Previous Page  86 / 88 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 86 / 88 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

84

BRÜKSEL’DEN BAKINCA

mihenk noktasına göre değerlendirme-

liyiz. Amacımız hukuki statüyü daha da

yükseltmek ve üyelik noktasına getir-

mek olmalı ama bunu yapabilmek için

de siyasi zemini yükseltmeli ve katılım

müzakerelerini yeniden “anlamlı” hale

getirmeliyiz.

AB Zirvesi’nden müzakereleri dur-

durma kararı çıkmadı, yani hukuki

statüde bir gerileme olmadı, ama si-

yasi ilişkiler düzelmiş de değil. Şimdi

önümüzde gelecek yılın ilkbahar ay-

larında yayımlanacak olan Komisyon

İzleme Raporu’na kadar yaklaşık 12

aylık bir süre var. Bakalım taraflar bu

süreyi nasıl değerlendirecekler? Söy-

lemlere bakılırsa işler pek parlak da

gözükmüyor.

Söylem deyince, Avrupa Komisyo-

nu’nun Genişlemeden Sorumlu Komi-

Peşin hükümler ve ön

yargıları değiştirmek

için sözler çalışmıyor.

Ancak büyük ve olumlu

eylemler, olaylar ani

değişikliklere yol

açabiliyor.

seri Johannes Hahn’ın kullandığı bir

kelime özellikle dikkatimi çekti. Zirve

öncesi attığı tweet’te “Türkiye’nin kade-

ri belli olacak” demişti. Kelime seçimle-

ri çok önemlidir, genelde beynin derin-

liklerinde yatan düşünceleri yansıtır.

Bence sayın Komiser burada çuvalla-

mış. Yıllardır Brüksel’den, AB’nin kendi

kaderini dahi belirleyemediğini izleyip

duruyoruz. İçimden şöyle demek geçti.

Bu ne kibir! Bu ne yukarıdan bakış!

Zirve’den sonra da “Türkiye’nin AB

rüyası sona erdi” diye buyurdu sayın

Komiser. Ben de en kibar şekliyle, AB

böylesine önemli bir siyasi karar aldıy-

sa, eğer sahiden durum buysa açıklama-

yı neden seçilmiş bir siyasetçi değil de,

ne kadar yüksek düzeyde olursa olsun,

atanmış bir memur yaptı diye sorarım.

Üstelikte rüya bizim rüyamız, sen nasıl

son verirsin ki ona? Rüyamızın ne oldu-

ğunu yukarıda tanımladım. Sizce, sayın

Komiser öyle buyurdu diye son bulacak

bir rüyamı o? Burada AB’li dostlarımıza

bir sözüm var: Kimse bir ülkeye demok-

rasiyi veremez, hele zorla hiç veremez

ama engelleri kaldırmasına yardımcı

olabilir. AB, çok yakın geçmişte yaptı-

ğı öngörü ve pozisyon hatalarının öz

eleştirisini yapabilse belki daha akıllıca

politikalar güdebilir.

Yakında yapılacak bir Türkiye-AB

Zirvesi’nden söz ediliyor. Umarım bu

toplantı uzun zamandır önerdiğimiz

“samimiyet ve dürüstlük zirvesi” olur,

taraflar akıllıca davranır. Gerçi çok faz-

la umudum da yok; termodinamiğin ev-

rensel yasası der ki “olmayan enerjiden

bir varlık (madde) üretemezsiniz”. Ben

enerjiyi, yani pozitif siyasi iradeyi, or-

tada göremiyorum. Bakalım siyasetçi-

lerimiz olmazı olur edebilecekler mi?

1

Hâkim kültür terimini (Almanya’da“öncü kültür”teriminin algılandığı

gibi) olumsuz anlamda kullanmıyorum. Hâkim kültür her toplumda

vardır, kaçınılmazdır. Örneğin şu an AB çapında, ulusal kimlik

çeşitliliğini koruyarak kolektif bir kimlik oluşturacak ortak değerler,

inançlar ve politikalar geliştirilmesine çalışılmaktadır. Eğer başarılırsa

AB’nin hâkim kültürü haline gelecektir. Hâkim kültürün, yaşam

felsefesi ve tarzının yanı sıra siyaset ve siyasi kurumları da içerdiği

unutulmamalıdır.