71
M. Haluk Nuray,
İKV Brüksel Temsilcisi
TÜRKİYE’NİN AB’Yİ
İZLEME RAPORU
AB Bakanlığımız, geçtiğimiz yılın son günlerinde “Türkiye Tarafından Hazırlanan 2012 Yılı
İlerleme Raporu - Yapılan Çalışmalar, Kaydedilen İlerlemeler”başlıklı bir rapor yayımladı. Sunuş
yazısında rapor, “Son bir yılda ülkemizde gerçekleştirilen reformları geniş bir perspektiften, en
doğru ve objektif şekilde sunan bir kaynak”olarak tanımlanmış. Peki, bir ülke neden AB üyesi
olmak, üye ise neden AB içinde kalmak ister? AB’yi bir çekim merkezi yapan unsurlar nelerdir?
Bunlar geçtiğimiz yılda, hangi yönde ve nasıl değişmiştir? Aslında bu sorulara verilecek cevaplar,
“Türkiye’nin AB’yi İzleme Raporu”başlıklı, başlı başına bir çalışma dahi olabilir.
H
er zaman yaptığımız gibi, ayın konusuna gir-
meden önce, Türkiye-AB ilişkilerinin yakın
geleceği hakkındaki beklentilerimizi aktara-
rak başlayalım yazıya: İrlanda Dönem Baş-
kanlığı öncesinde önümüzdeki altı ay için oluşan yüksek bek-
lentiler, pek karşılanmayacak gibi. Yılın koskoca bir ayı geç-
ti ama kısa vadede kilidi açması beklenen Fransa’dan somut
hiç bir adım gelmedi. Ne Cumhurbaşkanı Hollande’nin Türki-
ye ziyaretinin tarihi belli oldu, ne de Sarkozy Hükümetinin
veto ettiği beş başlığı yeni dönemde Hollande’nin serbest bı-
rakıp bırakmayacağı… Üstelik Ermeni yasa tasarısının de
tekrar gündeme gelmesi de söz konusu. O zamana kadar so-
mut bir adım atılamazsa, ilişkiler tekrar gerginleşir ve işler
daha da zorlaşır. Teknik olarak açılabilecek -ama bizim şim-
diden açmak istemediğimiz- bir başlığı açıp,“işte süreç yeni-
den başladı”mesajı vermek mümkün ama eğer kısa bir süre
sonra tekrar başa dönülecekse, iyi düşünmek lazım.
Daha uzun vadede kilidi açacak konu ise Kıbrıs mese-
lesidir. İrlanda Dönem Başkanlığı süresinde, Güney Kıbrıs’ta
genel seçimler gerçekleşecek. Umarız Güney Kıbrıs seçimle-
rinden sonra başlayacak yeni müzakere süreci, bu defa daha
olumlu gelişir, daha da önemlisi nihayete erer. Türkiye’nin
yeniden başlayacak müzakere sürecini destekleyeceği ama
bu desteğin “son kez” kaydıyla verileceği anlaşılıyor. Güney
Kıbrıs’ın içinde bulunduğu ekonomik zorluklar ve AB’den
talep ettiği, neredeyse GSMH’ sine eşit miktardaki yardım,
acaba bir pazarlık marjı yaratır mı? Bu da üzerinde düşün-
meye değer bir soru…
BİRAZ DA BİZ AB’Yİ İZLEYELİM!
AB Bakanlığımız, geçtiğimiz yılın son günlerinde
“
Türkiye Tarafından Hazırlanan 2012 Yılı İlerleme Raporu -
Yapılan Çalışmalar, Kaydedilen İlerlemeler
” başlıklı bir rapor
yayımladı. Sunuş yazısında rapor, “
Son bir yılda ülkemizde
gerçekleştirilen reformları geniş bir perspektiften, en doğru ve
objektif şekilde sunan bir kaynak
”olarak tanımlanmış.
Bu ibareyi, Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan ve
Kasım ayında sunulmuş İzleme Raporu’nun, o tarihten ge-
riye doğru son bir yılda Türkiye tarafından gerçekleştirilen
reformları -nispeten- dar bir perspektiften, hatalı ve objek-
tif olmayan bir bakış açısıyla değerlendirerek sunduğu şek-
linde okumak da mümkün. Komisyon’un raporunu savun-
mak bana düşmez ama Komisyon’un yapılanlara daha eleş-
tirel bir gözle, adeta eksik ya da hata arar gibi bakmasını,
bu sürecin ve süreci işleten dinamiğin doğal bir sonucu ola-
rak görmek gerektiğini düşünenlerdenim. Eksiklikler orta-
ya koyulmalı ki düzeltilebilsin. Yine de, Türkiye’nin yapılan-
ları detaylı ve kendi bakış açısından toplu halde kayda ge-
çirmesi iyi olmuştur. Böylelikle, eğer Komisyon raporunda
atlanmış, hatalı yer almış somut hususlar varsa daha kolay
tespit edilebilecektir. Yapılanların yeterli, tatmin edici bulu-
nup bulunmaması ise bizi, beklentilerle ilgili daha sübjek-
tif bir alana taşır ki bu yazının amacı o alanda kalem oynat-
mak değildir.
Ben bu yazımda, raporu tamamlayıcı nitelikte olduğu-
nu düşündüğüm bir hususa, şu sorulardan hareketle dikkat