İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
28
GÖRÜŞ
ve kazan-kazan anlayışı çerçevesinde
devam ettirmek arzusundadır.”
Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür ve
de hatırlamakta sonsuz yarar vardır. 17
Aralık 2004 tarihinde AB ile müzakere
tarihinin alınması üzerine, Brüksel’den
yurda dönen Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül ve Dönemin Başbakanı Recep Tay-
yip Erdoğan Ankara’da törenlerle kar-
şılanmış, Kızılay Meydanı’nda gündüz
vakti havai fişekli tören düzenlenmişti.
Erdoğan yaptığı konuşmada, “Aydınlık
yarınların çağdaş Türkiye’si için çıktı-
ğımız yolda hamdolsun, dün müzakere
süreciyle ilgili tarihi 3 Ekim olarak almış
bulunuyoruz… Geçen süre içinde bir çok
gayretler oldu. Birçok liderin AB yolunda
mücadelesi oldu. Aşama aşama şüphesiz
bir yerlere gelindi… Bundan sonra şüp-
hesiz önümüzde uzun, zorlu yollar var
unutmayın. Bundan sonra ülkemizde
demokrasi daha faklı bir şekilde güç bu-
lacaktır… Türkiye çağdaş ülkeler arasın-
daki yerini almaya başlamıştır alacaktır”
derken haklıydı.
Çünkü AB, demokrasi ve hukuk devle-
ti kriterlerine yönelik reformlar için çıpa
olmalıydı. AB süreci Türkiye’nin stratejik
hedefi ve bir medeniyet projesiydi. Doku-
zuncu Cumhurbaşkanı merhum Süley-
man Demirel’in Aydın Doğan’a 7 Şubat
2015 tarihinde yazmış olduğu mektupta-
ki “Türkiye, ne olursa olsun, AB çıpasına
sarılmalıdır. Bundan vazgeçmek olmaz”
açıklaması, o gün de bugün de geçerliliği-
ni koruyor. AB, dünyanın en büyük ortak
pazarı olup, bir ekonomik refah alanıy-
dı. Tüm eksikliklerine ve aksaklıklarına
rağmen AB, tüm ülkeler için cazibe alanı
olmaya devam ediyor. Tüm bu sebeplerle
mülteciler, Türkiye üzerinden AB ülkele-
rine göç etmek istiyor.
Eğer tersi olsaydı, Fransız, Alman,
İtalyan, Hollandalı gibi AB üyesi ülke
vatandaşları Suriye, Irak, Ürdün, Lüb-
nan ya da İran’a sığınmak için ülkelerini
terk edip, Ege denizini botlarla geçerek
önce Türkiye’ye kaçak yollardan girer, bu
yolcuklarında çoğu Ege’nin mavi sula-
rında hayatlarını kaybeder, bazılarının
çocukları da suda boğularak küçük ve
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Mac-
ron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel
ile yüz yüze görüşmesi sorunları çözmedi
ama karşılıklı ilişkilerin normalleşmesi
yönünde önemli bir adım oldu. Konsey
Başkanı Tusk görüşme sonrasında yaptığı
kısa açıklamada taraflar arasındaki işbir-
liğinden söz etti ve görüşmenin odağına
insan haklarını yerleştirdi (
We discussed
the need to cooperate. I put the question
of human rights in the center of our dis-
cussions
).
Cumhurbaşkanı 9Mayıs Avrupa Günü
dolayısıyla yayınladığı mesajda referan-
dum sürecinde kapıyı kapattığı AB üye-
liğini Türkiye için stratejik hedef olarak
niteledi: “Tarihi, coğrafi ve kültürel olarak
yüzyıllardır Avrupa’nın bir parçası olan
ülkemiz, stratejik hedef olarak gördüğü
AB üyelik sürecini, karşılıklı saygı, eşitlik
Rahmetli
Cumhurbaşkanımız
Turgut Özal’ın 14 Nisan
1987 tarihindeki üyelik
başvurusu sırasında
söylediği “Bu uzun ve
meşakkatli bir yoldur.
Bizi caydırmak için çok
şey yapacaklar. Ama
yılmamalıyız” görüşü
unutulmamalıdır.




