Background Image
Table of Contents Table of Contents
Previous Page  83 / 112 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 83 / 112 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

81

küresel boyut kazanmış olan çevrenin

koruması ve iklim değişikliği gibi konu-

ları da içine alıyor.

Müzakerelerin en zorlayıcı kısım-

larından biri olarak gözüken çevre ko-

ruma standartlarının uyumlaştırılması,

yatay bir başlık olarak pek çok sektörü

kapsıyor. Hiç şüphesiz, ticaretin artma-

sıyla ister istemez doğal kaynaklar ve

ekosistem üzerindeki baskı da giderek

artıyor. Nitekim, AB ve ABD arasında

hâlihazırda ekolojik dengeye zarar veren

“yasal” ticaret faaliyetleri de bulunuyor.

2012 yılında canlı hayvanların kürkleri

ve benzeri özellikleri üzerinden yapılan

ticaret verilerine göre

1

, ABD’nin AB’ye

ihracatı yaklaşık 176 milyon avro olur-

ken, AB’den ithalatı 314 milyon avro

civarında seyrediyor. Ayrıca BM Çevre

Programı’nın raporuna göre

2

, yasa dışı

yoldan yapılan canlı hayvan ticareti 19

trilyon dolar olarak kayıtlara geçmekte

3

.

Çin’den sonra bu tür ticaretin en uğrak

yerlerinin AB ve ABD olduğunu hatır-

latmakta fayda var. Hatta AB’de Fransa,

Belçika, Portekiz ve İngiltere ana transit

rotaları olarak biliniyor.

Gelinen noktada, AB ve ABD tarafı

sağlıksız ürünlerin pazarlarına girişinin

engellenmesi ve çevreyi koruma stan-

dartlarının uyumlaştırılmasını öngö-

ren sürecin desteklenmesi konusunda

hemfikir. Taraflar, üzerinde uzlaşmaya

varılacak düzenlemelerin çevreye ve

insan sağlığına olumsuz etkisinin olma-

ması temelinde müzakerelere devam

ettiklerini belirtiyorlar. Ancak artan ti-

caretten dolayı doğal kaynak kullanı-

mının veya taşımacılıktan kaynaklanan

emisyonların artması gibi durumların

üstesinden gelinmesi için karşılıklı revi-

ze çalışmalarının yapılması şart.

Bazı Önemli Başlıklar

AB’nin, ABD’ye göre bazı çevresel

düzenlemelerde çok daha sıkı kuralları

benimsediğini söyleyebiliriz. Bunun ya-

nında, AB’nin Tek Pazar içinde uygula-

maya koyduğu çevresel yükümlülükler

de giderek artıyor. Örneğin; en son AB’de

plastik poşet kullanımının 2025 yılından

itibaren yüzde 80 oranında azaltılması

gündemde. Dolayısıyla, mevcut TTYO

müzakerelerinde “karşılıklı tanıma”

(

mutual recognition

) ilkesi esas alın-

dığında, çevre standartlarının uyum-

laştırılmasının zorlu bir alan olacağını

öngörmek güç değil.

Tarife dışı engellerde ilk etapta

daha çok telaffuz edilen başlıklar ola-

rak; güvenli ve az emisyonlu yeni nesil

otomotivlerin, kimyasalların ve GDO’lu

ürünlerin öne çıkarıldığı görülüyor. Bu

başlıklar üzerinden karşılıklı olarak

fırsatların da yaratılabileceği vurgula-

nıyor

4

. Örneğin; en önemli uzun vade-

li planlar arasında yer alan yeni nesil

otomobillerin (elektrikli araçlar gibi)

daha az emisyonlu veya sıfır emisyonlu

olmaları, her iki tarafın da mevcut dü-

zenlemelerde daha iyi koordinasyon

sağlamalarını gerektiren bir başlık.

