İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
47
Krallık için geçerli olmayacağı kesinlik
kazanmış oldu. Bildiride aynı zamanda,
AB vatandaşları arasında “Daha Yakın
Bir Birlik” kurulmasına ilişkin hedefin
farklı entegrasyonmodelleri ile mümkün
olduğu ve farklı AB üye devletleri için
geçerli olduğu vurgulanıyor. Böylece, son
dönemlerde daha fazla gündeme gelen
AB’nin geleceğinin farklı entegrasyon
modelleri tarafından belirleneceğine iliş-
kin tartışmaların AB Liderler Zirvesi’nde
de ele alındığı görülüyor.
Son olarak, mektubun diğer bir tar-
tışma konusu olan göç ve sosyal yardım-
lara ilişkin bölümde Birleşik Krallığın
2050 yılında AB’nin en kalabalık ülkesi
olacağı yönündeki tahminler doğrultu-
sunda ülkenin bugünkü hızda göç alı-
yor olmasının gelecekte sürdürülemez
olduğuna değiniliyor. Hem AB dışından
hem de AB içinden ülkeye yönelik göçün
tartışıldığı mektupta, özellikle vurgu-
lanan diğer bir konu ise Birleşik Kral-
lık sınırları içinde yaşamaya başlayan
göçmenlerin ancak dört yıldan sonra
sosyal yardımlardan faydalanmaya baş-
laması ve ülke dışına gönderilen çocuk
bakım yardımlarının kısıtlanması oldu.
Cameron tarafından Konsey Başkanı’na
iletilen mektup aynı zamanda, gelecekte
AB’nin genişlemesi durumunda yeni ül-
kelerin ekonomilerinin mevcut üye dev-
letlerin ekonomileriyle yakınlaşmadan
vatandaşlarına yönelik serbest dolaşım
hakkı verilmemesi yönünde bir teklif de
içeriyor.
AB Liderler Zirvesi’nde bu konuya
ilişkin varılan anlaşmada ise üye devlet-
lerin sosyal güvenlik sistemlerinin AB
hukukunca uyumlaştırılmadığının altı
çizilirken her üye devletin kamu düzeni,
güvenliği ve sağlığı temelinde sosyal
yardımlara kısıtlama getirme hakkının
bulunduğu belirtiliyor. Zirve sonuç bil-
dirisinde aynı zamanda, kamu çıkarının
gerekli gördüğü durumlarda kişilerin
serbest dolaşımına kısıtlama getirilebi-
leceği belirtilirken, yine fazlaca tartışılan
bir konu olan çocuk bakım yardımlarına
ilişkin 883/2004 sayılı sosyal güvenlik
sistemlerinin koordinasyonuna ilişkin
tüzüğün değiştirilmesine karar verildi.
Her ne kadar yeni uygulamanın ev sahibi
üye ülkede çalışan AB vatandaşlarının
yeni taleplerine uygulanacağı vurgulansa
da, 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren tüm
taleplere uygulanacağı da sonuç bildirisi-
ne eklenen konular arasında.
Anlaşmanın Ardından Referan-
dum Tarihi: 23 Haziran 2016
Brüksel’de tamamlanan zirvenin ar-
dından 20 Şubat 2016 tarihinde Bakanlar
Kurulu ile bir araya gelen Birleşik Krallık
Başbakanı David Cameron, toplantının
ardından bir basın toplantısı düzenledi.
Parlamentoya Birleşik Krallığın AB üye-
liği ile ilgili referandumun 23 Haziran
2016 tarihinde gerçekleştirilmesini öne-
receğini açıklayan Cameron, bakanların
partinin duruşundan bağımsız olarak
“evet” veya “hayır” kampanyasına destek
verebileceklerini ifade etti. Kendisinin
“evet” kampanyasına destek vereceğini
açıklayan Cameron, Birleşik Krallığın AB
üyesi olarak kalması durumunda “daha
güvenli ve güçlü” olacağı kanısında. Her
ne kadar Cameron’ın referandumda oyu-
nu Birlik içinde kalmaktan yana kulla-
nacağı bilinse de şimdiden kendi partisi
içinde ciddi bir muhalefetle karşılaştı-
ğını söylemek mümkün. 20 Şubat 2016
tarihinde gerçekleşen Bakanlar Kurulu
toplantısının ardından, Adalet Bakanı
Michael Gove’un Birleşik Krallığın Birlik
üyesi olmadan daha iyi bir durumda
olacağını açıklaması ise bu durumun en
iyi örneği.
Bugün Avrupa’nın geldiği duruma
bakıldığında, Birliğin yalnızca avro kri-
ziyle değil, aynı zamanda mülteci krizi,
terör tehdidi ve İngiltere’nin üyeliğini
referanduma götürmesi gibi daha bü-
yük sorunlarla başa çıkmaya çalıştığı
görülüyor. Birliğin en önemli iki değe-
ri olan ortak para birimi ve ortak sınır
uygulamasının gerek Birliğin içinden
gerek Birlik dışı faktörlerden kaynak-
lanan sorunlarla karşılaşması ve bunla-
rın yanı sıra Birleşik Krallığın 43 yıllık
AB üyeliğini referanduma götürecek
olması hiç şüphesiz AB’nin temellerini
derinden sarsıyor. Birleşik Krallık’taki
referandumun daha önce planlandığı
şekilde 2017 yılından erken gerçekleş-
mesi, hâlihazırda büyük ölçüde sarsılan
AB’nin henüz toparlanamadan Birliğin
geleceğine ilişkin büyük soru işaretleri
oluşturacak başka bir krize sürüklenece-
ğinin bir işareti olabilir. Hal böyle olunca,
son dönemde daha sık gündeme gelen
Çok Vitesli Avrupa,
A La Carte
Avrupa
gibi birçok farklılaştırılmış entegrasyon
tartışmalarının önümüzdeki günlerde
AB gündemini daha fazla meşgul edece-
ğini beklemek yanlış olmaz.
■




