Page 22 - İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi - Mayıs - Haziran 2012

Basic HTML Version

D O S Y A
20
19
65
ve (B) ve (M) borçlarını henüz tam olarak ifa etmeden önce
(A), (M)’ye aynı mal ve aynı satış koşulları için daha iyi bir fi-
yat teklifi sunmuş olsun. (A) söz konusu fiyat teklifiyle (B) ile
aralarında ile bir satım sözleşmesi kurulmasını hedeflemek-
tedir; ancak bu fiil tek bir ürüne ihtiyaç duyan (M)’nin (B)
ile yaptığı sözleşmeden dönmesi sonucunu doğurabilecek-
tir. Söz konusu olayda (A)’nın dürüstlük kuralına aykırı hiç-
bir davranışı bulunmamaktadır. Bu itibarla, m. 55’de sayılan
haller “eğer içerisinde dürüstlük kuralına aykırı bir davranış
olup olmadığı irdelenmeksizin”haksız rekabet eylemi olarak
kabul edilirse (A)’nın söz konusu fiili hemhukuk hemde ceza
davalarıyla yaptırıma tabi tutulabilecektir
7
.
Kanaatimizce, verilen örnekte (A) bir haksız rekabet
eylemi işlemeyip tam aksine rekabet etme hakkını kullan-
mıştır. Bu hak ise başta 48. maddesinde “herkes, dilediği
alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir” hükmü-
nü içeren Anayasa; 54/1. maddesinde “haksız rekabete iliş-
kin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfa-
atine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır” hük-
münü içeren TTK ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hak-
kında Kanun hükümleri ile korunmaktadır.
Sonuç olarak, sözleşmeyi ihlale yöneltmek fiilinin
veya sözleşmeyi sona erdirmek fiilinin yasaklanması ile han-
gi menfaatlerin korunmaya çalışıldığının ortaya konulması
gerektiği kadar söz konusu fiillerin dürüstlük kuralına aykırı
bir davranış içerip içermediğinin ayrıca dikkate alınması ge-
rekmektedir.
Ticari İşletme Hukuku bölümüne ilişkin ikinci tespi-
timiz ise acentelik sözleşmesini düzenleyen hükümlerden
120. maddeye ilişkin olacaktır. Acentelik sözleşmesi TTK m.
102-123 arasında düzenlenmiş olup bu sözleşmenin bir ta-
rafında acente, diğer tarafında ise müvekkil bulunmaktadır.
Türk Hukuku’nda ve yabancı hukuk sistemlerinde acentenin
müvekkil karşısında ekonomik yönden zayıf konumda oldu-
ğu kabul edilmektedir. Bu nedenle de acentelik sözleşme-
sini düzenleyen kanun hükümlerinde acenteyi koruyan çok
sayıda düzenleme ile karşılaşılmaktadır: Örnek olarak acen-
tenin hangi işlemler için ücrete hak kazandığını düzenleyen
113. madde, acentenin ücretinin hesaplanması bakımından
önemli olan bütün konularda müvekkilden bilgi alma hakkı-
nı düzenleyen 114. madde, acentenin denkleştirme istemi-
ne ilişkin hakkını düzenleyen 122. madde ve nihayet acen-
te aleyhine getirilen sözleşme sonrası rekabet etmeme yü-
kümlülüğünün şartlarını ve acentenin bu yükümlülük kar-
şılığında bir bedel talep hakkını düzenleyen 123. madde
gösterilebilir.
Bu düzenlemelerin yanında yine acentenin haklarını
korumak amacıyla öngörülen 120. madde de bulunmakta-
dır. Müvekkilin acenteye karşı borçlarını düzenleyen söz ko-
nusu 120. Madde
8
ise (b) bendinde getirdiği yeni bir yü-
kümlülük nedeniyle sorgulanmaya açıktır: Müvekkil, acen-
teye…. acentelik sözleşmesinin yerine getirilmesi için ge-
rekli olan hususları ve özellikle iş hacminin acentenin nor-
malde bekleyebileceğinden önemli surette düşük olabile-
ceğini bildirmek…zorundadır. Bu hüküm karşısında mü-
vekkil sınırları belirli olmayan ve ticari hayatın dengesine
pek de uygun olmayan bir yükümlülük altına girmiş bulun-
maktadır. Şöyle ki, müvekkilin bu yükümlülüğü yerine ge-
tirebilmesi için öncelikle acentenin “normalde bekleyebi-
leceği iş hacmini” tespit etmesi gerekmektedir. Böyle bir
iş hacmini acenteyle henüz ilk defa bir ticari ilişkiye gire-
cek olan müvekkilin tespit etmesi hiç de kolay olmayacak-
tır. Esasında, TTK’nın müvekkilin yükümlülüğünü belirler-
ken acentenin “beklentisine”ağırlık vermesi isabetli gözük-
memektedir.
