Background Image
Table of Contents Table of Contents
Previous Page  85 / 112 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 85 / 112 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

83

Gümrük Birliği’nin revizyonuna ilişkin

mutabakat hakkında İKV görüşü

“20’nci yılına yaklaşan Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin yeniden

şekillenmesinin zamanı çoktan gelmiştir.”

12 Mayıs 2015 tarihinde, Türkiye ve AB arasında Gümrük Birliği’nin

revizyonuna ilişkin mutabakata varıldı.

İKV olarak, 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe giren ve Türkiye ile AB

arasındaki ilişkinin önemli bir aşamasının teşkil eden Gümrük Birliği’nin re-

vizyonuna yönelik bu gelişmeyi önemsiyor ve üyelikmüzakerelerinin 10’ncu

yılında atılan bu adımın sürece olumlu katkılarda bulunması temennimizi

dile getirmek istiyoruz.

Hiç şüphesiz 20’nci yılına yaklaşan Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin, yeni

küresel ekonomi düzeni, günün şartları ve tarafların ihtiyaçları çerçevesinde

yeniden şekillendirilmesinin zamanı çoktan gelmiştir. Bugün ne Türkiye ne

de Avrupa, 20 yıl öncesinin Türkiyesi veya Avrupası’dır. Bunun ötesinde,

bugünkü küresel ekonomi ve ticaret düzeni, 20 yıl öncesinden çok daha

farklı ve karmaşık bir boyuta taşınmıştır. Dolayısıyla Türkiye-AB Gümrük

Birliği ilişkisinin zamanın şartlarının gerektirdiği şekilde yenilenmesi, hiç

şüphesiz 1996 yılında Gümrük Birliği’nin tesis edilmesinden sonraki en

önemli dönemeçlerden bir tanesidir. Bu süreçte Gümrük Birliği’nin Ankara

Anlaşması ve Katma Protokol temelinde tesis edildiği unutulmamalı ve bu

Ortaklık Anlaşması’nın içerdiği diğer serbest dolaşım ve ekonomide uyum

alanlarındaki hükümler hayata geçirilmelidir.

“Gümrük Birliği’nin revizyonu, Türkiye için geleceğin ticaret sah-

nesine açılan kapının anahtarıdır.”

İKV olarak, Türkiye ve AB arasındaki Gümrük Birliği’nin revizyonunun,

Türkiye’ye önemli katkılar sağlayacağı inancındayız.

Söz konusu revizyon, öncelikle vize ve taşıma kotaları gibi, mevcut

Gümrük Birliği ilişkisinin artık kronikleşen sorunlarını giderme yönünde

taraflara önemli bir fırsat penceresi sunarken, AB’nin ticaret politikasında

giderek önem kazanan yeni nesil STA dünyasına, Türkiye’nin daha sağlam

adım atmasına imkan tanıyacaktır. Bu çerçeveden bakıldığında söz konusu

revizyon müzakerelerinde kazanılacak tecrübe, Türkiye için geleceğin tica-

ret sahnesine açılan kapının anahtarı vazifesini görecektir. Hiç şüphesiz bu

anahtar da, Türkiye’ninmüzakere masasında yer alma ısrarını sürekli olarak

dile getirdiği TTYO müzakerelerinin kapısını açacaktır.

Bu kısa vadeli faydalara ek olarak, 1996 yılında Gümrük Birliği’nin te-

sisinin ardından Türkiye ekonomisinde yaşanan sıçramanın bir benzerini,

aradan geçen 20 yıl sonra yeniden görmemiz mümkün olabilir.

“Türk iş dünyası bu adımı önemsemeli; kendi pozisyonunu oluş-

turmalıdır.”

İKV olarak, Türk iş dünyası açısından son derece önemli bir anlam ta-

şıyan bu adımın önemsenmesini ve Türk iş dünyasının kendi pozisyonunu

belirlemesi gerektiğini tekrar hatırlatmak isteriz.

yonunu oluşturmak için harekete geçe-

cek; bu kapsamda Komisyon tarafından

hazırlatılacak etki analizi, Üye Devlet-

lerle paylaşılacak. Üye ülkelerin etki

analizine ilişkin görüşleri de alındıktan

sonra AB’nin pozisyonu oluşturulacak

ve AB Konseyi, Avrupa Komisyonu’na

müzakere yetkisi verecek. Bu yetkinin

verilmesinin ardından Türkiye ve AB

taraflarının müzakere masasına otur-

malarının en erken 2016 yılını bulması

beklenebilir.

5- Türk Özel Sektörü Revizyon

Sürecine Nasıl Hazırlanmalı?

Ȉ Kamu ve özel sektör müzakere kapa-

sitesinin oluşturulması: Bu süreçte,

kamunun yürüttüğü müzakerelerde

mutlaka ama mutlaka özel sektörün

desteğinin alınması gerekli. Bu çer-

çevede güçlü bir kamu ve özel sektör

müzakere kapasitesi oluşturulması

gerekir.

Ȉ Etkin bir kamu-özel sektör irtibat

mekanizmasının oluşturulması: Ye-

terli ve her an yenilenen bir bilgi bi-

rikimi; hem kamu sektörü, hem de

özel sektör kesimi için bu birikime

erişim imkânı ve nihayetinde kamu

Ȃ özel sektör irtibatını sağlayacak

sağlam ve sürekli bir mekanizmanın

oluşturulması gerekli. Bu çerçevede

müzakereleri yürütecek kamu sektö-

rü ekibine, özel sektörü temsilen bir

temsilcinin dahil edilmesi hususun-

da ısrarcı olunmalı.

Ȉ Özel sektörün kendi pozisyonunu

belirlemesi: Tarım ve hizmetler

sektörü, hiç şüphesiz, önümüzdeki

dönem yürütülecek ticaret diplo-

masisinin en zorlu alanlarından

ikisi. Buna ek olarak, karşı tarafta

bu alanlarda yürütülen müzakere-

lerde çok deneyimli ve kural koy-

maya alışkın bir müzakere tarafı

olduğu unutulmamalı. “Başarılı”

bir müzakere süreci için, Türk özel

sektörünün elinde, güçlü bir ira-

deye sahip, sağlam bir müzakere

pozisyonu olması gerekli