Previous Page  29 / 88 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 29 / 88 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

27

Öncelikle yukarıda altı çizilen,

süreci olumsuz etkileyen 5 faktör in-

celendiğinde, hepsinin siyasi iklimle

doğrudan bağlantılı olduğu görülüyor.

Başka bir ifadeyle sürecin arafta asılı

kalmasında genel siyasi konjonktürün

büyük etkisi var. Teknik süreçte hemen

hemen başarıyla sona gelindiğinden

ötürü de tarafların karşılıklı olumlu

siyasi irade göstermesi ve uzlaşı iklimi-

nin doğması halinde çok hızlı şekilde

vize serbestliği düğümünü çözecek

adımlar atılabilir.

Dört sebepten dolayı, önümüzdeki

dönemde taraflar arasında vize serbest-

liği diyaloğunu çözüme kavuşturacak

olumlu bir siyasi iklimin doğması çok

olası. İlk olarak, Türkiye-AB Mülteci

Uzlaşısı’nın başarısı, tarafların son dö-

nemde ortaya koyduğu en etkin işbirliği

mekanizmasını oluşturuyor. Mekaniz-

manın yürürlüğe girdiği tarihten bu

yana, Komisyonun son verilerine göre

Ege Denizi’nde hayatını kaybeden göç-

menlerin sayısı 63 olarak belirlenirken,

2015 yılının aynı döneminde bu sayı

592’ydi. Öte yandan göç yönetiminde

işbirliğinin artmasının bir diğer sonu-

cu olarak, öncesinde günde 1.740 göç-

men deniz yoluyla Ege Adalarına geçiş

yaparken, Uzlaşının ardından bu sayı

90’a indi. Yani etkin işleyen bir Mülteci

Uzlaşısı, AB ülkelerinde her geçen gün

yabancı düşmanlığının ve AB şüpheci-

liğinin artmakta olduğu bir ortamda,

AB’ninmeseleye hâkim ve çözüm odaklı

olduğunu gösterebildiği tek vasıta. Etkin

işbirliğinin sürmesi için bir noktada

tarafları, soğumakta olan vize serbest-

liği meselesini orta vadede dolaptan

çıkarmaya ve tekrar gündeme taşımaya

itecektir.

İkinci olarak, Türkiye-AB Gümrük

Birliği’nin modernizasyonuna yönelik

süreç başladı, etki analizi çalışmaları

gerçekleşti ve taraflar Gümrük Birliği’nin

hizmetler, kamu alımları ve tarım alanla-

rını kapsayacak şekilde genişletilmesini

müzakere etmek üzere müzakere masa-

sına oturmaya hazırlanıyor. Bu müzake-

reler şüphesiz ki tarafların iletişimini ve

birlikte çalışma pratiğini perçinleyecek-

tir. Öte yandan pek çok tarife dışı etken

gibi vize uygulaması ve Türk iş adam-

larının, işçilerin AB’de serbest dolaşımı

da müzakereler kapsamında gündeme

gelecektir. Burada doğacak olumlu bir ik-

lim, aynı olumlu havadan vize serbestliği

diyaloğunun da etkilenmesini muhakkak

ki sağlar.

Son olarak AB’nin güncel vize poli-

tikalarında yakın dönemde gerçekleşen

dönüşümün Türkiye-AB Vize Serbestliği

Diyaloğu’na muhtemel olumlu etkilerine

de küçük bir parantez açmak yanlış ol-

maz. AB’nin vize müktesebatında, üçün-

cü ülkelere tanınan vize serbestliğini,

gerekli görülen hallerde askıya alan bir

mekanizmanın bulunmaması, hem Tür-

kiye hem Ukrayna hem de Gürcistan’ın

sürdürdüğü vize serbestliği diyalogla-

rını zora sokuyordu. AP’de, böyle bir

denetim mekanizması oluşturulmadığı

takdirde, bahsi geçen 3 ülkeye vize ser-

bestliği sağlanmaması yönünde görüş

hâkimdi. 7 Aralık 2016 tarihinde AP

ve Konseyin bu mekanizma üzerinde

uzlaşıya varmasının ardından 27 Şubat

2017 tarihinde askıya alma mekaniz-

ması Konsey tarafından kabul edildi.

Böylelikle, Gürcistan’a ve Ukrayna’ya

yönelik vize serbestliği kararı da onay-

lanmış oldu. Yani Türkiye’nin yürütmek-

te olduğu vize serbestliği diyaloğunun

önündeki bir teknik engel de ortadan

kalktı; Türkiye’ye vize serbestliği konusu

AP’nin önüne geldiğinde, AP üyelerinin

müktesebattaki eksikliklerin arkasına

saklanma şansı kalmadı.

Sonuç Yerine:

Söylem Değişikliğine Her

Zamankinden Çok İhtiyaç Var

2016 yılının Mart ayında, Türki-

ye ile AB arasında peşi sıra zirvelerin

düzenlendiği, art arda vize serbestliği

diyaloğu değerlendirme raporlarının

yayımlandığı, pek çok ana akım haber

kanalının akşam bültenine AB uzman-

larının katıldığı zamanlardan, 2017 yı-

lının aynı döneminde Gürcistan’a vize

serbestliği haberini gazetelerden oku-

duğumuz, vize serbestliğindense vize

serbestliğini askıya alan mekanizmaları

incelediğimiz; tamamen zıt bir tabloya

gelindi. Çalışma boyunca sürecin aşamaları

ve teknik boyuta ilişkin güncel durum

ortaya koyuldu. Nitekim esas vurgulan-

mak istenen, böyle bir karamsar tabloda

dahi, siyasi iklim/diyalog ortamı oluş-

tuğu takdirde, vize bariyerinin ortadan

kalkmasının önünde en küçük mani ol-

madığıydı. Siyasi iklimin değişimi ise

ancak söylem değişikliğiyle sağlanabilir.

Karşılıklı olarak tarafları dışlayıcı söy-

lemden; Türkiye’nin OHAL şartları altın-

da, pek çok tehditle karşı karşıya olduğu,

AB’nin ise tarihinin en büyük varoluş kri-

zini yaşadığı durumsalda ortak çıkarlara

odaklanılması gerekiyor. Nitekim bu tür

bir yaklaşımın uygulamaya koyulması,

tarafların müzakere tutumlarında deği-

şiklikler gerektiriyor.

Öncelikli olarak AB, Türkiye ile vize

serbestliği veya üyelik süreci fark etme-

den müzakereleri, dayatmacı yaklaşı-

mı bir kenara bırakarak sürdürmeli ve

modern müzakere tekniklerine uygun

şekilde, karşı tarafın toplumsal hassasi-

yetlerini de göz önüne almalıdır. Örne-

ğin Türkiye-AB Vize Serbestliği Diyalo-

ğu’ndaki teknik uyum sürecinin terörle

mücadele mevzuatına ilişkin konularda

düğümlenmesinde böyle bir yaklaşım

eksikliğinin payı var.

Türkiye açısından ise iki konunun

dikkate alınması önem taşıyor. İlk olarak,

vize serbestliği sürecindeki reform yor-

gunluğu (

reform fatigue

) kabul edilebilir

olsa da, her reform hamlesinin külfet-

tense kazanım olduğunun hatırlanması

gerekiyor. İkinci olarak ise, ticarette, adli

işbirliğinde, göç yönetiminde veya ulus-

lararası ilişkilerin pek çok diğer alanında

Türkiye’nin en etkin ve faydalı işbirliği

oluşturabileceği bölgesel aktörün AB

olduğunu hatırlamak şüphesiz ki Türki-

ye’nin küresel sistemdeki rolü açısından

da mühim...