İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
77
ticareti olumsuz yönde etkileyebilecek
mevzuatı, uygulamaları ve kararları da
bu kapsamda değerlendiriliyor. Dolayı-
sıyla AB hukukuna istinaden Üye Dev-
letlerin AB’ye ve diğer Üye Devletlere
karşı, serbest mal akışını doğrudan veya
dolaylı bir biçimde engelleyecek veya sı-
nırlayacak önlemleri hayata geçirmeme,
mevcut engelleri giderme ve ticareti etki-
leyebilecek çeşitli faaliyetlerden kaçınma
yükümlülüğü bulunuyor. Bununla birlik-
te tersten okuma yaptığımızda, devlet
aygıtları dışında yer alan kişi, kurum
ve kuruluşların AB Tek Pazarı içerisin-
de malların serbest dolaşımını olumsuz
yönde etkileyebilecek faaliyetleri karşı-
sında devletlerin sorumluluğuna gidi-
lemeyeceği sonucuna varılabilir. Acaba
durum gerçekten böyle mi? Dergimizin
işbu sayısında soruya ABAD’ın 1997 ta-
rihinde karara bağladığı ve literatüre
‘İspanyol Çilekleri’ olarak geçen Davayı
(Avrupa Komisyonu v Fransa (C-265/95)
ve Davaya giden olayları incelemek sure-
tiyle cevap arayacağız.
İspanya’nın 1986 senesinde AB’ye
(o dönemki ismi ile AET) üye olması
ile birlikte Fransız çiftçileri ve özellikle
Fransız çilek üreticileri, İspanyol meyve
ve sebze üreticileri karşısında hızlı bir
şekilde rekabet güçlerini ve dolayısıyla
Fransa ve AB içerisinde pazar paylarını
kaybetmeye başlarlar. 1993 yılına ge-
lindiğinde tansiyon oldukça yükselir ve
Fransız çiftçileri kendi aralarında çeşitli
şekillerde örgütlenerek, diğer Üye Dev-
letlerden ithal edilen tarım ürünlerinin
ülke pazarına girişlerini engellemek
amacıyla ithal tarım ürünlerinin ticare-
tini ve satışını yapan toptancı ve manav-
ları tehdit, yerli ürünlerin satışını yap-
maya zorlama gibi radikal sayılabilecek
çeşitli faaliyetlere girişirler. Çiftçilerin
faaliyetleri git gide agresifleşir ve 1994
senesine gelindiğinde faaliyetlerin dozu,
özellikle İspanya’dan ithal edilen çilek-
leri satan alışveriş merkezlerini fiziken
tehdit, ürünleri tahrip ve İspanya’dan
Fransa’ya çilek taşıyan kamyonlara ve
şoförlere yollarda saldırmaya ve araçları
yakmaya kadar varır.
Benzer şiddet olaylarının iki hafta
ara ile aynı yerde yaşanması fakat Fransa
polisinin sadece olaylara seyirci kalması
ve ürünleri taşıyan kamyonlar ile ürünleri
koruyucu tedbirleri almaması üzerine
olayları yakından takip eden Avrupa Ko-
misyonu, Fransa Hükümeti’ni uyarmak
suretiyle Fransa’nın serbest mal akışını
ve dolayısı ile diğer Üye Devletlerden
Fransa’ya yönelen ticaretin aksamama-
sı için gerekli tedbirleri almasını ister.
Her ne kadar Fransız hükümeti gerekli
tedbirlerin alınacağını ve benzer şiddet
olaylarına bir daha izin verilmeyeceğini
Komisyona bildirdiyse de, 1995 senesinin
Haziran ayında İspanya’dan Fransa’ya
İspanyol çileklerini taşıyan üç kamyon
daha, Fransız polisinin gözleri önünde
benzer şekilde çiftçilerinin saldırısına
uğrar ve kamyonlar ve ürünler tahrip edi-
lir. Bu son gelişme üzerine Fransa yetkili
makamlarının, bütün uyarılara rağmen
Birlik içerisinde malların serbest dolaşı-
mını engelleyen şiddet olayları karşısında
gerekli tedbirleri bilinçli ve art niyetli
olarak almadığına kanaat getiren Komis-
yon, Fransa’yı AB hukukunun serbest
mal ticaretini düzenleyen hükümlerine
aykırı hareket ettiği gerekçesi ile ABAD’a
şikâyet eder.
