İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
27
Türkiye’nin demokrasisi sorgulanmaya
başlamıştı. AKPM, AB’nin bir kurumu
olmasa da kararları AB politikalarını et-
kiliyor. AB ile ilişkiler düzelirken referandum
sürecinde gün yüzüne çıkan “idam iste-
riz” talepleri acaba rafa mı kalktı sorusu
gündeme geliyor. Sayın Cumhurbaşkanı
Erdoğan, anayasa değişikliğiyle ilgili 16
Nisan’daki referandumdan evet çıkması
durumunda, idam cezasının Meclis’in
gündemine getirileceğini ve muhalefetin
desteklememesi durumunda bununla
ilgili referandum yapılacağını açıklamıştı.
Evet Platformu’nun Şanlıurfa’daki mitin-
ginde Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcı-
ların idam isteriz yönündeki sloganlarına
şöyle destek vermişti: “16 Nisan’da evetle
sandıklar patladığı takdirde hemen ar-
dından parlamentoya idamla ilgili karar
taslağı inşallah gelecek… Bir referandum
da onun için yaparız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, referandum
sonrası Tarabya’daki Huber Köşkü’nde
yaptığı konuşmada da “Yapacağımız ilk
iş… (idam isteriz sesleri) hemen bu konu-
yu Başbakan ve Bahçeli ile konuşacağım.
Zaten Sayın Bahçeli ben desteklerimdedi,
Sayın Yıldırımda aynı şekilde. Kılıçdaroğ-
lu da destekleyeceğini söylemişti. Eğer
gerçekten önüme gelirse ben bunu onay-
larım. Desteklemedi, o zaman yapacağı-
mız şey ne? Bir halk oylaması da onun
için yaparız” demişti.
Türkiye-AB ilişkileri, 15 Temmuz
menfur darbe girişiminden sonra ra-
yından çıkmış,16 Nisan referandumu
öncesinde meydan okuma derecesinde
kötüleşmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan
9 Nisan’da Gündoğdu Meydanı’ndan İz-
mirlilere şöyle seslendi: “AB meselesi in-
şallah 16 Nisan’dan sonra tekrar masaya
yatacak. Oradaki halkımıza çok zulmet-
tiler. Çok aşağıladılar ama halkımız da
hesabını soracak. Bu hesabın bedelini de
16 Nisan’dan sonra ödeteceğiz hiç merak
etmeyin.” Brüksel’de Cumhurbaşkanı Erdo-
ğan’ın Avrupa Komisyonu Başkanı Je-
an-Claude Juncker, Konsey Başkanı Do-
nald Tusk, AP Başkanı Antonio Tajani,
Başkanı olmuş ve OECD tarihinde ilk defa
bir Türk Başbakan, OECD Bakanlar Kon-
seyine başkanlık yapmıştı.
Avrupa Konseyi, Türkiye’nin dene-
tim kategorisine alınmasını 2008 yılında
Anayasa Mahkemesinde AKP’nin kapatıl-
masının görüşüldüğü sırada gündemine
almıştı. Mahkemeden karar çıkmayınca
konu Avrupa Konseyinin gündeminden
düşmüştü. AGİT ve Venedik Komisyo-
nu raporlarında da Parti’nin kapatılma
girişimleri eleştirilmişti. Fakat alınan
son kararla Türkiye, AKPM bünyesindeki
Rusya, Ukrayna, Moldova, Ermenistan ve
Gürcistan gibi demokratik standartlar
açısından ikinci sınıf sayılan ülkeler sını-
fına dahil edilerek ikinci lige düşürülmüş,
45’e karşı 113 oyla Türkiye’yi denetim
sürecine alması, Avrupa ile olan ipleri
iyice gerdi. Çünkü Konsey, 1996’da aldığı
denetleme kararını 2004’de kaldırmıştı.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 2010
yılında Konsey Başkanlığına seçilirken
Dönemin Başbakanı Erdoğan “İlk kez bir
Türk 47 ülke arasından başkan seçiliyor.
İftihar vesilesidir; Türkiye’nin başarısıdır,
itibarının artmasıdır, çok mutluyuz.” de-
mişti. Çavuşoğlu, 2014 yılından bu yana
Konseyin onursal üyesi.
Burada bir hatırlatma yapmak iste-
rim. Paris’te Ekonomik İşbirliği ve Kal-
kınma Kuruluşu (OECD) nezdinde görev
yaptığımdönemde Başbakan Turgut Özal
1986 yılında OECD Bakanlar Konseyi




