İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
104
G-20’DE BU AY
Eylül 1999’da bir araya gelen G-7
Maliye Bakanları ve Merkez Banka-
sı Başkanları, kilit ekonomik ve mali
politikalar konusunda ekonomiler
arasında diyaloğun geliştirilmesi ve
herkesin faydalanabileceği istikrarlı
ve sürdürülebilir küresel ekonomik
büyümeyi sağlamak amacıyla işbirli-
ğinin teşvik edilmesi gerektiğini be-
lirttiler. Bu yöndeki açıklamaları taki-
ben G-7/G-8 platformunun kapsamını
genişletmeye yönelik başlatılan giri-
şimlerin sonucunda, Aralık 1999’da
G-8’in yanı sıra kilit bölgesel güçlerin
de bir araya geldiği G-20 oluşturuldu.
Mali krizlerin ardından kurulan
G-20’nin ilk önceliği, finansal kırılgan-
lığı azaltıp, küresel ekonomik ve mali
istikrarı yeniden sağlamaktı. Bunun
yanı sıra, G-20 platformu aracılığıyla
ülkeler arasında işbirliğini güçlendi-
rerek, küreselleşme sürecinde mey-
dana gelebilecek sorunlara kaşı daha
etkin bir şekilde mücadele edilmesi
amaçlanıyordu. Ancak her ne kadar
başlarda G-20’nin sadece uluslararası
mali krizleri önlemek ve çözmek için
kurulduğuna dair bir izlenim yaratıl-
mış olsa da çok kısa zamanda, bu olu-
şumun diğer gruplardan (G-7/G-8)
farklı olduğu ve daha kapsamlı eko-
nomik ve mali sorunları da irdelediği
gözlemlendi. Nitekim bu bağlamda,
G-20’nin ilk sıra dışı sınavı ABD’de
meydana gelen Eylül 2001’deki terör
saldırılarının ardından, terörizmin fi-
nansmanına karşı önlemler alınması
konusunda girişimlerde bulunma-
sıydı. Bunun yanı sıra G-20 nezdinde
kalkınmanın finansmanına ilişkin
hususlar da ele alınmaya başlanmıştı.
Ayrıca, G-20’nin gündemine demog-
rafik sorunlar, kalkınma yardımları,
sürdürülebilir büyüme ve enerji gibi
konular da girmeye ve giderek önem
kazanmaya başladı.
2008 yılında ABD’de başlayan ve
tüm dünyaya hızla yayılan küresel
mali kriz, G-20 açısından önemli bir
dönüm noktasını oluşturdu. Şöyle ki,
2008 yılına kadar G-20 nezdinde dü-
zenlenen toplantılarda ülkelerin ba-
kanları ve merkez bankası başkanları
bir araya gelirken, 2008 yılı itibarıyla
bu toplantılar devlet ve hükümet baş-
siz kaldığı ve buna göre daha güçlü bir
dayanışma sisteminin oluşturulması
gerektiğinin açık bir göstergesi olarak
değerlendirildi
3
. Şöyle ki, uluslararası
arenada önemli ekonomik aktör olma
yolunda hızla ilerleyen gelişmekte
olan ülkelerin, küresel ekonomik yö-
netişim ve koordinasyon çabaları-
nın dışında kalmaları dünya çapında
oluşan yeni ekonomik ortama gerçek
anlamda uyum sağlamaları artık im-
kânsızdı. Diğer bir deyişle, G-7/G-8 ile
oluşturulan ekonomik dayanışmaya,
gelişmiş ülkelerin yanı sıra; özellik-
le gelişmekte olan ülkelerin de dahil
edilmesi kaçınılmaz bir hal almıştı.
3
Gordon S. Smith,“G7 to G8 to G20: Evolution
in Global Governance”, CIGI G20 Papers, No:6,
Mayıs 2011.
4
Yusuf Işık,“G-20
veTürkiye’ninYaklaşan Dönem Başkanlığı Perspek-
tifi”, Bilge Strateji, Cilt 6, Sayı 11, Güz 2014.
5
Homi Kharas and Domenico Lombardi, “The
Group ofTwenty: Origins, Prospects and
Challenges for Global Governance”, Brookings
Institution, 2012.
65
%
G-20 ülkelerinin toplam nüfusunun
dünya nüfusu içindeki oranı




