İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
77
(ve ileride de olacağını) göstermek. Bu
nedenle, kısaca da olsa geçmişe bir göz
atmak kaçınılmaz.
1960–1980 Dönemi:
Tarımdan Sanayiye
Önce tarıma, daha sonra da ithal ika-
mesine dayalı bir büyüme kaydedilen 60
ve 70’li yıllarda dahi AB (daha doğrusu,
o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Top-
luluğu – AET) Türkiye’nin kalkınma ça-
balarının bir parçası olmaya başladı. Bu
dönem ortaklık anlaşmamızda “hazırlık
dönemi” olarak adlandırıldı.
Ankara Anlaşmasının 3’üncü mad-
desinin birinci fıkrasında “Hazırlık
döneminde Türkiye, geçiş dönemi ve
son dönem boyunca kendisine düşe-
cek yükümlülükleri üstlenebilmek için,
Topluluğun yardımı ile ekonomisini
fine ulaşmak; bölgemiz için bir üretim
ve ekonomik çekim merkezi olmak; ih-
racatımızda teknolojik üretimin payını
artıracak şekilde sanayimizi yeniden
yapılandırmak; ihracatımızı 500 milyar
dolara veya dünya ticaretindeki payımızı
yüzde 1,7’ye çıkarmak gibi alt başlıklar
halinde zenginleştirdiğimiz, kısaca “2023
Hedefleri” diye adlandırdığımız program
işte bu hayallerin ve hedeflerin rakam-
landırılmış şekli.
Bu hedeflere ulaşmamız mümkün.
Ama tabii ki işleri kendi haline bıra-
karak değil, tüm ödevlerimizi hakkıyla
yaparak ve elimizdeki tüm araçları en
uygun şekilde kullanarak. Bu araçlar-
dan birisi de hemen dibimizde, 500 mil-
yonu aşan nüfusu ile, hem müreffeh ve
istikrarlı bir pazar hem de çok önemli
bir sermaye ve teknoloji kaynağı olan
Avrupa Birliği. Ekonomimizi daha ileri
düzeye getirme çabamızda AB’yi kul-
lanabildik mi derseniz cevabım “hayır”
olmaz ama lâyıkıyla kullanabildik mi
diye sorarsanız “daha iyisini yapabilir-
dik” derim.
Bu yazımda, ekonomik kalkınma ve
dönüşüm hikayemizde AB’nin bugüne
kadar nasıl bir rol oynadığı ve yakın ge-
lecekte bu rolün nasıl başrole dönüştü-
rülebileceği konusundaki görüşlerimi,
somut örnekler üzerinden sizlerle pay-
laşmak istiyorum. Amacım bir “Türki-
ye’nin İktisadi Tarihi” makalesi yazmak
değil; 1980–2015 dönemini kapsayacak
olan hikayemizin hemen her aşamasında
AB’nin bir şekilde işin içinde olduğunu
ve özellikle sanayimizin dönüşümünde
ve dış ticaretteki başarılı hamlelerde
şu veya bu şekilde bir rolü olduğunu




