Previous Page  11 / 88 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 11 / 88 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

9

KV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu,

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AB

Yetkilileri arasında gerçekleşen

görüşmeler sonrasında Türkiye-AB

ilişkilerini değerlendirdi. 15 Temmuz

sonrasında giderek kötüleşen ve 16 Ni-

san referandumu öncesinde krize giren

ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde

önemli bir adım atıldığını belirten Zey-

tinoğlu, en üst düzeyde gerçekleşen yüz

yüze görüşmenin karşılıklı güven ve

diyaloğun tesisi açısından etkili olabi-

leceğini belirtti.

İKV Başkanı şunları söyledi:

“AB ile ilişkilerimizde önemli zorluk-

lar yaşadığımız bir dönemi geride bırak-

tık. Sorunlar bitmedi ama Türkiye’deki

referandum sonrasında ikili ilişkileri

yeniden rayına oturtma yönünde bir mu-

tabakatın ortaya çıktığı görülüyor. NATO

zirvesinin yanı sıra Cumhurbaşkanı Er-

doğan’ın Avrupa Komisyonu Başkanı

Juncker, Konsey Başkanı Tusk, Parla-

mento Başkanı Tajani’nin yanında Fran-

sa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya

Şansölyesi Merkel ile de görüşmesi so-

run ve yaklaşımların karşılıklı olarak yüz

yüze dile getirilmesi açısından büyük

önem taşıyor. Bundan sonra da karşılıklı

ilişkilerin normalleşme yönünde hızla

ilerlemesini bekliyoruz.”

“Türkiye Avrupa’nın Güvenliği

için kritik önemini koruyor”

Başkan Zeytinoğlu, Türkiye’nin yal-

nızca AB için değil, Avrupa için de kritik

önemde bir ülke olduğunu ve Avrupa

kurumlarından dışlanmasının birçok

sorunun çözümünü imkânsız hale ge-

tireceğini vurguladı ve sözlerine şöyle

devam etti:

“Son dönemde Türkiye sadece AB

ya da bazı Üye Devletler nezdinde değil,

üyesi olduğu AGİT ve Avrupa Konse-

yi gibi kurumlarda da çeşitli baskılara

maruz kaldı. Kuşkusuz ki, Türkiye’nin

Avrupa norm ve değerleri yönündeki

ilerleyişine devam etmesi yalnız Avrupa

için değil, kendi istikrarı ve kalkınması

için de önemli. Ancak Türkiye’nin katkısı

bugün Avrupa’nın karşı karşıya olduğu

birçok sorunun çözümü açısından büyük

önem taşıyor. Yalnız ekonomi veya göç

konusunda değil, savunma ve güvenlik

konusunda da Türkiye’nin katılımı ve

işbirliği kritik değerde. NATO Zirvesi’n-

de ele alınan İŞİD’e yönelik işbirliği ve

NATO’nun katılımı konusunun yanında,

AB’nin Brexit kararı sonrasında reform

gündemi kapsamında güncellik kazanan

savunma alanında birlik çabaları açısın-

dan da Türkiye’nin katkısı önemli rol oy-

nayacak. Türkiye ile ilişkilere Avrupa’nın

güvenliği ve ortak savunması açısından

da bakmak lazım.”

“Gümrük Birliği’nin

güncellenmesi ilişkileri

yeniden canlandırabilir”

İKV Başkanı son olarak, ilişkilerin

geleceğine ilişkin bir yol haritasının or-

taya koyulması gereğine işaret etti ve

tam üyelik perspektifinden sapılmadan,

Gümrük Birliği’nin güncellenme süreci-

ne hız verilmesi önerisinde bulundu ve

değerlendirmesini şu sözlerle tamam-

ladı: “İkili ilişkilerde 2017 zor bir yıl oldu.

Türkiye’de referandum, AB’de, Fransa ve

Almanya gibi lider ülkelerde seçimler

iki tarafta da tansiyonun yükselmesine

neden oldu. Ancak artık ilişkilerin gele-

ceğini planlamak gerekiyor. AB sürecini

canlandırmaya yönelik olarak, iki taraf

arasında düzenli Zirve toplantılarının

devam ettirilmesi, vize serbestliği sü-

recinin yeniden canlandırılması, Kıbrıs

sorununda çözüme yönelik adımların

hızlandırılması, müzakerelerde göç,

serbest dolaşım, adalet ve yargı konu-

larını kapsayan 23 ve 24’üncü fasılların

açılması, mülteci uzlaşısında öngörü-

len maddelerin yeniden gündeme ge-

tirilmesi ilk planda atılacak adımları

oluşturabilir. Tam üyelik hedefinin saklı

kalması kaydıyla, Gümrük Birliği’nin

güncellenmesi müzakerelerine vakit

geçirilmeden başlanması ekonomik iliş-

kilerin geliştirilmesi açısından öncelikle

üzerinde durulması gereken bir konu.

Bu şekilde Gümrük Birliği’nin tarım,

hizmetler ve kamu alımları gibi yeni

alanlara genişletilmesi ve daha etkin iş-

leyen bir gümrük birliği ilişkisinin geliş-

tirilmesi mümkün olacaktır. AB pazarına

artan erişimin yanında, Avrupa üretim

zincirlerinde Türkiye’nin konumunun

iyileştirilmesi, üretilen katma değerin

artırılması, AB norm ve standartlarına

uyumun geliştirilmesi yapısal reformları

da tetikleyecek ve Türkiye’nin orta gelir

tuzağından çıkmasına önayak olacaktır.

Bu sürecin demokrasi ve hukuk devleti

kriterlerine yönelik reformlar için ve bir

çıpa olacağını ümit ediyorum.”