İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
79
kendisine orada kalıcı olarak ikameti için
gerekli düzenlemeleri yapmalarını talep
eder. Fakat Bayan Carpenter’ın işbu talebi
ilgili otorite tarafından, Birleşik Krallık
topraklarında yasa dışı bir şekilde kaldığı
ve böylece Birleşik Krallık göç mevzuatını
ihlal ettiği gerekçeleri ile reddedilir. İlgili
otorite bununla da kalmayıp Bayan Car-
penter’dan derhal ülkeyi terk etmesini ve
Filipinlere dönmesini ister ve aksi halde
kendisinin zorla sınır dışı edileceğini de
belirtir. Bu gelişme üzerine ilgili otorite-
nin kararına itiraz eden Carpenter çifti-
nin iş bu itirazı da yine Birleşik Krallık
göçmen yasaları gerekçe gösterilerek
reddedilir. Ret kararı kendilerine ulaşan
Carpenter’lar son çare olarak yargıya
başvurmaya karar verir. Fakat bu sefer
Birleşik Krallık yasalarından umudu ke-
sen Bay Carpenter yargılama sırasında
konuyu tamamen farklı bir düzlemde ele
almayı dener. Şöyle ki; Bay Carpenter’ın
önceki evliliğinden iki küçük çocuğu bu-
lunuyor. Ailesinin geçimini Birleşik Kral-
lık’ta basımı ve yayını yapılan tıbbi ve
bilimsel içerikli çeşitli dergi ve benzeri
yayınların içerisinde reklam için ayrılan
alanların pazarlamasını yaparak sağlayan
Bay Carpenter, bu amaçla sık sık diğer
AB Üye Devletlerinde bulunan reklam
verenleri satış amaçlı ziyaret eder. Zira il-
gili dergilerin reklam alanlarını kullanan
reklam verenlerin en büyük bölümünü
Birleşik Krallık dışında yer alan diğer
Üye Devletlerde yerleşik kişi ve kurumlar
oluşturuyordu. Bununla birlikte işbu hiz-
metleri Üye Devletlerdeki reklam veren-
lere sunabilmesi için son derece gerekli
olan bu seyahat programını, eşi Bayan
Carpenter olmadan fiiliyatta sürdürmesi
mümkün değildir, zira Bay Carpenter bu
seyahatleri gerçekleştirirken Bayan Car-
penter da evde kalıp iki üvey çocuğunun
bakımını üstlenmişti. Dolayısı ile Bayan
Carpenter’ın sınır dışı edilmesi ve bu
sebeple aile birliğinin bozulmasının bir
sonucu olarak Bay Carpenter, çocukların
bakımını bizzat üstlenmek durumun-
da kalacağından işi ile ilgili seyahatleri
gerçekleştiremeyecekti. Sonuç olarak
Carpenter’ların iddiası bu durumun AB
hukukunun hizmetlerin serbest dolaşı-
mı hükümlerini ihlal ettiğidir; zira diğer
serbest dolaşım hükümlerinde olduğu
gibi AB hukuku, gerçek ve tüzel kişilerin
AB sınırları içerisinde hizmet sunma ve
(olay özelinde reklam vermek isteyen-
ler açısından) hizmet alma serbestisini
doğrudan ve/veya dolaylı sınırlayan dev-
let önemlerini yasak kapsamına alıyor.
Dergimizin daha önceki sayılarında ka-
leme aldığımız karar incelemelerimizde
de yer geldiğince değindiğimiz üzere,
ABAD engelleyici önlem kavramını her
zaman geniş yorumlamış ve sadece işbu
serbestileri engelleyen Üye Devlet mev-
zuatlarını değil, idare tarafından yapılan
işlemve alınan kararları ve hatta idarenin
hareketsiz kalmasını dahi (bkz. İspanyol
Çilekleri Kararı) belirli durumlarda AB
hukukuna muhalefet olarak değerlen-
dirmişti.
