Background Image
Table of Contents Table of Contents
Previous Page  109 / 112 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 109 / 112 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

107

nası (

Consilium

) bile bir başkadır. İçeri

girince “patron benim” havasını hemen

hissedersiniz. Konsey için AP, bir gezgin

siyasiler kumpanyasıdır (ki son zaman-

larda bu noktada giderek daha fazla hak

veriyorum kendilerine). Konsey toplan-

tılarının açılışında AP Başkanı’nın birkaç

söz etmesine müsaade ederler ama ona

soru sormazlar ki iş “karşılıklı görüş-

meye” dönmesin. Onlar için Komisyon

da bir idari destek birimidir. Gerçi kâğıt

üzerinde Komisyon’un kendi girişimi ile

yasa süreci başlatma yetkisi vardır ama

ben Konsey’in, taslağı Konsey tarafın-

dan görülüp onaylanmadan yasa önerisi

getirdiğini düşünemiyorum bile.

Gerçi ben böyle hafif dalga geçe-

rek bahsediyorum ama söylediklerim,

AB’de en üst düzeyde kabul gören ger-

çekler. Falsoların onlar da farkında. Bu

üçlü arasındaki ilişkileri yeniden düzen-

lemek üzere, Komisyon Başkan Yardım-

cısı Timmermans yönetiminde “daha iyi

yönetim” (

Better Regulation

) başlıklı bir

değişim projesi başlatılmış durumda.

Yılsonuna dek bitmesi planlanıyor. Kâğıt

üzerinde yazan kuralları değiştirecekler

ama biliyoruz ki asıl önemli olan, bunla-

rın Mahalle’de nasıl çalışacağı.

Bu noktada bir açıklama yapmam

gerek. Yukarıdaki satırlarda bolca kul-

landığım eleştiri oklarımın hiçbiri ki-

şilere yönelik değil. Haklarını teslim

etmem gerek, bu sınıfların her birinin

içinde yıllar boyunca o kadar çok iyi,

bilgili, kaliteli, işini çok iyi yapan insan

tanıdım kiǥ Ben bireylerin değil, yalnız-

ca mahallenin hatalarına dikkat çekmek

istiyorum.

Aslında, bu makamlara gelip giden

kişiler, özellikle de parlamenterler, gel-

meden önce, büyük ihtimalle bu tür çar-

pıklıkların ve yanlışlıkların giderilmesi

gerektiği düşüncesindedir. Bu amaçla

savaşmaya gelir ama Brüksel’de, o de-

rebeylik diyarına bir kez girince kurum

bürokrasilerinin görünmez kolları, o

gizli güç onu sarmalar ve sistem hük-

münü icra eder. Kısa bir süre sonra o da

artık mahallenin bir mensubudur.

Ortak Özellikleri

Her biri kendisini AB idealinin sahi-

bi, kurtarıcısı, koruyucusu olarak gören

bu kadar çok AB kurumu harıl harıl çalı-

şırken AB neden krizden kurtulamıyor?

Bunu da anlamak çok zor. Kendilerine

sorsanız, muhtemelen her biri suçun,

daha iyi ve verimli çalışması, daha çok

işbirliği yapması ve daha fazla tasar-

ruf etmesi gereken “komşu kurumda”

olduğunu söyleyecektir. Peki Avrupa

vatandaşlarının bu konudaki gerçek dü-

şüncesi ne? Şatosunun fildişi kulesinde

oturan derebeyi için bu sorunun cevabı

basit, “o, onun sorunu”Ǩ

Kendini beğenmek ve hep “en .....”,

olarak görmek, tek ortak özellikleri de-

ğil tabii ki. Giderek daha büyük, daha

etkileyici ve tabii daha pahalı bir “şato”

inşa etmek de diğer ortak özellikleri. AB

ekonomisinin en hızlı gelişen sektörü

AB kurumlarının binalarını inşa eden

sektör olmalı. Kriz dönemlerinde bileǨ

Aslında Avrupa kültüründe israf, ih-

tişam, hele de zenginliği teşhiri pek yok-

tur, özellikle de kuzey ülkelerinde. Oysa

Mahallemizde binalar öyle güzel, par-

lak, ihtişamlı, göz kamaştırıcı ki, insan

“Acaba içindekilerin başarısızlıklarını

kamufle etmek için mi böyle inşa edil-

mişler?” diye düşünmeden edemiyor.

Örneğin AMB’nin 1,2 milyar avroya mal

olan, yeni, parlak, muhteşem gökdeleni

Almanya’nın Frankfurt kentinde; Alman-

ya Merkez Bankası’nın mütevazı, sıkıcı,

gri az katlı binası da. Bir avronun duru-

muna bakın bir de Alman ekonomisinin;

ne demek istediğimi anlarsınız.

Bizdeki bağımsız kurumlar gibi, her

bürokratik kurum kendi büyüme dina-

miğini içinde barındırır. Örneğin, AB’de

bir kurum bir bina inşa etmeye başlar,

daha bina bitmeden kurumun ihtiyaçları

karşısında yetersiz kalacağı anlaşılır ve

yenisinin planlaması başlar. Bu binalara

ziyaretçi olarak girmek de hayli zahmet-

lidir. Çalışanlar kimliklerini gösterip özel

kapılardan saniyeler içinde içeri girer-