Yargılama sırasında her ne kadar
Fransa, gerekli bütün önlemleri aldığını
fakat olayların çok geniş bir coğrafyada
çok hızlı geliştiğini ve bu tip olaylara her
zaman hızlı bir şekilde müdahale edile-
bilmesinin pratikte mümkün olamadığını
savunsa da eldeki deliller ışığında ABAD
aynı görüşü paylaşmaz. Zira Komisyonun
hazırladığı raporlar, meydana gelen şid-
det olayların çoğunda ilgili otoritelerin
çiftçilerin nerede ve ne zaman gösteri
yapacağını önceden haber aldığını ortaya
koyuyor. Gösterilerin saatlerce sürdüğü
olaylarda dahi polisin bütün aramalara
rağmen olay yerine gelmemiş olması dik-
kat çekti. Fransız polisinin ayrıca sayıca
göstericilerden fazla olduğu durumlarda
dahi polisin olaylara müdahale etme-
diği görülmüştü. Son olarak olayların
çoğu televizyon kanallarını tarafından
yayınlanmasına ve ilgili yayınlarda şid-
det olaylarına karışan göstericilerin yüz-
lerinin açıkça seçilebilmesine rağmen,
sadece çok az sayıda kişiye karşı yasal
işlem yapılmış ve sadece tek bir dava
açılabilmişti.
Dolayısı ile ABAD’a göre de eldeki ve-
riler Fransız hükümetinin, diğer Üye Dev-
letlerden ithal edilen tarım ürünlerinin
Fransa’ya girişine karşı yerel çiftçilerin
makul protesto sınırlarını aşan ve şid-
dete dönüşen eylemlerine karşı gerekli
tedbirleri bilinçli ve tutarlı bir şekilde
almadığını ortaya koyuyor. Bu sebeple
yargılama sonunda ABAD, Fransa’nın
AB hukukunun malların serbest dolaşı-
mı hükümlerine aykırı hareket ettiğine
hükmetti. Zira Mahkemeye göre, serbest
dolaşımı düzenleyen AB hukuku hüküm-
leri, Üye Devletlere ticareti engellememe
gibi pasif bir takım yükümlülükler getir-
menin yanında, devletlerin AB içerisinde
ticaretin kesintisiz bir biçimde devamını
sağlayacak önlemleri de hayata geçirme
noktasında aktif sorumlulukları oldu-
ğunu ima ediyor. Zira somut olayda da
görüldüğü üzere devlet organları dışında
yer alan kişilerin giriştikleri, makul ve
yasal sınırları aşan bir takım eylemler de
en az devletlerin alacağı önlemler kadar
ticaret üzerinde oldukça olumsuz bir rol
oynayabiliyor; otorite boşluğu neticesin-
de yaratılan güvensizlik ortamı AB içe-
risinde mal akışını ciddi şekilde sekteye
uğratabiliyor. Dolayısı her ne kadar mev-
zuat metni ve lafzı açısından malların AB
içerisinde serbest dolaşımını doğrudan
veya dolaylı sınırlayan/engelleyen dev-
let önlemlerini açıkça yasak kapsamına
alsa da, vatandaşların giriştiği benzer
faaliyetler açısından da, her olayda farklı
değerlendirilmek şartıyla, devletlerin
sorumluluğu prensip olarak varlığını sür-
dürüyor.
■
ABAD, Fransa’nın AB
hukukunun malların serbest
dolaşımı hükümlerine aykırı
hareket ettiğine hükmetti.




