Table of Contents Table of Contents
Previous Page  71 / 84 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 71 / 84 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

69

ürkiye-AB ilişkilerinde gündem

mülteci krizi, vize serbestliği

süreci ve Geri Kabul Anlaşma-

sı’na odaklanmışken, Yüksek Düzeyli

Enerji Diyaloğu’nun ikinci toplantısı

28-29 Ocak 2016 tarihlerinde İstan-

bul’da gerçekleşti. Enerji ve Tabii Kay-

naklar Bakanı Berat Albayrak ve Av-

rupa Komisyonu’nun İklim Eylemi ve

Enerjiden Sorumlu Üyesi Miguel Arias

Cañete’nin katılımıyla gerçekleştirilen

toplantıda iki taraf için de son dere-

ce önemli olan enerji arz güvenliği ve

Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı

Projesi (TANAP) kapsamındaki geliş-

meler ele alındı. Bilindiği gibi, Türkiye

tarihinin en büyük doğal gaz boru hattı

projesi olan TANAP, AB’nin kaynak ve

rota çeşitlendirmek açısından büyük

önem verdiği Güney Gaz Koridoru’nun

önemli bir parçası. Kısaca hatırlatmak

gerekirse AB açısından baktığımızda

özellikle Doğu Avrupa’da Rusya’ya olan

enerji bağımlılığının yüzde 60 ila 100

civarında olduğunu, bazı AB üyesi ül-

kelerin doğalgaz ihtiyaçlarını tama-

men Rusya’dan karşıladığını görüyoruz.

Kremlin’in gerek gördüğünde doğalgaz

kaynaklarını bir dış politika aracı olarak

kullanmaktan çekinmemesi AB’yi zaten

enerji arz güvenliğinde rota ve kaynak

çeşitlendirmesine yöneltmiş, özellikle

Kırımmeselesi sonrasında Rusya ile AB

arasında yaşanan gerginlik Güney Gaz

Koridoru’nun hayata geçirilmesini ivedi

hale getirmişti. Nitekim orta ve uzun

vadede Güney Gaz Koridoru’nun AB’nin

doğal gaz ihtiyacının yüzde 20’sini kar-

şılayacağı öngörülüyor. 2018 yılında ta-

mamlanması öngörülen TANAP ile yılda

yaklaşık 16 milyar metreküp doğal gaz

taşınacak ve bunun 10 milyar metre-

küpü Avrupa’ya iletilecek. Bu noktada

Türkiye-AB Üst Düzey Enerji Diyalo-

ğu’nun ilk toplantısının hem AB hem

de ülkemiz için stratejik öneme sahip

TANAP’ın temel atma törenine denk

gelmesi şaşırtıcı değil. İkinci toplantı

sonrasında yapılan basın açıklamasında

Türkiye’nin, bölgesel enerji merkezi ve

AB’nin enerji güvenliği için kilit ülke

konumunda olduğunun altı çizilirken,

taraflar tarafından Güney Gaz Koridoru

Danışma Konseyi’nin etkinliğini artır-

maya yönelik ortak taahhütleri tekrar-

lanması dikkat çekici.

Üst Düzey Enerji Diyaloğu toplantı-

sında ayrıca Türkiye enerji piyasasının

AB ile entegrasyonu, enerji verimliliği,

yenilenebilir enerji, elektrik piyasası ve

ağ bağlantıları, nükleer güvenlik konu-

larının ele alındığı, iklim değişikliği ile

mücadele ve COP 21 sonrası yaşanan

gelişmelerin değerlendirildiği açıklandı.

Bu noktada iki hususun altının çizilmesi

gerekiyor. Bunlardan ilki enerji faslın-

da müzakerelerin açılması. Türkiye-AB

ilişkilerinin ana zeminini katılım müza-

kereleri süreci oluşturuyor; dolayısıyla

Türkiye ile AB arasında enerji alanında

işbirliğinin gerçek potansiyeline ulaş-

masının ancak bu fasılda müzakerelerin

açılması ve tamamlanmasıyla mümkün

olacak. Bu nedenle enerji faslında Türk

mevzuatının yeniden incelenmeye baş-

lanmasının ve bu sürecin üç ay içeri-

sinde tamamlanacağının açıklanması

önemli. Özellikle Kıbrıs sorununun çözü-

müne giderek yaklaşıldığı fısıldanırken,

GKRY vetosunun kalkmasıyla birlikte

enerji faslında müzakerelerin gecikme-

den açılmasını beklemek gerekir.

İkinci husus Türkiye-AB Üst Düzey

Enerji Diyaloğu’nun sadece enerji arz

güvenliğine odaklanmakla yetinmeme-

si ve enerji politikasının çok boyutlu

yapısına uygun şekilde enerji verimlili-

ğinden nükleer güvenliğe, yenilenebilir

enerjiden enerji piyasalarının serbest-

leştirilmesine kadar pek çok alanı kap-

saması. Türkiye gibi enerji konusunda

bölgesel bir merkez olma hedefini be-

nimsemiş bir ülke için bu son derece

önemli. Bugün sadece tek bir boyutta

güçlü olmanın bölgesel enerji merkezi

olmak için yeterli olmadığı, şeffaf ve iyi

işleyen enerji piyasasına, enerji tica-

retinin yapıldığı piyasa yapısına sahip

olmak gibi diğer faktörlerin de hesaba

katılması gerektiği biliniyor.

Türkiye açısından bakıldığında,

Türkiye-AB Üst Düzey Enerji Diyalo-

ğu çerçevesinde AB ile güçlenen enerji

alanındaki işbirliği ve derinleşen iliş-

kiler enerji alanında AB müktesebatına

uyum sağlanmasına ve enerji faslında

müzakerelerin açılması için mesafe kat

edilmesine hizmet ediyor. Bunun ya-

nında Türkiye’nin ileriye dönük iddialı

hedefi -enerji merkezi olma- konusunda

ise elbette öncelik AB müktesebatına

uyum sayesinde enerji piyasalarının ser-

bestleştirilmesi, daha rekabetçi ve şeffaf

hale getirilmesinde olmakla birlikte, Üst

Düzey Enerji Diyaloğu sayesinde AB ile

geliştirilen güçlü enerji diplomasisinin

de Türkiye’yi bu hedefine hızla taşıyaca-

ğını beklemek yanlış olmaz.