33
AB
ve Türkiye arasındaki ilişkiler, olduk-
ça uzun ve zor süreçlerden geçmiş-
tir. Günümüzde de bu uzun ve meşak-
katli süreç devam etmektedir. Türkiye, özellikle son yıl-
larda takip ettiği dış politika açılımlarıyla, ilişkilerini tek
merkezli olma yerine, çok yönlü bir temele dayandırma-
ya çalışmaktadır. Bu durum ne olursa olsun, ne istenir-
se istensin “AB üyeliği gerçekleşmeli” düşüncesini önle-
yerek, üyeliğe daha gerçekçi bakılmasını sağlamaktadır.
Türkiye-AB ilişkilerini, Türklerin Avrupa ile ilişkileri ta-
rihinin dışında değerlendirmemek gerekir. Batının Türklere
ve Müslümanlara karşı önyargısı yüzyıllar öncesinden şekil-
lenmiştir. Avrupa’daki egemen görüşe göre, AB bir medeni-
yet projesidir. Batı medeniyeti, Eski Yunan- Roma ve Hıris-
tiyanlık temelleri üzerine yükselir. Türkiye tabii ki tamamen
Avrupalı değildir. Ama Türkiye, Doğu ve Batı yaşam tarzları-
nın eşsiz birlikteliğini sağlayan ve her iki kıtayı birbirine bağ-
layan önemli bir stratejik konuma sahiptir ve bu nedenle de
çoğunlukla bir köprü olarak nitelendirilmektedir. Türkiye’nin
bu özel konumundan dolayı, AB üyeliği bize fayda sağlaya-
cağı kadar, AB ülkelerine de çok fayda sağlayacağı aşikârdır.
Türkiye, Avrupa’nın sınırında bulunan AB’nin Orta
Doğu’ya, Kafkasya’ya ve Türk Cumhuriyetlerine açılan kapısı
konumundadır. Türkiye’nin stratejik öneminin yanı sıra Tür-
kiye AB için büyük bir pazar durumundadır. Türkiye’nin genç
nüfus potansiyelinin yanında tüketim eğilimleri ve kalıpla-
rı ekonomik pazar kalitesini artırmakta ve cazip kılmaktadır.
Bir tarım ülkesi olan Türkiye’de tarım sektörünün AB
standartlarına uygun olması gerekmektedir. Ülkemizde ta-
rımsal sektörlerle ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Bunlardan
biri de AB uyum sürecinde ülkemizin çay politikasının nasıl
olacağı konusudur. Bu konuyla ilgili olarak Çay İşletmele-
ri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR) koordinatörlüğünde “Çay Ta-
rımve Sanayi Ön Çalışma Raporu”hazırlanmıştır. Bu çalışma-
da özetle; AB ülkelerinde çayın neredeyse hiç üretilmediği ve
bununla ilgili AB’de 2 mevzuatın olduğu, ancak ekonomik
anlamda çay yetişmemesi sebebiyle çaya özgü bir mevzua-
tının olmadığı belirtilmiştir. AB’nin dünyada önemli bir itha-
latçı ülke konumunda bulunması, çay üreten ülkelerle tica-
rette çaya sıfır gümrük vergisi uygulaması, AB’ye üyelik ha-
linde çay sektörünün AB’ye uyum oluşturulabilme olanakla-
rının araştırılması gerekliliği vurgulanarak, AB’ye üyeliğe ka-
dar sektörün rekabet edilebilirliğinin artırılmasına yönelik
tedbirlerin alınmasının şart olduğu ifade edilmiştir.
Ülkemizde üretilen Türk çayının ülkemiz, bölgemiz ve
ilimizin ekonomisi açısından ne kadar önemli olduğunu her
fırsatta dile getirmeye çalışıyoruz. Diğer çay üreticisi ülke-
lerden farklı olarak çevreyle ilgili yapısı nedeniyle ülkemiz-
de hiç bir zirai ilaç kullanılmadan yapılan çay tarımı sayesin-
de “Doğal Türk Çayı” üretiyoruz. Unutulmamalıdır ki dünya-
dan sudan sonra en fazla tüketilen içecek çaydır. AB ülkele-
rinde de özellikle İngiltere, Almanya, Hollanda ve İrlanda’nın
çay tüketim oranları oldukça yüksektir.
Dünya’da çay ithalatı, hem çay üreticisi olan ülkeler
hem de çay üreticisi olmayan ülkeler tarafından yapılmakta-
dır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün 2004 yılı ve-
rilerine göre, toplam çay ithalatı 1.404.971 tondur. İthalatta
en büyük paya sahip ülkeler, AB-25 (yüzde 23,1), Rusya Fe-
derasyonu ve Bağımsız Devletler (yüzde 12,2), Pakistan (yüz-
de 8,2), ABD (yüzde 7), Mısır (yüzde 5,2), Irak (yüzde 4,9) ve
Japonya’dır (yüzde 4). Görüldüğü üzere AB ülkeleri çay ithala-
tında birinci sırada yer almaktadır. Çay üreticisi ülkeler arasın-
dan AB pazarına en yakın ülke olarak, AB’ye üyeliğimiz ger-
çekleşirse ülkemizin ekonomisine katkısı yüksek olacaktır.
1...,23,24,25,26,27,28,29,30,31,32 34,35,36,37,38,39,40,41,42,43,...76