İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
98
BRÜKSEL’DEN BAKINCA
sonradan Alman yetkililer? “Biz onları
işçi diye almıştık, sonra bir de gördük
ki meğer gelenler insanmış. Çin’i de hep
ucuz işçi kaynağı olarak kalacak sanan-
lar yanıldıklarını çabuk anladılar. Bir de
baktılar ki, sonsuza kadar ucuz işçi kay-
nağı olarak kalacağını sandıkları meğer
“rakip”miş.
Gerçi henüz parayı kontrol eden
merkezlerle, yeni fikir ve teknoloji üre-
ten yaratıcılık merkezleri yerlerinde du-
ruyor ama onların da mal üretimindeki
kaymayı –biraz gecikerek de olsa- takip
etmesi kaçınılmaz (Asya borsalarının
son yıllardaki yükselişi bu durumun gös-
tergelerinden biri. Çin’in bir Asya Yatı-
rım ve Kalkınma Bankası kurma girişimi
de; Hindistan’ın altyapı yatırımlarına ta-
lip olması da; İpek yolunun bir benzerini
yeniden inşa etme girişimi de). Bireysel
ve toplumsal refah, insani gelişmişlik
ve nihayet uluslararası kabul gören de-
ğerler sistemi de, biraz gecikmeli ama
kaçınılmaz olarak bu gelişmelere ayak
uyduracak.
“Batı” Korkmakta Haksız mı?
“Batı” işte bu gelişmeden ürktü; bu
duygusu giderek de daha fazla korkuya
dönüşüyor. Çünkü, iki yüz yıldır devam
eden “kural koyan” pozisyonu tehlikeye
giriyor. AB ve ABD’nin dünya ekonomi-
sini domine ettikleri ya da dünya tica-
ret sisteminin kurallarını dikte ettikleri
günlerin sonu –hem de hızla- yaklaşıyor.
Bu canavarı(Ǩ) Batı yarattı. Sonra da
onu yenecek araçları bulma arayışına
girdi ve ekonomi alanında bulduğu araç-
lardan birisi de TTYO oldu. Yani, sadece
üretim modelindeki değişim değil, tica-
ret sahnesindeki değişim de TTYO’yu
dayattı. TTYO’nun öncelikli amacı, iki tarafı,
yani Atlantiğin iki yakasını birbirleri
için, iş yapma bakımından daha cazip
hale getirmek. Birbirimizle daha çok
ticaret yapmamızı, birbirimize karşılıklı
daha çok yatırım yapmamızı engelleyen,
yavaşlatan ne varsa (gümrük vergisi,
kota, yasak, farklı teknik standart, farklı
idari kurallar, farklı hukuki uygulamalar,
her neyse) onları ortadan kaldıralım
düşüncesinin yansımasıdır TTYO.
TTYO, aynı zamanda önümüzdeki 50
yıl için, ticaret aleminde kuralları belir-
leme, kural koyan pozisyonunu devam
ettirme şansı demek...Bunları yazdım
ama sonra da acaba ticaret dediğimiz
bu ekonomik eyleme gerekenden fazla
mı değer atfettim diye düşünmeye baş-
ladım ve bir soru sordum kendime:
Ticaret Dediğimiz Şey, Küresel Dü-
zende Gerçekten Bu Derece Önemli Bir
Rol Oynuyor mu?
Bence evet. Transatlantik ticareti,
(hem de beş asırdır) Avrupa’nın ve daha
sonra da ABD’nin yükselişini sağlayan
temel faktör ve bugün hâlâ dünyamızı
biçimlendirmeyi sürdürüyor.
4
Krugman. Paul. 1995. GrowingWorldTrade: Causes and
Consequences.
5
Subramanian, Arvind and Kessler, Martin 2013.The
hyperglobalization ofTrade and its Future. Peterson Institute for
International Economics.




