Table of Contents Table of Contents
Previous Page  63 / 88 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 63 / 88 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

61

yi bir küresel yönetişime duyulan ih-

tiyaç, özellikle 21’inci yüzyılın kao-

tik ve hızlı yapısında çokça dile geti-

rilen bir temenni haline geldi. Şüphesiz

ki, G20 oluşumu, 21’inci yüzyıl küresel

yönetişiminin en başarılı unsurlarından

vemodellerinden biri olarak öne çıkıyor.

Özellikle 2016 yılında devam etmekte

olan Çin G20 Dönem Başkanlığı’nın pek

çok açıdan özgün bir yapısı var. Çin, uz-

manlarca, G20 yapısı içerisinde dönem

başkanlığını üstlenen ilk batılı olmayan

süper güç olarak lanse ediliyor. Dolayı-

sıyla Çin’in G20’ye nasıl bir imza atacağı

uzun süredir merak konusu. G20, te-

melde ekonomik ve mali sisteme ilişkin

yönlendirici bir unsur olma mottosuyla

yola çıkmış olsa da uluslararası barış ve

güvenlik ile küresel ortak sorunlara iliş-

kin rol alıp almayacağı da tartışılan bir

konu. Bilindiği üzere, Türkiye’nin 2015

yılında gerçekleşen G20 DönemBaşkan-

lığı’nda teröre mücadele, göçmen krizi

ve veri güvenliği gibi stratejik bir takım

konular da gündeme alınmıştı.

Nisan ayına gelindiğinde, 4-5 Eylül

tarihlerinde Hangzhou’da gerçekleşe-

cek 11’inci G20 Zirvesi öncesi, Çin’in

vites artırmaya başladığı görülüyor. 7

Nisan 2016 tarihinde Çin’de düzenle-

nen 2’nci Sherpa Toplantısı, “Yenilikçi,

Canlı, Bağlantılı ve Kapsayıcı Bir Dünya

Ekonomisine Doğru” temasıyla gerçek-

leşirken, toplantının en çarpıcı çıktısı

iklim değişikliği alanında oldu. Dola-

yısıyla, G20’nin küresel ekonominin

ötesinde meselelerde de rol oynama

eğiliminin yeni bir örneği yaşandı. İklim

değişikliğine ilişkin bir bildiri üzerine

anlaşmaya varılırken Paris Anlaşma-

sı’nın uygulanması yönünde ortak irade

ortaya koyuldu ve G20’nin bu alanda

oynayabileceği yönlendirici rol değer-

lendirildi.

Nisan ayında G20’nin küresel yö-

netişimde artan rolüne ilişkin karşılaş-

tığımız ikinci gelişme, Washington’da

düzenlenen, Çin Dönem Başkanlığı’n-

daki 2’nci Maliye Bakanları ve Merkez

Bankası Başkanları Toplantısı oldu. Kü-

resel ekonomi; güçlü, sürdürülebilir ve

dengeli kalkınma; uluslararası finans

mimarisi; yatırımlar ve altyapı; mali

reform; uluslararası vergi; terörün fi-

nansmanıyla mücadele; yeşil ekonomi

ve iklim finansının gündeme alındığı

toplantının ardından bir sonuç bildirisi

yayımlandı.

Toplantıda Maliye Bakanları ve

Merkez Bankası Başkanları, küresel

ekonominin toparlanmakta olduğu

noktasında anlaşmış olsalar da belirsiz-

liklerin ve risklerin sürdüğü kaydedildi.

Potansiyel risk oluşturan ve büyümeyi

olumsuz etkileyen konularda politika-

lar geliştirilmesi ve gerektiğinde ülke

bazlı değerlendirmeler yapılmasına

işaret edilirken, G20’nin ekonomi dışı

konuları gündemine taşıyabileceğine

yönelik ipucu, satır aralarında ortaya

çıktı. G20 çerçevesinde kararlaştırı-

lan eylem planları, işbirlikleri ve an-

laşmaların etkin şekilde uygulanması

yönünde ortaya koyulan irade beyanı,

bildiride en geniş yeri kaplayan unsuru

oluşturdu. G20/OECD BEPS paketinin

ve otomatik veri değişimi alanında or-

taya koyulan standartların öngörülen

zaman çizelgesi çerçevesinde uygulan-

ması da 2015 yılı boyunca olduğu gibi

Çin Dönem Başkanlığı’ndaki 2’nci Ma-

liye Bakanları ve Merkez Bankası Baş-

kanları Toplantısı’nın öncelikli gündem

maddelerindendi. Son olarak ise terör,

mülteci akınları, jeopolitik gerilimler,

Brexit

tartışmaları, emtia fiyatlarına

ilişkin sorunlar da küresel ekonominin

karşı karşıya olduğu temel engeller ola-

rak kayıt altına alındı.

G20 Çin Dönem Başkanlığı, vites ar-

tırmasıyla birlikte yukarıda bahsi geçen

önemli iki etkinliğin yanı sıra Yeşil Fi-

nans Çalışma Grubu Toplantısı, Finansal

Mimari Çalışma Grubu Toplantısı, İstih-

dam Çalışma Grubu Toplantısı, Yatırım

ve Altyapı Çalışma Grubu Toplantısı gibi

perde arkasında G20’nin felsefesini be-

lirleyen etkinliklere sahne oldu. G20

gündeminin hareketlenmesiyle birlikte

bakalım son düzlükte bizleri neler bek-

liyor? G20, ortak bir çözüm platformu

olma rolünü güçlendirebilecek mi, yoksa

ulusal çıkar çatışmalarının altında çözül-

meye başlayan, teoride güzel bir küresel

yönetişim fikrine mi dönüşecek?