Bay ve Bayan Carpenter’ın sınır dışı
etme kararına karşı davayı açmış olduk-
ları Birleşik Krallık mahkemesi, yukarıda
yer alan savunma üzerine iddia hakkında
görüşünü bildirmesi için dosyayı böylece
ABAD’a gönderir. Davayı görüşen ABAD,
kararında ilk olarak AB kanun koyucu-
sunun zaman içerisinde AB mevzuatında
yapmış olduğu değişiklikler ve yürürlü-
ğe soktuğu ikincil hukuk kaynakları ile
Üye Devlet vatandaşlarının aile yaşamını
garanti altına alınması çabasının, işçile-
rin serbest dolaşımı prensibinde olduğu
gibi, AB hukukunun Birlik vatandaşla-
rına sağlamış olduğu serbest dolaşım
hakkının etkin bir biçimde kullanılması
açısından son derece önemli olduğuna
vurgu yapar. Zira AB hukukunun vatan-
daşlarına sağlamış olduğu başka bir Üye
Devlette çalışmak veya iş kurmak gibi
ekonomik tarzdaki hakların varlığı, eğer
kişi aile yaşamını gideceği ülkede sağlıklı
bir şekilde sürdüremeyecekse fiiliyatta
bir anlam ifade etmeyecektir. Dolayısı ile
bu noktadan hareketle ABAD, aynı duru-
mun AB vatandaşlarına tanınan diğer bir
ekonomik hak olan hizmetlerin serbest
dolaşımı açısından da geçerli olduğunun
altını çizer. Sonuç olarak ABAD’a göre,
Bay ve Bayan Carpenter’ın, Üye Devlet
idaresi tarafından alınan sınır dışı etme
kararı neticesinde birbirlerinden ayrıl-
mak zorunda kalacak olması, Bay Carpen-
ter’ın aile yaşamı üzerinde ciddi sonuçlar
doğuracak ve iddia edildiği gibi bu durum
yine Bay Carpenter’ın AB hukukundan
kaynaklanan AB içerisinde hizmet sunma
serbestisini etkin bir şekilde kullanması-
nı engelleyecektir.
Bununla birlikte ortada hâlâ bir sorun
bulunmuyor. Netice olarak Bayan Carpen-
ter kendisine izin verilen süreden çok
daha uzun bir süre yasal olmayan şekilde
Birleşik Krallık topraklarında kalmış ve
ülke iç hukukunu bilerek ihlal etmişti.
Acaba bu durum AB hukukuna rağmen
ilgili otoriteyi haklı çıkarmaz mı? ABAD
yargılama sırasında konuya bu açıdan da
yaklaşmıştı ve Bayan Carpeter’ın bilerek
ve isteyerek ülke hukukunu ihlal ettiğini
kabul etti. Kaldı ki AB hukukunun serbest
dolaşımı hükümleri de mutlak olmayıp
kamu güvenliği ve düzeni gerekçeleri ile
belli şartların varlığı halinde Üye Dev-
letler tarafından sınırlandırılabilir. Öte
yandan ABAD yine aile yaşamının korun-
masının aynı zamanda temel insan hak-
ları belgelerinde de açıkça korunan bir
menfaat olduğunu ve bu hakkın sınırlan-
dırılmasındaki kıstasın hassas bir biçim-
de ele alınması gerektiğini belirtir. Her ne
kadar Bayan Carpenter kendisine tanınan
süre sonrasında ülkeyi terk etmeyerek
iç hukuka aykırı hareket etmiş ise de,
ülkede kaldığı süre içerisinde hakkında
kamu güvenliğini tehlikeye düşürecek bir
faaliyette bulunduğuna dair bir şikayet
bulunmuyor. Ayrıca yapılan araştırmalara
göre, evliliklerinin Bayan Carpenter’ın ül-
kede kalması için yapılmış muvazaalı bir
evlilik değil gerçek bir evlilik olduğu tes-
pit edilmiş olup, çift davaya kadar normal
bir aile hayatı sürdürmüştür. Dolayısı ile
ABAD, sınır dışı etme kararının sonuçları
itibarıyla, Bay Carpenter’ın aile yaşamı-
na saygı prensibi ile Üye Devletin kamu
düzeni ve güvenliğini koruma arasında
ki dengeyi gözetmediğini ve oransallık
prensibine aykırı olduğuna hükmetmek
suretiyle davada Carpenter çiftini haklı
bulur.
■




