Table of Contents Table of Contents
Previous Page  47 / 84 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 47 / 84 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

45

on yıllarda AB’nin karşılaştığı avro

krizi, üye ülkelerde popülist par-

tilerin yükselişi, mülteci krizi ve

Birliği hedef alan terör saldırıları gibi

varoluşsal krizlere bir yenisi daha ek-

lendi. Esasında, 7 Mayıs 2015 tarihinde

gerçekleşen Birleşik Krallık seçimleriyle

somut hale gelen Birleşik Krallığın AB

üyeliğinin referanduma götürülmesine

ilişkin tartışmalar bir süredir AB gün-

demini meşgul ediyordu. Yunanistan’ın

2009 yılından bu yana yaşadığı, nere-

deyse ülkenin AB üyeliğinden çıkmasıyla

sonuçlanacak ve

Grexit

olarak adlandı-

rılan krize yapılan atıfla

Brexit

(

British

Exit

) olarak anılmaya başlayan Birleşik

Krallığın Birlik içindeki geleceğine iliş-

kin tartışmalar son olarak 18-19 Şubat

2016 tarihlerinde Brüksel’de düzenle-

nen AB Liderler Zirvesi’nde ele alındı.

Zirvede,

Brexit

’in yanı sıra mülteci

krizi ile ilgili konuları da görüşen ve

ajandaları bir hayli dolu olan AB lider-

leri, uzun süren müzakereler sonucunda

Birleşik Krallık Başbakanı David Came-

ron’ın ülkesinin AB’de kalması için talep

ettiği reformlara ilişkin bir anlaşmaya

vardı. Bilindiği üzere, Birleşik Krallık

Başbakanı Cameron, 10 Kasım 2015

tarihinde AB Konseyi Başkanı Donald

Tusk’a hitaben bir mektup yazarak,

Birleşik Krallığın AB içindeki yerinin

tekrardan müzakere edilmesi için talep

ettiği değişikliklerin ana hatlarını iletti.

Mektupta belirlenen dört alanda deği-

şiklik yapılması durumunda Cameron,

2017 yılında gerçekleşmesi beklenen

referandumda ülkenin AB üyesi olarak

kalmasını savunacağını belirtti. Mek-

tupta, Birleşik Krallığın statüsünün de-

ğiştirilmesinin talep edildiği dört alan,

ekonomik yönetişim, rekabet, egemenlik

hakları ve göç konuları oldu.

Cameron Ne İstedi,

Ne Elde Etti?

“Sevgili Donald” diye başlayan mek-

tubun ekonomik yönetişime ayrılan bö-

lümünde, Birliğe üye ülkelerin para biri-

mi avro olan ve olmayan ülkeler olarak

ikiye ayrıldığı belirtilirken, Avro Alanı

ülkelerinin ortak para birimini koru-

mak için çeşitli önlemler alabileceği;

ancak, bu değişikliklerin Tek Pazar’ın

bütünlüğünü bozmaması ve Avro Ala-

nı’na dâhil olmayan ülkelerin çıkarları

ile örtüşmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu

noktada Birleşik Krallığın Avro Alanı’nı

etkileyecek kararlarda bir veto hakkı ta-

lep etmediği ifade edilirken, esas talebin

temel kuralların Birliğin 28 üyesi için de

eşit şekilde uygulanmasını sağlayacak

bağlayıcı bir mekanizma oluşturulması

olduğu belirtiliyor.

Mektubun ekonomik yönetişime

ilişkin bölümünde dikkat çeken diğer

bir ifade ise, AB’nin birden fazla para

birimine sahip olduğu ve Avro Alanı’na

dâhil olmayan üye ülkelerdeki vatan-

daşların Avro Alanı’nı desteklemek için

alınan kararların mali yükümlülüğünü

taşımaması gerektiği. Bu açıdan bakıldı-

ğında, geçtiğimiz yıllarda AB’yi derinden

sarsan ekonomik kriz nedeniyle başta

Yunanistan olmak üzere krizden büyük

ölçüde etkilenen üye devletlere sağlanan

kurtarma paketlerine Birleşik Krallığın

katkı sağlama zorunluluğun kaldırılma-

sını istediği görülüyor.

18-19 Şubat 2016 tarihlerinde ger-

çekleşen Zirvede liderlerin ekonomik

yönetişime ilişkin aldığı kararlardan

Cameron’ın taleplerinin büyük ölçü-

de karşılandığını söylemek mümkün.

Zirvenin sonuç bildirisinde, ekonomik

ve parasal birliği güçlendirmek üzere

alınacak önlemlerin para birimi avro

olmayan üye ülkelerin katılımı için açık;

ancak, bağlayıcı olmayacağı belirtiliyor.

Bu çerçevede, Cameron’ın talepleri ile

örtüşecek şekilde, Avro Alanı’nın mali

istikrarını sağlamak üzere alınan “acil

durumönlemlerinin” Avro Alanı’na dâhil

olmayan üye ülkelerin bütçeleri üzerin-

de yükümlülük oluşturmaması gerektiği

AB liderlerinin hemfikir olduğu bir konu

oldu. Sonuç bildirisinin ekonomik yö-

netişimle ilgili bölümünde anlaşmaya

varılan konuların AB antlaşmalarında

değişikliğe gidilmesi durumunda ant-

laşmalara dâhil edilmesine ilişkin karar

alınmasının da oldukça önemli olduğunu

belirtmekte fayda var.

Birleşik Krallık Başbakanı Came-

ron’ın mektubunda belirtilen alanlardan

rekabete ve mevcut kuralların ticarete

getirdiği bürokratik yükün azaltılmasına

ilişkin taleplerin AB liderleri nezdinde

de büyük ölçüde kabul gördüğünü söy-

lemek mümkün. Zirvenin sonuç bildi-

risinde de AB’nin temel hedeflerinden

birinin kişilerin, malların, hizmetlerin

ve sermayenin serbestçe dolaşabildiği

bir iç pazar yaratmak olduğu vurgula-

nırken, Birliğin bu yönde hareket ederek

rekabetçiliği artırması gerektiği belirti-

liyor. Bu doğrultuda, Birliğin ilerleyen

dönemde tüketicinin, sağlığın ve çev-

renin korunması kurallarına saygı çer-

çevesinde özellikle KOBİ’ler için idari

yükün azaltılması ve uyum maliyetinin