İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Nisan 2022
79 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ artık asgari düzeyde işleyen bir silahsız - lanma rejimi de yok. Büyük güçler arası çatışmalar geri geldi. Silahlanma olağanüstü bir hız ka - zandı ve anlaşılıyor ki bu eğilim hızla - narak devam edecek (Almanya askerî bütçesini iki katına çıkardı, AB ordusu kuruluyor). Nükleer silahsızlanma ve kontrol rejiminde Soğuk Savaş’ın bittiği dönemden çok daha geri bir noktada ol - duğumuz da söylenebilir. Savaş görmüş nesillerin ve liderle - rin döneminin kapandı, topyekûn sava - şın hafızası kaybolmaya başladı. Önceki kuşaklar, savaştan kaçınmak için gücü kullananları sınırlayan pek çok ulusal ve uluslararası mekanizma inşa etmişlerdi. Sonraki kuşaklar bunların hepsini tek tek yıktı ve yerine de yenisini koyamadı, koyamıyor. Bir ulusal devletin başka bir ulusal devletin egemenliğini ve toprak - larını güç yoluyla ele geçirmemesinin norm hâline getirildiğini sanıyorduk. Ukrayna savaşı bize meğer öyle değilmiş dedirtti. Ekonomi Alanında Neler Oluyor? Aslında kısa vadeli bir perspektiften bakınca birkaç ay öncesine kadar işler hayli yolunda görünüyordu. 2020 yılında hızlı bir küçülme yaşa - yan birçok ekonomi, 2021 yılı rakamla - rına bakarak olumlu bir resim çiziyordu. Hindistankendisini “enhızlı büyüyenbü - yükekonomi”ilanederken,ABD“Çin’den daha hızlı büyümekle”, Fransa “52 yılın en büyük büyüme oranını yakalamakla” övünüyordu. Ama siyaset alanında oldu - ğu gibi ekonomide de dip dalgaları biri - kiyordu. Önümüzdeki on yılda, ortalama küresel büyüme oranının geçtiğimiz on yılın%2,5 olan ortalamasının altında ka - lacağına kesin gözüyle bakılıyor. Önceki onyıllarınortalaması olan%4’e ulaşmak acaba ne zaman mümkün olacak? Ekonomi alanında biriken dip dalga - ları olarak şunlar sıralanıyor: Demografik sorunlar ve bununla da bağlantılı bir azalan verimlilik sorunu, İnişe geçen bir küreselleşme soru - • • nu ve uluslararası ortak, bağlayıcı kuralların ve bunu sağlayacak ku - rumların yıpranması, Artan borçlar sorunu, Oyun değiştirici yeni teknolojilerin ufukta görünmemesi; mevcut olan - ların kullanımının yarattığı sorun - lar – teknolojik işsizlik gibi, Taşınamaz hâle gelen eşitsizlikler (ülkeler, ülkeler içinde toplum ke - simleri, kadın-erkek, gelirden alı - nan pay). Durum böyleyken bir de salgın geldi ve mevcut sorunları daha da büyüttü. ABD’den Çin’e kadar her ülke içe dönme - ye başladı. Bunlara bir de artan küresel enflasyonu eklersek önümüzdeki on yıl için ekonomi alanında iyimser olmanın neden çok zor olduğunu anlarız. Bu çizdiğim karamsar tablo dünya - nın genel gidişatı ile ilgili. Hâliyle, tek tek ülkelerin, toplum kesimlerinin durumu - nu yansıtmıyor. En kötü durumlarda bile bazıları bu ortalamanın üzerinde per - formans gösterebilir, ortalamadan hızlı büyüyebilir, gelirini artırabilir. Önemli olan bu değişim dalgasının, büyüyen so - runların farkında olup doğru tepkiyi ver - mektir. Ülkemin bu doğru tepkiyi veren grup içinde olmasını temenni ve umut ediyorum. Önemli Sorular: Neler Öğrendik? Neler öğrendik aslında çok önemli bir soru. Bir düzenin sonu geliyorsa eğer yenisi kurulurken en önemli husus eski hataları tekrar etmemek yani eskisinden aldığımız dersleri yenisinin içine yerleş - tirmek değil mi? Bana kalırsa, hâlen devam etmekte olan ekonomik krizden, Mevcut hâkim küresel ekonomik düzenin sürdürülemez; yarattığı sorunları taşıyamaz noktaya yak - laştığını, eğer değiştirmez de ken - diliğinden yıkılmaya bırakırsak al - tında kalacağımızı; Düzenin omurgasını teşkil eden kurumların (IMF, Dünya Bankası, OECD, BM vs.) çözüm getirmede yetersiz kaldığını; • • • • • Büyük ölçüde zengin ekonomile - rin deneyimlerinden yola çıkarak oluşturulan klasik ekonomi teo - rilerinin (reçetelerin) de soruna çözüm getiremediğini öğrendik. Yani, ekonomiyi yeniden yazmamız gerektiğini. Salgın bize, Çok övündüğümüz yaşam biçimi - mizin, konforumuzun, rutinlerimi - zin, işlerimizin ve canlarımızın pa - muk ipliğine bağlı olduğunu; Kendi yarattığımız (piyasalar gibi, uluslararası ticaret ve iş birliği gibi) kurum ve yapılara olan inancımızın altının ne kadar boş olduğunu gös - terdi. En zor anlarda hiçbiri ortada yoktu; işler düzelmeye başlayınca da hemen eski hâllerine döndüler. Savaş bize; Güçlü olanın, silah gücüyle zayıf olanı işgal etmesinin ve masum insanların canını almasının tarih kitaplarının sayfalarında değil, gün - lük gazetelerin manşetlerinde yer almasının an meselesi olduğunu; Üstelik bunun uzak zannettiğimiz diyarlarda değil, kapımızın dibinde olabileceğini; Sosyal hafızamızın arka odalarına itip kapısını kilitlediğimiz için yok olduğunu zannettiğimiz “nükleer tehdidin” tüm canlılığıyla kapımı - zın dibinde; başlamasının ise bir kişinin iki dudağının arasında ol - duğunu gösterdi. Yani, siyaseti de yeniden yazmamız gerektiğini. Bunların üstüne bir de finans piya - saları üzerinde büyük baskı yaratmaya başlayan borç balonu sorununu; hemen her yerde demokrasilerdeki geriye gidişi ve artık taşımaz hâle gelen eşitsizlikler sorununu da eklersek neyle karşı karşı - ya olduğumuzu, yeni kurulacak düzende hangi hataları yapmamamız gerektiğini anlarız. Sizin anlayacağınız, salgın ve savaş hem kendi sorunlarını yarattı hem de mevcut sorunları katlayarak daha gö - rünür kıldı. Bir yandan da farkındalığı - mızı artırdı. Tüm bu sorunların bir anda • • • • • •
RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=