Table of Contents Table of Contents
Previous Page  21 / 88 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 21 / 88 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

19

eminer gününde AB Bakanlığı

Müsteşarı Büyükelçi Rauf Engin

Soysal’ın bahsettiği gibi, değişen

bir bölgede bulunmaktayız. Başka bir

soru üzerine düşünmek de ilginç olabi-

lir. Akdenizli olmak bugün için ne anlam

ifade ediyor? Seminerden yola çıkarsak,

Aygaz Doğal Gaz Toptan Satış Genel

Müdürü Rıdvan Uçar ilginç bir konuya

dikkat çekti: Türkiye için ya da herhangi

bir ülke için bir koridor ya da bir mer-

kez (

hub

) olmak arasındaki farkın ne

olduğu. Kendisi bu konuda bir sonuca

vardı. Ben de bir geçiş noktasının sa-

dece enerji için bir merkez olmadığını

ayrıca altyapı, lojistik, finans, üretim ve

hatta hizmetler için bilemerkez olduğu-

na katılıyorum. Bir merkez olmak için,

piyasalara sormak gerekir. Siyasi irade

yeterli değildir. Bir koridor veya transit

koridor, malları kabul eder. Merkezde

ise piyasa ve hatta mümkünse fiyatlar

veya en azından piyasanın önemli bir

bölümü kontrol edilmeye çalışılır. Her

iki durumda da, koridor ya da merkez

olmak için jeostratejik ortama bakmak

gerekir. Stratejik konum yeterli değil.

Tabii ki bir ticaret merkezi olmak için

jeostrateji önemli. Bölgede söz sahibi

olmaya çalışan komşular için ortaya çı-

kan zorluklar daha karmaşık ve çeşitli.

Türkiye bölgesel bir güç olmak is-

tiyor. Bu nedenle bölgedeki stratejik

ortamTürkiye için önemli. İç politikalar

veya ülke içindeki gelişmelerden daha

çok bölgesel güvenlik, Türkiye’nin bir

bölgesel merkez olma hedeflerine etki

ediyor. Ortadoğu veya Kuzey Afrika’da-

ki, hatta Güney Akdeniz’deki hiçbir

ülke, stratejik konumu ve bir merkez

olma açısından Türkiye ile rekabet ede-

mez. Olumsuz yön olarak bölgesel anlaş-

mazlıklar var. Bence tek bir ekonomik

yaklaşım yerine, dış ilişkilerin tama-

mını kapsayan bir inceleme yapılmalı.

Ekonomik gerçekler, Türkiye’nin çaba-

larının başarıya ulaşması için önemli

bir rol oynayabilir. Türkiye’nin bazı sı-

nırlarının çevresinde siyasi ve güvenlik

ile ilgili gerginlikler olduğu sürece gü-

venli bir koridor olması mümkün değil.

Bazıları bölgesel sorunların bir şekilde

Türkiye’nin planları ve isteklerini zayıf-

lattığını söyleyebilir.

Bu yabancı engellere bir göz atalım.

İlk olarak, Suriye ve Irak’taki durum ve

IŞİD. Bütün bu sorunlar birbiriyle bağ-

lantılı. IŞİD sorunu, Suriye ve Irak’taki

çatışmalar, ama özellikle Suriye’deki

çatışmalar iki açıdan tehdit teşkil edi-

yor: Mülteciler ve terörizm. Ayrıca ülke

içindeki sorun: Kürt ayrılıkçıları.

Suriye’deki çatışmaların yanı sıra

terör tehdidi de Türkiye’nin turizm

sektörü ile ilgili ekonomisini etkili-

yor. Olası yatırımcıların algısını ve

turizm gibi bazı ekonomik sektörleri

etkiliyor.

“İran Dönüm Noktasında”

Diğer bir komşu olan İran da bir dö-

nüm noktasında. Sadece Tahran değil,

tüm bölge bir dönüm noktasında. AB

ve ABD tarafından yaptırımların kaldı-

rılması, ekonomisini geliştirme, ulusla-

rarası pazarlara ve uluslararası finan-

sal sisteme erişmesini sağlayacak. Bu

gerçekler, bölge ve Türkiye için önemli

sonuçlar doğuracak; sadece enerji pi-

yasası için değil, özellikle petrol ve gaz,

aynı zamanda yabancı yatırımlar için

de. Siyasi açıdan bakarsak, özellikle

Suudi Arabistan’a ve Ankara’ya karşı,

İran’ın bölgede liderlik rolünü üstlen-

meye çalışması şaşırtıcı olmayacaktır.

Yakın gelecekte İran’ın ekonomik po-

tansiyelleri ve siyasi hamlelerini dikkat-

li bir şekilde takip etmemiz gerekir. İran

uluslararası topluma entegre olmak

istiyorsa, kurallara uymak zorunda.

Bu hem bölge ve Türkiye için hem de

dünya için iyi olacaktır.

Avrupalı bakış açısıyla Türk Dış Po-

litikası son yıllara kadar “komşularla

sıfır sorun politikası” yürüttü. Bu sade-

ce Brüksel’de değil, Avrupa’nın diğer

başkentlerinde de bazı kesimlerin “bir

Türk bölgeselleştirilmiş dış politikası”

olarak adlandırıldı. Ancak Arap Baharı

ile, Mısır, Suriye ve Tunus’taki devrim-

ler ile özellikle Libya’ya yabancı müda-

hale ile durum değişti.

Tek ve istikrarlı düzen, uluslararası

ilişkilerde bazı uzmanların Vestfal-

ya-sonrası düzen dediği düzen, henüz