Background Image
Table of Contents Table of Contents
Previous Page  103 / 112 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 103 / 112 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

101

Türkiye lehine oy verdi; bu da bir ger-

çektir. Olay, ǮAvrupa’ya ihtiyacımız yok’

gibi laflara geldi ve buna üzülüyorum.

AB, bir devlet gibi algılanıyor; AB aslın-

da bir değerler birliği. Hukuk devleti,

insan hakları, basın özgürlüğü, toplan-

ma özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği gibi

konularda bir birlik. Avrupa ekonomik

açıdan belli sorunlar yaşıyor olabilir.

Yunanistan’da kişi başına milli gelir 25

bin dolar; Türkiye’de ise 10 bin dolar.

Bir Yunan bizden 2,5 kat daha zengin.

AB’nin genelinde fakirleşen kimse yok.

Ekonomik açıdan sorunlar yaşanabi-

lir ama bugün Almanya’ya bakın; 80

milyonluk nüfus, 1,5 milyarlık Çin’den

daha fazla ihracat yapıyor.

Almanya’da bulunan Türk

şirketleri ve Türkiye’de bulu-

nan Alman şirketlerinin ışığın-

da, Türkiye-Almanya ekonomik

ilişkilerdeki mevcut durumu

nasıl değerlendiriyorsunuz?

Almanya’daki Türk şirketleri ara-

sında cirosu 50 milyon avroyu geçen

kuruluşlar birkaç taneyi geçmez. Al-

manya’daki Türk kökenli işverenler,

işçiler ve firmaları genellikle hizmetler

sektöründe faaliyet gösteriyor. Alman-

ya’da hizmet sektöründe orta halli, orta

ve küçük ölçekte firmalar hâkim; özel-

likle kiosk olarak adlandırılan gazete

bayileri ve büfeler, restoranlar, döner-

ciler gibi. Bu bahsedilen 50 milyar avro

ciro bunlardan oluşuyor. Ama bugün

yüzlerce işçi çalıştıran büyük şirketler

birkaç tane ile sınırlıdır. İnşaat sektörü

dışındaki sektörlerde Türklere ait dev

kuruluşlardan bahsetmek güç. Nakli-

yat sektöründe faaliyet gösteren Türk

şirketleri de var, ama bunlar çok büyük

kuruluşlar değil. Siemens’ten Metro’ya

kadar büyük Alman şirketler, Türki-

ye’de faaliyet gösteriyor ve çok iyi iş ya-

pıyorlar. Hemen hemen Almanya’daki

bütün kuruluşlar Türkiye’de şube açtı;

üretim yapıyorlar. Şu anda Türkiye’de

yaklaşık 6.500 Alman firması bulunu-

yor. Dış yatırımın gelmesini çok olumlu

karşılıyorum.

Batı Avrupa’nın diğer ülke-

lerinde görüldüğü gibi, Alman-

ya’da da göçmen karşıtlığı artış

göstermekte. Akıllara özellikle

PEGIDA gibi İslam karşıtı bir

oluşum geliyor. Almanya’da

PEGIDA’nın ve genel olarak Av-

rupa’da aşırı sağın yükselişini

nasıl yorumluyorsunuz?

Bu gibi hareketleri marjinal olarak

görüyorum. Bugün PEGIDA’ya bakı-

yorsunuz, 10 bin kişi gitti. Şimdi sayı

da azalıyor. Batı Almanya şehirlerinde

PEGIDA’ya karşı mitingler yapıldı. Buna

rağmen göçmenler hakkında önyargıla-

rın olduğu da bir gerçek. Ancak çoğun-

luk, göçmenler hakkında olumlu bir

bakışa sahip. Almanya’nın ekonomik

açıdan ayakta kalabilmesi için her yıl

yüzbinlerce nitelikli işçinin, kalfanın

veya belli beyin gücünün Almanya’da

olmasının şart olduğunu Alman top-

lumu anlamış durumda. Hristiyan De-

mokratlar bile bu düşünceyi paylaşı-

yor. Ama bu konuya marjinal yaklaşan

yüzde 3,5 ila yüzde 10’luk kesimden

söz edilebilir. 18 yaşından beri Alman

toplumu ile iç içe yaşıyorum. Alman

toplumu, gerçekçi bir toplum; onlar

için ekonomik gerçekler ön planda.

Ekonomik açıdan Almanya’nın göçe

gerçekten ihtiyacı olduğu her kesimce

kabul edilmiş durumda. Nitelikli işgücü

göçünü desteklemelerine karşın bu

göçmenlerin çoğu da Almanya’ya gelmi-

yor. Örneğin; Hindistan’dan Almanya’ya

beyin göçünü destekliyorlardı; ancak,

Hintliler Almanya’ya gelmedi, İngilte-

re’yi tercih ettiler.

Demografik açıdan Almanya geri-

liyor. Almanya’da her yıl ölümler ile

doğumlar arasındaki fark 300 bin; bu,

10 yılda 3 milyon yapar. 50 yılda ise

nüfusun 15 milyon dolayında azalması

anlamına geliyor ki; bu çok büyük bir

rakam. Demografik açıdan Almanya’nın

tazelenmeye ihtiyacı var. Kaldı ki Al-

manya’da ortalama yaş 47, Türkiye’de

27. Almanya’nın nüfusu yaşlanıyor. Do-

layısıyla onların genç insan göçüne;

işgücüne ihtiyaçları var. Böyle bir or-

tamda PEGIDA gibi hareketlerin hiçbir

şansı yoktur. Bunlar, belli yerde tepkisel

olarak ortaya çıkmış oluşumlardır; bü-

yütmemek lazım