İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
97
Çin ve Asya’nın Yükselişini
Gösterir Birkaç Rakam Daha
Vereyim
Ȉ 2002 yılında içinde en az bir Asya
ülkesinin yer aldığı ticaret anlaşma-
larının sayısı sadece 70 idi. Geçen yıl
bu sayı 257 oldu.
Ȉ 2000 yılında TPO ülkelerinin Çin ile
ticaretinin payı yüzde 8 iken 2014
yılında yüzde 17,5’a yükseldi.
Ȉ Aynı dönemde AB’nin payı yüzde
14,5 den yüzde 10’a; ABD’nin payı
yüzde 21’den yüzde 10’a geriledi.
Ȉ 2010-12 döneminde TPO ülkeleri-
nin Çin ile ticaretleri yılda ortalama
yüzde 18,5, aralarındaki ticaret ise
yüzde 16,9 artarken, AB ile yüzde 9,
ABD ile yüzde 12,5 arttı.
Ȉ Asya’da bölge içi değer zincirleri hız-
la güçlendi. Bu ülkelerin ara malı
ihracatlarının üçte ikisi artık bölge
ülkelerine yönelik olarak gerçekle-
şiyor (2014). Aynı yıl AB ve ABD’nin
payı yüzde 10’ar oldu. Oysa daha
2000 yılında bile AB’nin yüzde 14,
ABD’nin ise yüzde 19 idi. Yani Asya
ülkelerinin değer zincirlerine kattık-
ları değer hızla artmakta. Hem de AB
ve ABD’nin pahasına.
Ya n i , Çok Ya k ı nd a A s ya
Dünyanın En Hızlı Büyüyen
Tüket im Pazarı Olacak ve
Bu Malların Büyük Bölümü
Bölgede Üretilecek
Benim, kağıt üzerinden izlediğim bu
gelişmeyi piyasalarımız ve sektörlerimiz
bizzat yaşadılar. Çok daha iyi biliyorlar.
Peki, nasıl oldu bu iş? Hangi dinamikler
rol oynadı?
En yalın haliyle, iş dünyası, küresel
düzeyde, üretimini ucuz işçiliğin olduğu
bölgeye kaydırdı. Dünya üretiminin ağır-
lık merkezi görülmemiş bir hızla doğuya
kaydı. 1950’lerde İzlanda’nın hemen
batısında bir yerlerde idi. Bugün Sibir-
ya’da, Novosibirsk yakınlarında olduğu
hesaplanıyor.
Bu Canavarı Biz Yarattık
Ekonomik alanda mal üretimmerke-
zi artık kesinlikle “Doğu”da. Malların ve
ona bağlı olarak hareket eden paranın
akış yönleri tamamen değişti. Giderek
daha fazla sermaye doğuya akmakta,
doğuda birikmekte.
Bu gelişme de son derece doğal ve
serbest piyasa anlayışının ruhuna da
uygun. İşadamı en akıllıca kararı, en
hızlı biçimde verir. İşini en uygun en
kolay yapacağı yere doğru akar. Zaten
öyle yapmazsa da kaybeder. Bir yerde
fırsat ortaya çıktı mı, bekleyeyim benim
ülkemde de mevzuat ve şartlar değiş-
sin diye beklemez, bekleyemez. Gider o
fırsatı kullanır. Bu defa da öyle de oldu,
üretim, şartların daha uygun olduğu do-
ğuya kaydırıldı. Dolayısıyla, “bu canavarı
siz yarattınız” türü suçlamalar haklı de-
ğil. Olması gereken oldu ama bu arada
beklemedikleri bir durum ortaya çıktı.
En azından, beklenenden daha önce or-
taya çıktı. Çin öğrenmeye başladı, üstelik
öğrenmeye de devam ediyor, değişiyor,
hem de hızla.
Ben bu durumu biraz Türk işçile-
rinin 1950’lerde Almanya’ya geliş hi-
kayesine benzetiyorum. Ne demişlerdi




