İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
106
BRÜKSEL’DEN BAKINCA
kararın oradan geldiğinin farkında
dahi değildir. Bu haliyle Adalet Divanı
bir nevi “görünmeyen adam” gibidir.
Öyle de olsa, ara sıra acaba bu karar-
larında siyasetin rolü olmuş mudur
diye şüpheye düşürseler de, “iyi ki
varlar” dediğimiz kurumlar arasın-
dadır Adalet Divanı. Türkiye lehine
aldıkları kararlardan oluşan koca bir
kitap yayımladı Vakfımız.
Ȉ
Bankerler:
AMB, AB’nin en büyük ka-
zanımı, son çocuğu, ortak para birimi
avrodan sorumludur. Öyle yetkiler-
le donatılmıştır ki, kendisini Avrupa
idealinin “gerçek kurtarıcısı” olarak
görmesine şaşmamak gerek. Şu anda
başkanlığını Halaskâr Draghi Paşa(Ǩ)
üstlenmiş durumdadır desek yakışır.
Son ekonomik krizin başlamasının so-
rumlusu onlar değil; ama krizden bir
türlü çıkılamamasındaki sorumluluk-
larını da inkâr edemeyiz. Sık sık “acil”
kararlar alıyorlar ama bu kararları bir
araya getirdiğimizde yamalı bohçaya
benziyor, bütünlüğü yok.
Sınıflar(!) Arası İlişkiler
Kurumların kendilerini nasıl gördük-
lerine kısaca değindim, şimdi de birbir-
lerini nasıl gördüklerine bir bakalım.
Komisyon için parlamenterler, onların
büyük bir özenle hazırladıkları planları,
keyfi değişiklik önergeleriyle tahrip eden
bozgunculardır. Parlamenterler için ise
Komisyon çalışanları, halkın iradesinin
hayata geçmesini sudan nedenlerle en-
gelleyen memur zihniyetli kişilerdir. Öte
yandan, her ikisi de aralarındaki karşılıklı
bağımlılığın bilincindedir. Komisyon’un
bilgi ve deneyim birikimi olmadan Parla-
mento doğru kararı bulamaz. Komisyon
da, Parlamento’nun desteği olmadan Kon-
sey karşısında çaresiz kalacağının farkın-
dadır. Birlikte iş yapabilmek için birbirle-
rinin hassasiyetlerine özen göstermeleri
gerektiğini bilir, ona göre davranırlar.
Aslında Konsey, AP ve Komisyon’un
ortak düşmanıdır desek yalan olmaz.
Konsey, son sözü söyleme hakkının
kendisinde olduğunun bilincindedir ve
bunu dışarı yansıtmaktan hoşlanır. Bi-
Avrupa halkı kavramının AP’ye milli
parlamentoların üzerinde bir ko-
num ve yetki sağladığı inancı ile öyle
düşünmeyi sürdürürler. Üstelik bu
durumda, AP de “Avrupa’nın menfa-
atlerini” kollayan “tek gerçekten Av-
rupalı kurum” haline gelmiş olur. Ne
de olsa diğer parlamentolar sadece
basit “milli menfaatleri” savunmak-
tadır. Öte yandan, “milli menfaat”
kavramından uzak durma çabası, AP
üyelerini bir süre sonra kendilerini
seçen halktan uzaklaştırır, onlara
yabancılaştırır.
Ȉ
Hâkimler:
Adalet Divanı en etkili
AB kurumlarından birisidir. Çünkü
yasaları sadece lafzen değil, ruhen
de değerlendirir ve hemen her alana
girer. Öte yandan, vatandaşlar ya-
şamlarını derinden etkileyen birçok
Her biri kendisini AB
idealinin sahibi, kurtarıcısı,
koruyucusu olarak gören
bu kadar çok AB kurumu
harıl harıl çalışırken;
AB neden krizden
kurtulamıyor? Bunu da
anlamak çok zor.




