İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
18
AB’ye gerçekleştirdiği ihracatın 1,5
katıdır (92 milyar ABD Doları). Bu
durum, Türkiye’de kayıtlı karayolu
araçlarının AB ülkeleri üzerinden
gerçekleştirdikleri taşımaların engel-
lenmesinin; esasen Türkiye’deki AB’li
yatırımcılar ve AB’deki üreticiler, tü-
keticiler ve ticaret erbapları açısın-
dan da ciddi bir sorun haline geldiğini
açıkça ortaya koymaktadır.
Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin
revizyonu ve güncellenmesi konu-
sunda sizin ve/veya kuruluşunu-
zun yaklaşımı nedir?
Türkiye ve AB arasında temelle-
ri 1963 yılında atılmış olan Ankara
Anlaşması’na dayanan bir ortaklık
ilişkisi; ayrıca bu Anlaşma’nın haya-
ta geçirilmesi gayesiyle 1970 yılında
imzalanan Katma Protokol aracılığı
ile tohumları atılan, 1 Ocak 1996 ta-
rihinde yürürlüğe giren ve 1/95 sa-
yılı Ortaklık Konseyi Kararı’yla son
aşamasına geçilen bir Gümrük Birliği
ilişkisi mevcuttur.
AB’nin üyelik sürecinde başka hiç-
bir ülke ile benzerini tesis etmediği
“kendine özgü” bir yapıyı kuran bu
anlaşmalar sonucunda Türkiye, AB
için “herhangi bir üçüncü ülke” ola-
rak ifade edilemez. Nitekim, AB’nin
en üst yargı organı olan ABAD’ın geç-
mişte almış olduğu kararlarda da bu
türden bir ortaklık ilişkisi sonucunda,
Türkiye’nin AB için, “karar alma me-
kanizmalarına katılma ve bütçede söz
sahibi olma” gibi hususlar dışında bir
“tam üye” olarak kabul edilmesi ge-
rektiği belirtilmektedir. Ancak bahse
konu “ortak üye” statüsünün tam an-
lamıyla tanınmıyor olması bir kenara,
Gümrük Birliği’nin temelini oluşturan
“malların serbest dolaşımı” ilkesi de
çeşitli AB ülkelerince uygulanmamak-
tadır. Zira, AB üye ülkelerinin Türki-
ye’de kayıtlı yük araçlarına uyguladık-
ları transit kotaları nedeniyle AB’deki
alıcılarına daha geç ve yüksek fiyatla
ulaştırılmak zorunda kalınan mallar;
aslında AB içinde serbest dolaşma
hakkı bulunan, AB gümrük bölgesine
“
ABAD
kararlarının da teyit
ettiği gibi,
etkin bir taşıma
olmadan
, malların serbest
dolaşımı gerçekleşemez”
2002 yılından itibaren dünya ekonomisiyle
hızla bütünleşmekte olan Türkiye ekonomisi,
elbette AB ekonomisinin de artık “ayrılmaz bir
parçası olmuştur”. AB ülkelerinin Türkiye’ye
gerçekleştirdikleri ihracat, Türkiye’nin AB’ye
gerçekleştirdiği ihracatın 1,5 katıdır.
Ö. Çetin NUHOĞLU
UND Yönetim Kurulu Başkanı
GÖRÜŞ ÖZEL
Türkiye için AB üyeliği hedefi
önemini korumakta mıdır? Neden?
2002 yılından itibaren dünya eko-
nomisiyle hızla bütünleşmekte olan
Türkiye ekonomisi, elbette AB eko-
nomisinin de artık “ayrılmaz bir par-
çası olmuştur”. Türkiye’deki yabancı
yatırımın yüzde 70’i AB ülkelerinden
gelmekte; Türkiye’den AB’ye gerçek-
leştirilen ihracatın yüzde 50’si, AB
sermayeli firmalar tarafından gerçek-
leştirilmekte; bu ihracatın girdisini
sağlayan ithalatın yüzde 74’ü ise, AB
ülkelerinden Türkiye’ye gerçekleşti-
rilmektedir.
AB ülkelerinin Türkiye’ye ger-
çekleştirdikleri ihracat, Türkiye’nin