Karşılıklı olarak fayda sağlayacak

düzenlemeler arasında AB’nin REACH

Tüzüğü öne çıkıyor. Tüzüğün, ABD’de

daha zayıf olan kimyasallar konusun-

da bir rehber olabileceğini vurgula-

yan kesimler de mevcut. Bilindiği gibi

REACH Tüzüğü, Avrupa Kimyasal Ajan-

sı’na hangi kimyasalların kullanılacağı

konusunda yetki veriyor. Öte yandan,

ABD’nin Çevre Koruma Ajansı kimya-

sallara ilişkin daha zayıf kurallar geti-

rebiliyor ve Ajansın yetki alanı AB’deki

muadiline göre daha sınırlı. Ayrıca AB

pazarında bulunan kimyasal içerikli

her ürünün, Avrupa Kimyasal Ajan-

sı’na bildirilmesi zorunluluğu varken

ABD’de böyle bir zorunluluk bulun-

muyor. GDO’lu ürünler başlığında, iki taraf-

lı bilgi paylaşımı esasında müzakereler

sürdürülüyor. AB’de 2010 yılında yapı-

lan revizyon süreciyle beraber GDO’lu

ürünün ekimi, üye ülkelerin takdirine

bırakılmış durumda. ABD’deki uygula-

malara bakıldığında, AB’ye kıyasla yine

daha kısıtlı düzenlemelerin yürürlükte

olduğu görülüyor. Hatta AB’deki Avrupa

Gıda Güvenliği Otoritesi gibi ABD’de

GDO düzenlemelerini doğrudan izleyen

bir kontrol mekanizması henüz bulun-

muyor. Bu görev Çevre Koruma Ajan-

sı, Gıda ve İlaç Kurumu ile ABD Tarım

Merkezi gibi gıda güvenliğine yönelik

sorumlu olan kurumlar arasında dağıl-

mış durumda.

Şubat 2014 tarihinde Avrupa Ko-

misyonu, ekonomi, ticaret birliklerinin

yanı sıra tüketici ve çevre standartlarını

kapsayan çeşitli sektörlerden 14 temsil-

ci ile yeni bir Danışma Grubu kurmuştu.

24Mart 2015 tarihinde gerçekleştirilen

çevre başlığına yönelik grup toplan-

tısında

5

, AB’nin ticaret konseptindeki

“stratejik” hedefi ekonomi, sosyal ve

çevresel kalkınma temelinde sürdürü-

lebilir kalkınma modeli olarak sunul-

muştu. Toplantıda, iklim değişikliği konu-

sunda Komisyon’un temel vurguları;

düşük karbonlu teknolojiler ve enerji

verimliliği olmuştu. Aynı zamanda, yıl

sonunda imzalanması planlanan Paris

Protokolü öncesi yürütülen çalışmalar

da AB’nin mesajını tamamlayacak ni-

telikte. Ayrıca sürdürülebilir etki ana-

lizleri (SIA), TTYO müzakerelerine ek

destek veren bir mekanizma görevini

üstleniyor. Avrupa Komisyonu tarafın-

dan iki sektörel analiz raporunun 2015

yılı sonunda açıklanması bekleniyor.

Ticarette Yeni Standartlar Fırsat

Olabilir mi?

ABD’nin Ticaretten Sorumlu Temsil-

cisi Ron Kirk yaptığı açıklamada, ABD

tarafı olarak çok kapsamlı bir anlaşma

yerine daha sınırlı konuları içeren bir

anlaşmaya sıcak baktıklarını belirtmişti.

Özellikle tarım ürünleri, GDO’lu ürün-

ler, et ürünleri gibi konulardaki teknik

engellerin, ABD için ciddi sorun teşkil

ettiğini açıklamıştı.

Sonuçta, olası ticaret anlaşmasında

doğru konumlandırılamayan çevre stan-

dartlarının riskinin büyük olabileceği ih-

timali unutulmamalı. Ancak söz konusu

yeni serbest ticarette yer alacak uyum-

laştırılmış çevre koruma standartlarının,

küresel boyutta çevre dostu ekonomik

büyüme trendine ivme kazandırabilece-

ği de göz ardı edilmemeli