İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
71
AB’de yüksek olurken, 2014 yılında bu
oran yüzde 67,9 olarak kaydedildi
2
.
Buna karşın, Paris Anlaşması ile
devletler kendi aralarında ittifaklar ya-
parken, kömürden vazgeçmeye yönelik
en ciddi adımlardan biri AB’den geldi.
Küresel iklim değişikliği ile mücade-
lede en önemli sorunlar arasında yer
alan fosil yakıtlara olan bağımlılık ile
özel sektörün bu konuya el atıp atma-
ması meselesi devam ederken, mayıs
ayındaki G7 zirvesi öncesinde AB’nin
önemli elektrik üreticilerinin üye oldu-
ğu Avrupa Elektrik Üreticileri Derneği
(EURELECTRIC), 5 Nisan 2017 tarihli
resmi açıklamasında, Avrupa elektrik
sektörü olarak, Paris Anlaşması kap-
samında düşük karbonlu ekonomiye
geçişe katkı sağlamak adına 2050 yılına
kadar karbon nötr üretim sunma ve
daha güvenilir elektrik tedarik etme
taahhüdünde bulundu. 2020 yılından
itibaren ise yeni kömür santrallerine ya-
tırım yapmama kararı aldığını açıkladı.
EURELECTRIC daha önce de 24 Ka-
sım 2016 tarihli yazılı bilgi notunda
3
AB Emisyon Ticaret Sistemi (AB ETS)
üzerinde süren reform sürecinde gö-
rüş bildirmiş ve AB ETS içinde yer alan
enerjiyi yoğun kullanan işletmeler ile
güç santrallerinde enerji verimliliğini
ve sektörlerde yenilenebilir enerji kul-
lanımını artırıcı hedeflerin yer alması
gerektiğini savunmuştu.
Özellikle G7 Zirvesi ve Bonn’daki
iklim müzakereleri öncesinde dikkat
çeken EURELECTRIC kararı, AB’nin
düşük karbonlu ekonomiye geçiş sü-
recine ivme kazandırabilir. Önemli bir
hatırlatma yapmak gerekirse, Avru-
pa’da kömür lobisi olan Avrupa Kömür
ve Linyit Birliği’nin (EURACOAL) Genel
Sekreteri Brian Ricketts, Aralık 2015’te
Paris Anlaşması müzakereleri sırasında
kömür sektörü olarak dünyada artık
“köle taciri” olarak anılabileceklerini
açıklamıştı.
Öte yandan, düşük karbonlu ekono-
mi modeline geçişin; AB’deki boyutunu
incelerken aynı zamanda, en azından
2020-2050 dönemi için, enerji birliği,
luğu fosil yakıta yönelik olmaya devam
ediyor. Buna karşın, yenilenebilir enerji
özellikle Paris Anlaşması ile beraber bu
yarıştaki yerini ikinci sırada tutmayı
başarıyor. Nitekim petrol ve doğalgaza
aktarılan yatırımlar, 2015 yılında kü-
resel ölçekte toplam 513 milyar dolar
olurken, yenilenebilir enerjiye yatırım
miktarı aynı yıl 313 milyar dolar olarak
açıklandı. Nükleer enerjiye yatırım ise
21 milyar dolar civarında
1
.
Gelelim AB’ye... AB’nin resmi ajan-
sı olan ve Türkiye’nin de üye olduğu
Avrupa Çevre Ajansı, AB’nin, özellik-
le 2020 yılına ait iklim değişikliği ve
enerji hedeflerine büyük bir oranda
yaklaştığını açıklıyor. Ancak AB için
2030 yılı ve sonrasının önemli bir sü-
rece işaret ettiğini belirtmek gerek. Bu
noktada, AB’nin mevcut politikalarla
uzun vadede Paris Anlaşması’nın uygu-
lanmasına katkı sağlayamayacağı resmi
kaynaklarda belirtilen bir sorun. Ajan-
sın verilerine göre, 2020 yılında, 1990
yılına kıyasla yüzde 20’lik emisyon azal-
tım hedefinin üzerine çıkılacağı; ancak
2030 yılına ait yüzde 40’lık azaltım
taahhüdünün gerçekleştirilemeyeceği
hatta yüzde 26 gibi düşük bir oranda
kalacağı açıklanıyor.
Öte yandan, AB’de en önemli sorun-
lardan biri enerjide dışarıya bağımlılık
olarak devam ediyor. Bazı üye ülkelerin
ulusal politikalarında aşamalı olarak
nükleer enerjiden vazgeçme hedefleri
güncelken, mevcut süreçte enerji üreti-
minde yüzde 28,8'lik bir oranla nükleer
önde. Yenilenebilir enerji payı üretimde
yüzde 24,9 ile ikinci sırada olurken, do-
ğalgazın payı yüzde 14,9 ve petrol ürün-
lerinin payı yüzde 10,7 olarak listede ye-
rini alıyor. İthal kömüre bağımlılık oranı