Müvekkilin söz konusu bilgiyi vermemesinin yaptırı-
mı ise TTK düzenlenmemiştir. Şüphesiz ki acente (b) ben-
dinde yer alan bildirimlerin kendisine yapılmadığını ve bu-
nun bir zarara yol açtığını iddia edebilecektir. Salt söz konu-
su bildirimin yapılmamış olmasının ise acenteye nasıl ve ne
kadar zarar vermiş olabileceğinin tespiti ise başka bir çetre-
fil konuyu oluşturmaktadır.
Kanaatimizce, TTK m. 120/1/b’de müvekkil aleyhi-
ne getirilen bildirim yükümlülüğü, çoğunlukla bir tacir ola-
rak karşımıza çıkan ve bu itibarla m. 18/2 uyarınca ticare-
tine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi ha-
reket etme zorunluluğu bulunan acentenin müvekkil karşı-
sında sınırları belirli olmayan bir hakka kavuşmasına yol aç-
mıştır; bu itibarla kanun koyucunun ticari yaşama söz konu-
su hüküm ile yaptığı müdahale sakıncalı olarak değerlendi-
3
S. ARKAN, Ticari İşletme Hukuku, 15.
bası, Ankara, 2011. R. AYHAN / M. ÖZ-
DAMAR / H. ÇAĞLAR, Ticari İşletme Hu-
kuku Genel Esaslar, 4. bası, 2011. M.
BAHTİYAR, Ticari İşletme Hukuku, 12.
bası, İstanbul, 2012. F. BİLGİLİ / E. DE-
MİRKAPI, Ticaret Hukuku Dersleri, 2.
bası, Bursa, 2012. S. KARAHAN, Ticari
İşletme Hukuku, 22. bası, Konya, 2011.
4
62. maddenin gerekçesinde söz
konusu ilkeye açıkça atıf yapılarak
55. maddedeki sayımın önemi ortaya
konmuştur: …ceza hükmünün
uygulanmasında dikkat edilmesi
gereken husus, suç ve cezaların
kanunîliği ilkesi uyarınca 55 inci
maddede yer alan bentlerde “özellikle”
ibaresinden sonra sayılan fiillere
aykırılık halinde ceza söz konusu
olabilecek, maddede doğrudan
sayılmayan ancak haksız fiil
oluşturabilecek diğer hallere aykırılık
durumunda ise ceza verilmeyecektir”.
5
Nitekim, 62. madde şu düzenlemeyi
içermektedir: a) 55 inci maddede
yazılı haksız rekabet fiillerinden birini
kasten işleyenler… fiil daha ağır cezayı
gerektiren başka bir suç oluşturmadığı
takdirde, 56 ncı madde gereğince
hukuk davasını açma hakkını haiz
bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine,
her bir bent kapsamına giren fiiller
dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli
para cezasıyla cezalandırılırlar.
6
2. ve 3. hallerin üzerinde
durulmamasının sebebi ise söz konusu
hallerin zaten kendi içinde dürüstlük
kuralına aykırı davranışları içermesi
nedeniyle bu fiillerin TTK m. 54/2
kapsamında haksız rekabet olarak
kabul edilmelerinde bir sakınca
bulunmamasıdır. Bu bentler aynen
şu düzenlemeleri içermektedirler:
“…2. Üçüncü kişilerin işçilerine,
vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine,
haketmedikleri ve onları işlerinin
ifasında yükümlülüklerine aykırı
davranmaya yöneltebilecek yararlar
sağlayarak veya önererek, kendisine
veya başkalarına çıkar sağlamaya
çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya
diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin
veya müvekkillerinin üretim ve iş
sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye
yöneltmek…”.