Table of Contents Table of Contents
Previous Page  71 / 88 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 71 / 88 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

69

Bunun dışında Türkiye’nin AB’ye

uyum çalışmalarında yerine getirmesi

gereken yatay mevzuat alanını çevre

koruma kurallarını düzenleyen genel

mevzuat oluşturmaktadır. Bu mevzuat

kapsamında; yönergeler, vatandaşların

çevrenin korunmasını etkileyecek alan-

larda bilgilendirilmesi ve karar alma sü-

reçlerine aktif katılımı ile sorumlulukla-

rın Avrupa Komisyonu’na iletilmesine

ilişkin mevzuat ve uygulamaları düzen-

lemektedir. Buna göre; halkın çevresel

konulara katılımı ilkesini düzenleyen

Aarhus Sözleşmesi’ne taraf olunması,

Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yö-

nergesi’ne, bilgiye erişim yasalarına, Ra-

porlama Yönergesi’ne ve Avrupa Çevre

Ajansı’na uygunluk derecesinde gerekli

yükümlülüklerin vemevzuat uyumunun

iç hukuka aktarılması öngörülmektedir.

30 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe

giren Aarhus Sözleşmesi (Çevresel Ko-

nularda Bilgiye Erişim, Çevresel Karar

Verme Sürecine Halkın Katılımı ve Yar-

gıya Başvuru Sözleşmesi), 25 Haziran

1998 tarihinde Danimarka’nın Aarhus

şehrinde BM Avrupa Ekonomik Komis-

yonu tarafından imzaya açılmıştır. Ulu-

sal ve sınırları aşan çevresel konular-

da halkın kendi geleceğini etkileyecek

noktalarda yasama süreçlerine dâhil

edilmesinin önünü açması nedeniyle

Sözleşme, küresel anlamda bir dönüm

noktası ve yeni bir dönem olarak yo-

rumlanmaktadır. Mart 2014 itibarıyla

AB’nin 28 üyesi ile beraber 46 ülke Söz-

leşme’ye taraftır.

Sözleşme’nin bir parçası olmak Tür-

kiye’yi AB ekseninde sınırlı kalan bir

profilin dışına taşıyacağı aşikârdır. Nite-

kim, Aarhus Sözleşmesi’nin Türkiye için

önemini şu şekilde özetlemek mümkün:

AB Üyelik Şartı:

Çevresel konular-

da halkın karar alma sürecine katılı-

mını, yargıya erişimi ve bilgi edinmeyi

kolaylaştırıcı Aarhus Sözleşmesi’ne

Türkiye’nin taraf olması uzun süreden

beri beklenen bir konu. Bu beklentinin

önemli bir nedeni de AB’ye katılım mü-

zakerelerinde 27’nci fasla uyum koşu-

ludur. Nitekim, Ek Protokol ile beraber

fasıl için öngörülen 6 kapanış kriterin-

den biri “AB’nin sınır ötesi konularını

da ilgilendiren yatay ve çerçeve mev-

zuatın uyumlaştırılması” kuralıdır. Bu

yatay mevzuat uyumunun bir bölümü

de Türkiye’nin Aarhus Sözleşmesi’ne

taraf olmasıdır. Diğer bir ifade ile Tür-

kiye’nin AB üyeliği -çevre alanında- söz

konusu Sözleşme’ye taraf olmaktan geç-

mektedir.

Türkiye’nin 27’nci fasılda en fazla

sorun yaşadığı alanlardan bir olan yatay

mevzuatta ÇED Yönergesi’ne uyumlu

olmayanmevzuat ve uygulamaların yanı

sıra Aarhus Sözleşmesi’ne taraf olunma-

ması ve halkın çevresel konulara aktif

katılımının sağlanamaması aynı zaman-

da Avrupa Komisyonu’nun da üzerinde

önemle durduğu alanları oluşturduğunu

ekleyelim.

Küresel Ülke Profili:

Diğer bir konu

ise Sözleşme’nin AB üyeliği dışına çıkan

kısmında saklı. BM çatısı altında oluş-

turulmuş olması, Sözleşme’yi oldukça

uluslararası bir konuma getiriyor. Bu

noktada Türkiye’nin Sözleşme’ye taraf

olması, küresel konulardaki ülke profi-

linin çıtasını yükseltmeye yardımcı ola-

caktır. Sözleşme, komşu ve AB üye ülkesi

olan ülkeler de dâhil olmak üzere, böl-

gesel olarak Türkiye’nin diğer ülkelerle

yürüteceği her türlü sınır ötesi çevre

projeleri için de bir ön koşul olarak ku-

ral belirleyici kısımlardan biri olacaktır.

Şeffaflık ve Vatandaşlık Boyutu:

Konunun belki de en önemli boyutu, va-

tandaşlar düzeyinde ülke politikalarının

güvenilir kılınması için şeffaf bir ortam-

da sonuçlarıyla beraber çevresel çalış-

maların yürütülmesidir. Bu boyut aynı

zamanda Sözleşme’nin insan haklarına

dokunan kısmını da oluşturmaktadır.

Türkiye’nin taraf olmadığı diğer

önemli metinler arasında Sınır Aşan Su-

ların ve Uluslararası Göllerin Kullanımı

ile Sınır Aşan Çevresel Etki Değerlendir-

mesi (ESPOO) Sözleşmesi bulunmakta-

dır. AB’nin Su Çerçeve Yönergesi’nin de

bahsi geçen sözleşmeler ve Aarhus Söz-

leşmesi ile paralel yürütülmesi gereken

bir düzenleme olduğunu hatırlatalım.

1

Faslın başlığı Avrupa Komisyonu’nun 2012Türkiye İlerleme Raporu ile

birlikte“Çevre ve İklim Değişikliği”olarak ifade edilmektedir.