Bu haklara ve

bir de finansmana sahip olan yatırım-

cıları ikna etmek giderek güçleşiyor. Bir

başka zorluk da ikna edeceklerinizin

büyük bölümünün global değer zincir-

lerini kurup yöneten “firmalar” olması.

Ticaret anlaşmalarını devletler yapıyor

ama ticareti firmalar kontrol ediyor. Ne

yazık ki ülkemiz önemi giderek artan

global değer zincirleri sisteminden en

az yararlananlar arasında.

Burada da yine çevresel koşullar de-

diğim faktörler ve AB devreye giriyor.

Yakından bakınca görüyoruz ki “diğerle-

rini” ikna etmek için gereken koşullar da

eşittir AB üyeliğimiz için gereken koşul-

lar. Bu şartları yerine getirdiğiniz ölçüde

işiniz kolaylaşıyor.

Bu açıdan bakınca, Türkiye – AB iliş-

kilerini tam üyelik yolunda ilerletmenin

getirisinin mali yardım rakamlarının çok

ötesinde olduğu da zaman zaman kü-

çümseyerek kullandığımız o meşhur “AB

çıpası”nın hiç de kötü bir şey olmadığı da

açıkça görülüyor.

Bunların tümüne “donanımımız” diye-

lim. Mevcut donanımımız bizi ancak bir

orta sanayi ülkesi yapmaya yetiyor. Bunu

yükseltmemiz şart. Burada da eğitim

olmazsa olmaz bir faktör ve sonuç an-

cak uzun vadede alınabiliyor. Ama hiç

olmazsa bu noktada kontrol elimizde,

istersek, planlarsak yapabiliriz. Başka-

sına muhtaç değiliz.

Yine kendi elimizde olan bir diğer

faktör ise seçme ve odaklanma. Her şeyi

birden yapamayız, her şeyi birden des-

tekleyemeyiz. Fiziki ve beşeri kaynakla-

rımızı daha verimli kullanmayı öğrenme-

liyiz. Odaklanmayı öğrenmeliyiz.

Uygun donanım ve odaklanma…Bun-

lar gerekli şartlar ama yeterli değil.

Doğru Atmosfer

Doğru atmosfer ya da çevre şartları

diyebileceğim, istikrar, öngörülebi-

Ticaret anlaşmalarını

devletler yapıyor ama

ticareti firmalar kontrol

ediyor. Ne yazık ki ülkemiz

önemi giderek artan

global değerler zincirleri

sisteminden en az

yararlananlar arasında.