29
Bununla birlikte, Ankara Anlaşmasının 50’nci yılına
girerken,Türkiye’nin AB üyelik hedefiyle ilgili eski heyecanını
yitirmiş olduğunu belirtmek yerinde bir tespit olacaktır. Ni-
tekim son yapılan anketlerde halkımızın üyeliğe verdiği des-
teğin yüzde 48’e, Türkiye’nin gelecekte AB üyesi olacağına
inananlarının oranının yüzde 17’ye düştüğünü görmekteyiz.
Söz konusu olumsuz havanın oluşmasına neden olan
birçok etken bulunuyor. Öncelikle üyelik sürecinin açık uçlu
ve belirsiz oluşunun ve AB üyesi ülkelerin Türkiye’nin üyeli-
ğine olan desteklerinin yeterli olmamasının yarattığı olum-
suz psikolojik etkinin altını çizmek gerekiyor. Kıbrıs, Ermenis-
tan, Yunanistan ilişkilerinde ve terörle mücadelede AB üye-
si ülkelerin tutumlarının daha önemli bir etken olduğunu da
kabul etmeliyiz. AB’de mali krizin derinleşmesi ve Birliğin et-
kinliğinin kendi içerisinde sorgulanır hale gelmesi, küresel
ekonomide ve uluslararası ilişkilerde AB’nin güç kaybı ve bu
kaybın devam edecek görünüyor olması da Türkiye’yi etkile-
mektedir. İhracatımızda AB payının yüzde 50’lerden yüzde
40’a düşmesi ve Türkiye’nin Rusya ve Orta Doğu ilişkilerinin
seyri de yine bu süreci etkileyen bir faktördür.
Diğer taraftan AB’deki ekonomik krizin Türkiye ekono-
misine etkisi bize AB’nin önemini, Türkiye’nin ekonomik di-
namizmi ve Orta Doğu ilişkileri de onlara Türkiye’nin önemi-
ni daha iyi anlatır olmuştur. Bu açıdan AB’nin çok yıllı bütçe-
sinin görüşüleceği 2013 yılı hem Türkiye’nin hem de AB’nin
üstüne düşen görevleri eksiksiz bir şekilde yerine getirme-
si gereken bir yıl olmalıdır. Yeni yılda, GKRY’nin AB Dönem
Başkanlığı görevini İrlanda’ya bırakmasıyla durağan se-
yir izleyen Türkiye-AB ilişkileri ivme kazanmalıdır. Bizim
asıl hedefimiz, ülkemizi demokrasi, adalet, ekonomi, eği-
tim, temel hak ve özgürlükler gibi temel konularda stan-
dartlarımızı çağdaş evrensel standartlara çıkarmak olma-
lıdır. AB üyeliği de bu hedefe ilerlerken yararlanacağımız
araçlardan birisi olarak görülmelidir. Ülkemiz bu bilinçle
üyelik hususunda, özellikle uygulamalar alanında gerekli
adımları atarak gerek Türkiye gerekse Avrupa kamuoyunda
pozitif bir algı oluşturmalıdır. Düşünce ve basın özgürlüğü
alanlarında üye devletler tarafından dile getirilen endişe-
leri giderici adımlar atılmalı, AB standartları kamu ve özel
sektör tarafından sahiplenilerek uygulamaya geçirilmeli ve
çizilen bu ufuk vatandaşlarımıza iyi anlatılmalıdır.
Bu süreçte şüphesiz ki AB’ye de önemli görevler düş-
mektedir. AB, öncelikle kendi içerisindeki ekonomik sorun-
ları çözecek ve bir daha oluşmasını engelleyecek adımlar
atmalıdır. Türkiye’nin üyelik süreci adil şekilde değerlendi-
rilmeli, karşılıklı işbirliğine önem verilmelidir. Ankara An-
laşmasının 50’nci yılı olan 2013’te, Türkiye’nin üyelik süre-
ci netleşmeli, çok yıllı bütçede Türkiye’nin payı üyelik pers-
pektifiyle belirlenmeli, iş insanlarına vize serbestliği gibi
alanlarda somut adımlar atılmalı, ayrıca AB, Avrupa ka-
muoyunda Türkiye imajını olumlu etkileyecek programlar-
la üyelik sürecine katkıda bulunmalıdır.