İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
25
tutumlarını yavaşça bir kenara bırakıp;
hangi aşamada olduğumuzu ve nele-
rin eksik kaldığını tekrar değerlendir-
mesi, objektif bir hasar tespiti ortaya
koyması gerekiyor. Çünkü hem Türki-
ye’nin hem de AB’nin vize serbestliği
gibi ilişkileri canlandıracak bir başarı
hikâyesine her zamankinden daha fazla
ihtiyacı var.
Türk vatandaşlarının Avrupa ülke-
lerine serbestçe erişebilmesi ve orada
hizmet sunabilmeleri için çok uzun yıl-
lardır takipçi olan, savunuculuk üstlenen
ve gerekli hallerde stratejik davalama
yöntemiyle süreci yönlendiren İKV, vize
serbestliği diyaloğunu AB’nin bir oyala-
ma hamlesi olarak görmüyor ve vizesiz
Avrupa hayalinin gerçekleşeceğine olan
inancını sürdürüyor. Öte yandan süreci
durma noktasına getiren faktörleri doğ-
ru tespit etmek bu aşamada en öncelikli
gereksinimlerden biri...
Güncel durumda, AB’nin ve daha
özelde Avrupa Komisyonunun vize
serbestliği diyaloğuna ilişkin resmi de-
ğerlendirmelerini, Türkiye-AB Mülteci
Uzlaşısı’ndaki gidişatı ele alan düzenli
ilerleme raporlarında görmek müm-
kün. Peki güncel tablo bizlere ne göste-
riyor? İlk olarak, 2 Mart 2017 tarihin-
de yayımlanan 5’inci Mülteci Uzlaşısı
İlerleme Raporu’nda da vurgulandığı
gibi, Türkiye-AB Vize Serbestliği Yol
Haritası’nda yer alan ve Türkiye tara-
fından henüz karşılanmamış 7 kriter
varlığını koruyor.
Bu 7 kriterden 2’si, yani AB stan-
dartlarında, biyometrik veri içeren
pasaportlara geçilmesi ve Türkiye-AB
Geri Kabul Anlaşması’nın uygulama-
ya girmesi için gerekli adımlar atıldı.
Türkiye ile AB’nin ortak finanse et-
tiği üçüncü nesil yüksek güvenlikli
pasaportların 2017 yılında dolaşıma
sokulmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Geri Kabul Anlaşması’nın etkin şekilde
işlemesine yönelik olarak ise 1 Hazi-
ran 2016 tarihinde anlaşmanın bütün
hükümlerinin yürürlüğe girmesinin
ardından eksiklikler mevcut olsa da,
ortak iradeyle temizlenemeyecek bir
pürüz bulunmuyor. Yani bu iki kriterin
karşılanmasının önünde herhangi bir
engel olmadığını öne sürmek mümkün.
Böylelikle Türk vatandaşlarının AB ül-
kelerine kısa süreli seyahatlerindeki
vize engelinin ortadan kaldırılması için
son 5 kriter de karşılandığında, vize
serbestliği diyaloğunun teknik aşaması
başarıyla tamamlanmış kabul edilecek.
Bu, şüphesiz ki Türkiye-AB ilişkilerinin
yakın geçmişindeki en somut başarı
hikâyelerinden biri olarak tarihe not
düşülecektir.
Vize serbestliği diyaloğunda teknik
boyutun başarıyla sonlandırılabilmesi
için Türk yetkili makamların yerine
getirmekle yükümlü olduğu son 5 kriter
şunlar:
• Kriter 42: Yolsuzlukla Mücadele
Ulusal Stratejisi ve Eylem Planı ile
GRECO tavsiyelerinin uygulanmaya
devam edilmesi;
• Kriter 47: Cezai meselelerde bütün
AB Üye Devletleri ile yetkili makam-
lar arasında doğrudan irtibata ge-
çilmesiyle suçluların iadesinin sağ-
lanması da dâhil olmak üzere etkin
işbirliğinin sağlanması;
• Kriter 54: Europol ile Operasyonel
İşbirliği Anlaşması’nın uygulanması;
• Kriter 56: Özellikle denetimden so-
rumlu kurumun yapısı olmak üzere
her alanda AB standartlarında bir
kişisel verilerin korunması mevzuatı
oluşturulması;
• Kriter 65: Organize suçla ve terörle
mücadeleye ilişkin mevzuatın, kişi
güvenliği ve özgürlüğü, adil yargılan-
ma hakkı; ifade, toplanma ve dernek
kurma özgürlüğü alanlarında AİHM
içtihadına, AİHS hükümlerine ve AB
üye ülke ulusal mevzuatlarına uyum-
lu hale getirilmesi.
Yukarıda belirtilen bu 5 kriter, 3 kri-
tik noktada düğümleniyor: kişisel veri-
lerin korunması, yolsuzlukla mücadele,
cezai meselelere ilişkin mevzuatın temel
hakları gözetir şekilde AB mükteseba-
tına yakınlaştırılması. Kritik 3 noktayı
masaya yatırmadan önce ise şunun al-
tını önemle çizmekte fayda var; gelinen
aşamada kalan 5 kriterin kısa sürede
karşılanması kesinlikle mümkün. Böyle
bir durumsalda, iç ve dış olmak üzere çok
sayıda faktör Türk vatandaşlarının AB’ye
vizesiz seyahat serüveninde hasar yarat-
tı. Bu faktörleri dikkatli şekilde mercek
altına almak, önümüzdeki dönemde Tür-
kiye-AB ilişkilerindeki olası kazanımların
kaybedilmemesi için de rehber niteliği
taşıyacaktır.
Vize Serbestliği Serüveninde
Hasara Sebep Olan Faktörler
• Hem AB hem de Türkiye’deki siyasi




