İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
73
var: “
We Mean Business
”
3
koalisyo-
nuna Nisan itibarıyla 580’in üzerin-
de şirket ve yatırımcı düşük karbonlu
ekonominin yaygınlaştırılmasına katkı
sağlamak için taahhütte bulundu. Şir-
ketler arasında Nike, Coca-Cola, Sie-
mens, Starbucks, Volvo ve Unilever gibi
farklı özel sektör firmalarının yanı sıra
Türkiye’den de Arçelik A.Ş. ve çimento
sektöründen Akçansa bulunuyor. Yatı-
rımcılar arasında sigorta şirketleri ve
yeşil fon sağlayıcılardan, İsveç Kilise-
si’ne kadar uzanan bir listeyi görmek
mümkün. Toplamda ise 8 trilyon ABD
Doları gibi yüksek bir gelire sahip bir
oluşumdan söz ediliyor. Oluşumun
mevcut süreçteki başarısını ölçmek
için erken olsa da önemli bir süreci
tetikleyebileceği için takip edilmeye
değer.
Türkiye’de Kritik Sektörler
Şüphesiz; Anlaşma ile özellikle “sa-
nayi” ve “enerji” sektörleri için fosil
yakıta dayalı bir üretimden daha temiz
üretime geçilmesinin ilk temeli atıl-
dı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının
sanayide daha fazla yer edindiği, ik-
lim politikasını operasyonel alanlarına
uyumlu hale getiren, atık yönetiminde
daha iddialı, düşük karbonlu ekonomi-
nin gelişmesini besleyen ve hatta uzun
vadede “karbonsuz” ekonomi mode-
linin oluşmasına katkı sağlayan yeni
bir dönüşümün simgesi olacak başta
sanayi ve enerji sektörleri için geri sa-
yım başlatıldı.
Türkiye, iklim değişikliğinden en
fazla etkilenecek ülkeler arasında yer
almakla beraber, özellikle “AB eksenin-
de” hazırlanan ulusal strateji belgeleri
ve yasal düzenlemeleri uygulamaya
geçiriyor. Türkiye’nin Anlaşma için ata-
cağı imzanın bu noktada, Ulusal Sanayi
Stratejisi gibi temel belgelerinde ik-
lim değişikliği politikasıyla bağlantılı
olarak belirtilen “daha çevre dostu ve
rekabetçi bir sanayi yapısının oluş-
turulması” amacına ulaşılmasını da
hızlandıracağını söylemek gerekir. Tür-
kiye’de en fazla emisyon oranlarının
yüzde 67,8 ile enerji ve yüzde 15,7 ile
endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı
kaynaklı olduğu hatırlandığında ve bu
sektörlerin emisyonların azaltılma-
sında ne kadar etkili olabileceği göz
önünde bulundurulduğunda, imzanın,
sektörlerin üretim aşamalarındaki mo-
dernizasyon çalışmalarına ve düşük
karbonlu üretime geçişi hızlandırmada
öncü rol oynayabileceğini ifade etme-
miz gerekmekte.
Yasal düzenlemelere bakıldığın-
da, Sera Gazı Emisyonlarının Takibi
Hakkında Yönetmelik’in, gerek AB’ye
uyum çalışmalarında gerekse Türki-
ye’nin INDC’sine yaklaşmasına ve kilit
öneme sahip sektörler üzerinden ulu-
sal emisyon azaltım çabalarına katkı
sağlaması beklenmekte. Bunun dışın-
da Türkiye’de ulusal karbon pazarı
oluşturma çalışmaları devam etmekte
olup, bu sürecin de mercek altına alın-
ması gerek.
İmzaların Ötesinde
26-27 Mayıs’ta Japonya’da yapıla-
cak G7 Zirvesi ve 28-29 Haziran 2016
tarihlerinde Londra’da Paris’teki koa-
lisyon girişiminin “İş Dünyası ve İklim
Zirvesi” düzenlenecek. G20 Zirvesi ile
beraber diğer tüm uluslararası plat-
formlar aynı zamanda Paris Anlaşma-
sı’nın imza sürecinin içinde yapılıyor
olması açısından ayrı bir öneme sahip
olacak. Ancak iş dünyasının iklim değişik-
liği alanındaki dönüştürücü gücünün
önemini yansıtan bir önemli ayrıntıyı
da hatırlamakta fayda var: Anlaşma
dâhilinde, taraflara bir bakıma esneklik
tanıyan bir rejimin müjdesi(!)de verili-
yor. Bu şu anlama geliyor: Paris Anlaş-
ması’nın hiçbir maddesinde bağlayı-
cılıktan söz etmek maalesef mümkün
değil. Dolayısıyla Paris Anlaşması’nın
uygulanması yönünde ortak irade için
tüm tarafların imzası önemli olsa da
küresel mücadelenin; iş dünyasının,
kamunun, sivil toplumun çabaları ve
bireysel çabalar ile bir tamamlanacağı
aşikâr.
■
1
Paris Anlaşması,
http://unfccc.int/files/meetings/paris_nov_2015/application/pdf/paris_agreement_english_.pdf.
2
Dünya Ekonomik Forumu 2016,“Global Risks Report 2016”, s.69,
2016.
3
We Mean Business
Resmi İnternet Sitesi
http://www.wemeanbu-
sinesscoalition.org/.




