İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
82
BRÜKSEL’DEN BAKINCA
Oraya geçmeden önce AP neye
itiraz ediyor, tam olarak ne
istiyor, ona da bir bakalım.
Tam olarak yerine getirilmediği be-
lirtilen beş kriterden özellikle bir madde
tartışmaların odağında: AB, 2015 yılında
yürürlüğe giren İç Güvenlik Paketi’nin, o
zamana kadar AB mevzuatı ile belli bir
uyum içinde olduğu kabul edilen Terörle
Mücadele Yasası’nda geri adım anlamına
geldiğini öne sürüyor ve bu durumun
düzeltilmesini istiyor. Biz de, içinde bu-
lunduğumuz terörle yoğun mücadele-
mizde zaaf yaratacağı düşüncesiyle buna
yanaşmıyoruz. İçeride öylesine gergin bir
ortam var ki konuyu normal paramet-
releri içinde tartışmak mümkün değil.
Örneğin, hemen her gün şehit verdiğimiz
bir ortamda konuyu “Türkiye terörle mü-
cadele vize için pazarlık konusu olamaz”
şeklinde ortaya koyunca halktan alkış ve
destek almamak imkânsız. Terazinin iki
kefesindeki ağırlıklar eşit değil. Sayın
AB Bakanımızın da belirttiği üzere “bu
ortamda terör tanımını değiştirmemiz
de -haliyle- mümkün değil”.
AB, Türk mevzuatındaki tanımın
odağını çok geniş buluyor, daha dar ve
belirgin bir terör tanımı yapmamızı is-
tiyor. Yoksa kendi tanımını bire bir mev-
zuatımıza yansıtmamız yönünde bir ta-
lebi yok. Biz ise terörün böylesine yoğun
hissedildiği, her gün şehitler verdiğimiz
bu ortamda AB’nin özel durumumuzu
anlayışla karşılamasını, önümüze bazı
taleplerle çıkmak yerine destek olmasını
istiyoruz. Yani, bu son şartı yerine getir-
mek üzere terör tanımını daraltmaya
niyetimiz yok. Peki, ne yapacağız? Yüzüp
yüzüp kuyruğuna gelmişken, yıllardır
beklediğimiz vize serbestliğine elveda mı
diyeceğiz? Bugün itibarıyla bu sorunun
cevabını vermek mümkün değil. Yine
de, umutlar azaldı ama henüz tükenmedi
demek pekâlâ mümkün.
Peki, vizeler kalkmazsa (ya da bek-
lendiği, vatandaşa deklare edildiği gibi
Haziran sonunda kalkmazsa) ne olur?
Vatandaşta hayal kırıklığı olur ama bu
AB, Türk mevzuatındaki tanımın odağını çok geniş buluyor, daha dar
ve belirgin bir terör tanımı yapmamızı istiyor.




